İran’da 5 gün önce (28 Şubat 2026) Dini Lider Ali Hamaney ile Genelkurmay Başkanı, Savunma Bakanı ve Devrim Muhafızları Komutanı dâhil 48 tepe yöneticisinin ABD-İsrail ortak operasyonuyla, aynı toplantıda yok edildi. Bu olay tarihe geçen en ağır istihbarat ve devlet aklı zafiyetlerinden biridir.
Devrim Muhafızlarının efsanevi Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’den bu yana, İran’ın komuta kademesi, son 6 yıl içinde sistematik olarak avlandı.
- 3 Ocak 2020’de Süleymani’nin, Bağdat havalimanında ABD SİHA’sı tarafından, öldürülmesiyle suikastlar zinciri başladı.
- İran nükleer programının “babası” sayılan Fahrizade, Tahran yakınlarında, Mossad tarafından yapay zekâ destekli, uydu kontrollü bir makineli tüfekle öldürüldü.
- Devrim Muhafızları’nın Suriye’deki en kıdemli komutanlarından Razi Musevi Şam’da İsrail hava saldırısıyla yok edildi.
- İsrail, doğrudan Şam’daki İran Konsolosluğunu vurarak Zahidi ve beraberindeki 7 üst düzey komutanı öldürdü.
- 31 Temmuz 2024’te Hamas lideri İsmail Haniye, Tahran’ın kalbinde, Devrim Muhafızları’nın koruduğu bir misafirhanede, odasına yerleştirilen bir bombayla öldürüldü. Bu iç sızmanın en net göstergesiydi.
- Hizbullah lideri Hasan Nasrallah Beyrut’taki sığınakta, İsrail sığınak delici bombalarıyla öldürüldü.
- Haziran 2025’te (12 Gün Savaşında), İran Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesi ilk dalgada öldürüldü.
- 28 Şubat 2026 Ali Hamaney ve 48 tepe yönetici, Tahran’daki yerleşkede, CIA’in nokta istihbaratı ve İsrail/ABD savaş uçaklarının ortak operasyonuyla, savaşın ilk gününde yok edildi
Adım adım örülen bu suikastlar zinciri, İran devletinin en mahrem hücrelerine kadar sızıldığını gösteriyor.
****************************************
ABD/İsrail İstihbaratı Nasıl Başardı?
Bu nokta atışlı avlanmaların başarılı olmasında sinyal istihbaratı ile insan istihbaratının birleşimi yatıyor. İsrail’in elektronik sinyal toplama, kod çözme ve elektronik casusluktan sorumlu istihbarat teşkilatı “Birim 8200” ve CIA‘in devasa veri analiz kapasitesi, İran’ın iletişim ağını adeta felç etmiş durumda.
Cep telefonları, makam araçlarının GPS kayıtları, güvenlik kameraları ve hatta kuryelerin rotaları anlık olarak yapay zekâ ile işleniyor. Hedefin sadece nerede olduğu değil, çöpünün ne zaman alındığı, yemeğinin nereden geldiği bile modelleniyor.
İkinci istihbarat kaynakları olarak İçeriden Satın Alınanlar (Truva Atları) kullanılıyor. “Devrim Muhafızları’nın holdingleşmesi” ile yolsuzluğa batan, ticarete bulaşan ve lüks içinde yaşayan ancak sadakati parayla satın alınabilen binlerce alt/orta düzey subay ortaya çıktı.
İsrail, ideolojik olarak çökmüş bu yapıya MOSSAD aracılığıyla sızdı. Hamaney’in 28 Şubat sabahı o yerleşkede hangi saatte toplanacağını ABD’ye bildiren sadece teknoloji değil, muhtemelen içerideki satın alınmış köstebeklerdi.
Devrim Muhafızları istihbaratı, Mossad’ın veya CIA’in yüksek teknolojili sızmalarına karşı kör ve sağırdır. Ancak sokaktaki vatandaşına veya içindeki muhalif seslere karşı dünyanın en acımasız ve uyanık yapısıdır.
****************************************
Türkiye’nin Güçlü Yönleri
- Türkiye’nin istihbarat teşkilatı (MİT) ve ordusu (TSK), kökleri yüzyıllara dayanan, Batı standartlarında eğitim almış, kurumsal bir geleneğe sahiptir. Türkiye’de İran’daki gibi devleti sömüren resmi bir “paralel ordu” yoktur.
