11.6 C
Kocaeli
Pazar, Nisan 12, 2026
Ana SayfaGüncelKıbrıs'ta Neler Oluyor?

Kıbrıs’ta Neler Oluyor?

Kıbrıs adası tarihin her döneminde Türkiye’nin gündeminde olmuş, buradaki gelişmeler yakinen izlenmiştir.

Özellikle 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtıyla başlayan süreç ve sonrasında yaşananlar, adada kurulan KKTC’deki gelişmeler Kıbrıs’a olan ilgimizi daha da arttırmış, devletinin sınırları içinde özgürce yaşama kavuşan yurttaşlarımızın gelecek beklentileri bizleri daima ilgilendirmiş, ilgilendirmeye de devam etmektedir.

Öncelikle Kıbrıs ata yadigârı vatan toprağıdır. Bunun altını kalın çizgilerle çizmek gerekir. Günümüzde unutulmaması gereken en önemli husus da bu ada ‘Mavi Vatan dediğimiz Doğu Akdeniz’deki’ son kalemiz, bizi uluslararası karasulara bağlayan çıkış kapımızdır. Kıbrıs, Lozan’da kurulan Türk-Yunan dengesinin mihenk taşıdır.

Bu nedenle orada yaşanan her olay takip edilir. Gerekli olduğunda da Ana Vatanın yardım eli tereddüt etmeden uzatılır.

Böylesi bir yazıyı kaleme almamın nedeni bu öncelikleri hatırlatmamın yanı sıra esas olarak son bir ay içinde adada yaşananlara değinmektir.

Şimdi yaşananlara kısaca bir bakalım:

Nisan ayı Rum tarafı için önemlidir. Çünkü 1 Nisan tarihi 1955 onlara göre direniş ve kahramanlık örgütü ama esasında kurulduğu tarihten itibaren ada Türklerine kan kusturan yaptığı toplu katliamlarla Türklere bir nevi soykırım uygulayan EOKA terör örgütünün kuruluş yıl dönümüdür.

Bu eli kanlı terör örgütünün kuruluş yıl dönümü bu yıl her zamankinden daha coşkulu kutlanmış; başta GKRY Cumhurbaşkanı Hristodulis olmak üzere, Rum Ortodoks kilisesi başpapazı, parti liderleri, STK’lar ve tabii ki Yunanistan yönetimince bu örgüt hakkında övgü dolu mesajlar yayınlanmış, anma toplantıları, yürüyüşler yapılmıştır. Kutlamalar öylesine abartılmıştır ki, sokaklara da taşan bu törenlerde ilkokul öğrencilerine dahi EOKA marşı söyletilmiş, adanın Türklerden kurtarılması yeminleri edilmiştir.

Konu bununla da sınırlı kalmamış, Lefkoşa Türk kesiminin Yiğitler burcu bölgesi Rum Vandalları tarafından taşlanmış, havai fişekler atılmıştır.

Bu akıl dışı gösterilere KKTC hükümetince gerekli protestolar yapılarak bu taşkınlık BG’ne iletilmiştir. Ancak Rum tarafınca barış müzakerelerinin yeniden başlaması talep edilirken öte yandan ada tarihinin bu eli kanlı terör örgütüne övgüler düzülmesi de oldukça anlamlıdır.

KKTC tarafında yaşanan gelişmeler hayat pahalılığının artması yönünde olmuş. Hükümetin hayat pahalılığı değişikliği yasa tasarısını meclise getirmesi üzerine sendikalar genel grev çağrısı yaparak protestolar sokağa taşınmış, KKTC meclisi önünde arbede yaşanmıştır.

KKTC de devlet memurları, işçi ve emekliler ayda bir hayat pahalılığı ödeneği almaktadır. Hükümet bir yasa tasarısı ile bu uygulamayı sınırlamak istemektedir.

Bunun üzerine sendikalar ayaklanmış, genel grev çağrısı yapmıştır. Protestolar hala devam etmekte, 13 Nisan pazartesi günü halk yeniden sokağa davet edilerek meclis önüne hükümeti protestoya çağrılmaktadır.

