Yanlış yolda olan, sapık düşünceler içinde bulunanların hayatta başarıdan başarıya ulaştıklarını çok kere görür ve biraz da şaşırırız. Onların kazandıkları muvaffakıyet; hayretlerde bırakır bizleri. Gösterdikleri mıktedir ve güçlü oluş hallerini ibretle seyrederiz.
Hidayet / doğru yol üzere olanlara galebe etmeleri, onlara karşı üstünlük kurmaları, daha da taaccüp etmemize / şaşkınlık geçirmemize sebep olmakta ve şöyle düşünmekten kendimizi alamamaktayız.
Onların bu galebe ve üstünlük kurmaları gösteriyor ki, onlar bizlerin bilmediği, akıl erdiremediği bir kuvvete dayanıyorlar ki, bu meçhul yetenekleri başarılı olmalarını sağlıyor.
Çünkü başka türlü kendilerini başarılı bulma ve kılmaları mümkün ve olası değil.
Demek ki, ya doğru yolda olanlar bir zafiyet ve zayıflık içindeler. Ya da galebe edenlerde, bizlerde olmayan bir kuvvet var.
Nitekim dünyanın gözleri önünde. Gazze’nin yerle bir edilmesi. Binlerce masumun, çoluk çocuk demeden vahşice öldürülmeleri. Lübnan’da halkın kıyıma uğratılmak istenmesi.
Kısaca Orta Doğu’daki istikrarsızlık. Halkların bin bir cendere içinde, bunaldıkça bunalmaları. Menfî Batılılar’ın bitmeyen tasallut edişleri ve musallat oluşları karşısında acziyet içinde kıvranmaları. Bizleri böyle düşünmek zorunda bırakıyor. Nitekim “Yıkım sırası Türkiye’ye de gelecek!” hayal ve düşüncesine sahip olanların farkında olarak, fakat kendimizden emin bir bekleyiş içinde, âdeta teyakkuz hâlinde, maalesef tedirgin bir durum arz etmekteyiz!
Fakat hayır. Asla sandığımız gibi değil. Ne menfî oluş içinde olan Batılılar’da bir hakikat / bir gerçeklik var. Ne de hakikat ehlinde olanlarda bir zafiyet, zaaf ve zayıflık var.
Lâkin, üzülerek ve yazıklanarak belirteyim ki, dar görüşlü muhakemesiz / isabetli düşünmeyen bir kısım halk; tereddüt ve şüphelerinden kaynaklanan bir vesvese içinde. Bu yüzden, akide ve dinsel inançları sarsılıyor. Şöyle bir menfî düşüncenin zebunu oluyorlar:
“Eğer Ehl-i Hakk olanlar, tam hakk ve hakikat üzere olsa idiler; bu derece mağlubiyet, zillet ve aşağılık duruma düşmezlerdi. Çünkü hakk ve hakikat kuvvetlidir. Kuvvet ise, haktadır. Şayet o Ehl-i Hakk karşısında galebe eden Ehl-i Dalâlet / Dalâlet Ehli’nin, gerçek bir kuvveti ve bir dayanak noktası olmasaydı; bu derece gâlip, muvaffak ve başarılı olmazlardı.”
Aslında, Ehl-i Hakk’ın mağlubiyeti; kuvvetsizlik ve hakikatsizlikten ileri gelmediği gibi, Ehl-i Dalâletin galebe ve üstünlüğü de; kuvvet, iktidar ve güç sahibi oluşlarından, haklı dayanak noktaları bulunuşundan ileri gelmiyor.
Fakat, bu galibiyet ve üstünlüğü kurmaları için; Ehl-i Dalâlet’in birçok desise, hile ve oyun gibi silâhlara sahip oldukları da bir gerçek.
Çünkü bu zamanda, bazan yüzde on Ehl-i Fesad, yüzde doksan Ehl-i Sâlih kimseleri mağlup edip yeniyor! Ancak o galebe; kuvvet ve kudretli oluşlarından ötürü meydana gelmiyor.
Bilakis Ehl-i Dalâlet’in, onları ifsat ve bozmasından. Alçaklık, tahrip ve yıkımlarından. Ehl-i Hakk’ın ihtilâf ve ayrılıklarından istifade etmelerinden. İçlerine ihtilâf / ayrılık tohumları ekmekten. Zayıf damarlara el atmaktan. Fesat ve bozgunculuk aşılamaktan. Nefsanî işlerini ve şahsî garazlarını harekete geçirmekten. İnsanın mahiyet ve içeriğindeki zararlı madenler hükmünde bulunan fena ve kötü kabiliyetleri işlettirmekten. Şan ve şeref namıyla, ikiyüzlülükle nefsin firavunluğunu okşamaktan. Ehl-i Dalâlet’in vicdansızca yıkımlarından ileri geliyor.
Dahası, bunlar gibi şeytanî desise, hile ve oyunlar vasıtasıyla -geçici de olsa- Ehl-i Hakk’a galebe edip, üstün geliyorlar. İşte dalâlette / yanlış yolda oldukları hâlde, iktidarsızların muktedir görünmeleri.
Ehemmiyetsizlerin şöhret kazanmaları için; kendini övücüerin ve şöhretperest, riyakar / ikiyüzlü insanların; az bir şeyle iktidarlarını göstermek ve ihafe / korkutmak ve zarar vermek cihetinde bir mevki kazanmak için, Ehl-i Hakk’a muhalif vaziyete girerler. Ta ki, görünsünler ve nazar-ı dikkat onlara celp olunsun. Ve iktidar ve kudretle olmayan, belki terk ve atâlet / tembellikle sebebiyet verdiği tahribat onlara isnat edilip, onlardan bahsedilsin. Tıpkı, kendisinden bahsedilsin diye, birinin; meselâ camiyi kirletmesi gibi.