FETÖ devlet kurumlarına sızma girişimleri ile (TSK ve emniyet dahil) devleti ele geçirmeye ve paralel devlet kurmaya çalıştı. TSK’nin komuta kademesi sanki bir savaşta yenilmişçesine yargı eliyle tasfiye edildi. Ancak darbe teşebbüsü ve sonrasında, FETÖ devletin ana omurgası tarafından etkisizleştirildi.
- Türkiye’yi güçlü kılan en önemli özelliğimiz: İktidarlara ne kadar kızılırsa kızılsın, konu “devletin bekası ve toprak bütünlüğü” olduğunda halk tek vücut olur. Bu sosyolojik direnç, dış müdahaleleri içeriden destekleyecek bir kitlesel taban bulmayı imkânsız kılar.
- Türkiye’nin NATO üyesi olması ve Batı güvenlik mimarisinin bir parçası olması, ona karşı İran’a yapıldığı gibi fütursuz bir doğrudan askeri/istihbari saldırı yapılmasını diplomatik ve stratejik olarak çok zorlaştırır.
****
- Türkiye’nin İHA/SİHA ve elektronik harp kapasitesi, asimetrik savaşlarda kendi coğrafyasını savunma konusunda İran’dan çok daha modern, esnek ve etkilidir. Ancak hava savunma sistemimizin tam kurulmuş olmaması, gelişmiş füze sistemlerine sahip olmayışımız çok ciddi risk oluşturuyor.
- Savunma sanayiinde yerlilik oranı arttı. Ama sivil ve askeri haberleşme altyapısı, yazılımlar, mikroçipler ve siber güvenlik ağları büyük ölçüde Batı (ABD) menşelidir. Eğer saldıran taraf ABD/İsrail ise, Türkiye’nin iletişim ağlarına sızmaları, Sinyal İstihbaratı toplamaları İran’a kıyasla daha kolay olabilir.
****************************************
Türkiye’nin Zayıf Yönleri
- Türkiye için en büyük yapısal risk, “fren mekanizmalarının ortadan kalkmasıdır.” Karar alma mekanizmalarının tekilleşmesi, kurumsal liyakat yerine siyasi sadakatin ön plana çıkması, devlet aklını köreltebilir. Liyakatli kadroların tasfiyesi ve kurumlar arası denge-denetleme ağlarının zayıflaması İstihbarat zafiyeti yaratabilir.
- Ayrı bir risk kaynağı ülkemizdeki milyonlarca sığınmacı ve kaçağın olmasıdır. İran, baskıcı rejimi nedeniyle dışarıdan göç alan değil, göç veren bir ülkedir. İran’daki sızma “satın alınmış yerli unsurlar” üzerinden yürür.
- Ülkemizdeki sığınmacı ve kaçaklar, muhtemelen, bir dış müdahalede Türkiye’nin üniter yapısını içeriden çatlatmak için kurgulanmış bir “saatli bomba” gibidir. Ekonomik buhranla birleştiğinde bu kitleler, dış kışkırtmalarla kolayca sokak çatışmalarına, etnik/kültürel kutuplaşmalarda kullanılabilir.
Milyonlarca kayıtsız, geçmişi ve aidiyeti bilinmeyen sığınmacı ve kaçak ülkemiz geneline yayılmış durumdadır. Bu “karşı istihbarat” bilimi açısından tam bir felakettir.
Yabancı istihbarat servisleri, bu devasa ve denetimsiz insan havuzunu kullanarak ajanlarını kamufle edebilir. Hatta operasyonel hücreler kurabilir, taşeron suikastçılar kiralayabilir ve etnik/mezhepsel çatışmalar yaratmak için “uyuyan hücreler” barındırabilir.
****
- Ekonomimiz çok kırılgandır. İran zaten yıllardır yaptırımlar altında olduğu için izole bir ekonomiye sahiptir. Küresel kapitalist sisteme tam entegre olan Türkiye ise, muhtemel bir dış operasyonda ilk darbeyi füzelerden değil, anında çökecek olan finansal sistem, tedarik zincirleri ve döviz kuru üzerinden alır.
Türkiye’nin kırılganlıklarını bertaraf etmenin yolu, bu yapısal zaaflarımızı düzeltmek, kurumsal liyakati yeniden tesis etmek, siber güvenlik ve hava savunma kapasitesini güçlendirmekten geçiyor.