Bu gelişmenin yanı sıra muhalefet partisi CTP Lefkoşa milletvekili Doğuş Derya mecliste yaptığı konuşmada hükümeti eleştirerek; ‘’Sizin yaptığını EOKA bile yapmadı’’ demek cüretini göstererek siciline yeni bir kara leke daha eklemiştir. Çünkü bu milletvekili her yasama döneminde yapmış olduğu kışkırtıcı söylemleri ile bilinir. Daha önceki dönemlerde de KKTC’nin kuruluş yıl dönümü olan 15 Kasım törenlerini eleştirmiş, o gün yapılan kutlama törenlerindeki ‘sevinç gösterilerini gürültü yapılıyor, trafik tıkanıyor’ diye nitelendirerek rahatsız olduğunu belirtmiştir.

Bu satırlardan bu vekile sormak isterim:

‘’Hükümete sizin yaptığınızı EOKA bile yapmadı’’ derken ne söylediğinizin farkında mısınız? KKTC meclis sıralarında aynı ortamı paylaştığınız iktidar üyelerini EOKA terör örgütü ile nasıl eşdeğer görürsünüz? Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır? Sizin yapmış olduğunuz her protesto açıklaması bir provokasyondur; bunu artık herkes biliyor. Ama bu defa çok ileri gittiniz. Derhal yeni bir açıklama ile hükümetten özür dilemelisiniz.

ABD-İran savaşı nedeniyle adanın güneyindeki üslerine gelen Rum kesimince davet edilen ülkelerin savaş gemileri hala burada varlığını sürdürmektedir. Adanın garantörlük ve güvenlik anlaşmasına aykırı olarak burada bulunan ülkelerin varlığının ne zaman sona ereceği bilinmemektedir. Ancak bu gayrı yasal durumun bir an önce sona ermesi öncelikle Rum tarafının menfaatine olacaktır. Zira önümüzdeki dönemde Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması gündeme geldiğinde, bu savaş gemilerinin neden geldiği, neden hala orada bulunduğu Türkiye tarafından sorgulanacak bu gemiler bölgeyi terk etmeden yeni bir görüşme ortamının mümkün olmayacağı belirtilecektir.

BM genel sekreterin Guterres’in görev süresi 31 Aralık 2026 da sona erecektir. Bu göreve yeni bir genel sekreter atanmadan Guterres Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlamasını arzulamakta, bu yönde çalışmalar yapmaktadır.

Ancak yeni bir müzakerenin başlayabilmesi Rum tarafının tutumuna bağlıdır. Bunu da önümüzdeki dönemde yaşanacak gelişmeler gösterecektir.

Değerli dostlar;

Nisan ayı Kıbrıs adası için turizmin başlama mevsimini gösterir. Adanın tüm güzellikleri bu aydan itibaren tüm adayı sarmalar. Özellikle KKTC’ye gelecek olan turistler bahar ayı ile birlikte adanın tüm güzelliklerine ulaşırlar. Bunun için sokakların sakinliği çok önemlidir. Hele ki İran-Lübnan-Filistin üçgeninde yaşanan savaş nedeniyle turizm rotası bu adaya çevrilmişken KKTC de yaşanan sendikal gösterilerin bir an önce son bulması, hükümetin de halkın talepleri doğrultusunda karar alması önemlidir.

Turist gezip görmeye geldiği ülkede huzur ister, emniyet arar. Bunu gözetmek ve sağlamak her kesimin öncelikli görevi olmalıdır.

Her yıl Yunan adalarına defalarca giden yurttaşlarımıza da seslenmek istiyorum. Bu yıl özellikle KKTC’ye gidiniz. Oradaki güzelliklerin farkına varınız. KKTC sadece kumar ve deniz demek değildir. Kıbrıs Türk insanının yaşam biçimi başlı başına bir kültür, görülmesi yaşanması gereken ayrı bir lezzettir.

Bu yıl Yunan adalarında sirtaki oynamak yerine gelin ata yadigârı vatan toprağımızın kültürel zenginlikleri ile tanışın. KKTC kültürü size kucak açmış bekliyor.

Unutmayınız;

Yunan adalarında harcayacağınız her avro bizlere karşı kullanılacak silah alımına giderken KKTC de harcayacağınız her lira KKTC’nin gelişimine katkı sağlayacaktır.

Atilla Çilingir
Atilla Çilingirhttp://www.atillacilingir.com/
1967 yılında Teğmen rütbesiyle T.S.K da göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları adada tüm hızıyla devam ediyor, Yunanistan’ın da desteğini alan Rum’lar; adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne her türlü mezalimi yapıyor, gerçekleştirdikleri toplu katliamlar, uyguladıkları ekonomik ambargolarla Kıbrıs Türk Halkını adadan göçe zorluyorlardı… O dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 1960 yılında imzalamış olduğu, BM’ler tarafından da onaylanmış garantörlük anlaşması gereğince, ada da bulunan ‘Şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında’ görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir; 1974 yılının 20 Temmuz Cumartesi sabahı kendisini Kıbrıs’ta savaşın içinde buldu. Bölük komutanı olarak Kıbrıs Savaşlarının her iki safhasında da bu görevini başarıyla sürdürdü, ‘Gazi‘ unvanı ile onurlandırılarak Türkiye’ye döndü. 1974–1975, 1985–1987 yıllarında Kıbrıs’ta görevli olduğu yıllardan sonra da, adada yaşanan olayları yakinen takip eden Çilingir; 2004-2011 yılları arasında Kıbrıs Türk Kültür Derneğinin İstanbul Şubesi yönetim kurulunda da görev yaptı. Bu uzun süreçte ’mili davamız’ olarak bilinen Kıbrıs konusuna sahip çıkarak, Kıbrıs Türk Halkının kazanılmış tarihsel ve hukuksal haklarını savunmak adına değişik platformlarda görev aldı. Sempozyumlara, panellere, televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı, makaleler yayınladı. Yakinen takip ettiği Kıbrıs konusu başta olmak üzere, ülke meseleleriyle ilgili güncel yazılarına, konferanslarına devam etmektedir. T.S.K.’dan 1990 yılında, kendi isteği ile emekli olduktan sonra; Kıbrıs konusuyla ilgili kaleme almış olduğu; ’’Özgürlük Nefesi (K.K.T.C Cumhurbaşkanlığı yayını 1995)’’, ‘’Girne’den Doğan Güneş (1997)‘’, ‘’Unutanlar Unutturulanlar ya da Hatırlayamadıklarımız (2004)’’, ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka (2006)’’, ‘’Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim (2007)‘’,’’Tarihten Gelen Çığlık (2010)’’, Kıbrıs ‘’Yes Be Annem’’ 2002-2016 (Eylül-2016) isimli kitaplarıyla; Ülkemizin son 65 yılında öne çıkan, yaşanmış önemli olayları anlatan: ‘’10’ların İzleriyle Türkiye (2014)’’,’’Kırılmadık Ne Kaldı?-Zaman Asla Kaybolmaz (2015)’’, ‘’Önce Vatan (Eylül 2017) isimli kitapları da bulunmaktadır… Sivil iş hayatına ‘Türkiye Sigorta Sektöründe’’başlayan Atilla Çilingir Koç YKS bünyesinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra, halen dünyanın 18 ülkesinde hizmet veren, sağlık bilişim şirketlerinden birisi olarak ülkemizde de faaliyet gösteren; ‘’CompuGroup Medical Bilgi Sistemleri A.Ş’’ bünyesinde, görevine devam etmektedir. Pek çok üniversitenin ‘Bankacılık-Sigortacılık Fakültelerinde, Yüksek Okullarında, vermiş olduğu seminerler, konferanslar ile sektöre bu yönde de hizmet vermeye devam eden Çilingir’in: Sigorta sektöründe 27 yıldan beri vermiş olduğu hizmetlerini anlatan; ‘’Sigortalı Hayatın Gerçekleri’’ (2012) isimli bir kitabı daha bulunmaktadır. Atilla Çilingir; bugüne değin kitaplarından elde etmiş olduğu telif gelirleriyle; Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında: 2010 yılında ‘K.K.T.C Lefkoşa Şehit Aileleri ve Malul Gazileri Derneğine’ ‘Tarihten Gelen Çığlık’ isimli kitabının telif gelirini bağışlamış, 19 Şubat 2012’de Van’da yaşanan büyük depremden sonra Van’ın Muradiye İlçesi Akbulak Köyü İ.M.K.B. (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) Yatılı Bölge İlk Öğretim Okulunda içinde 20 adet bilgisayarı bulunan ve kendi adını taşıyan bir BT (bilgi teknolojisi) sınıfı açmış. 02 Haziran 2017 tarihinde de Samsun’un Tekkeköy ilçesi Büyüklü İlköğretim okulunda da adını taşıyan, içinde 2500 kitabı, 2 adet bilgisayarı bulunan bir kütüphanenin açılışını sağlamıştır.

Seçtiklerimiz

spot_img