5.5 C
Kocaeli
Cumartesi, Mart 21, 2026
Ana SayfaDin ve Ahlâkİnsanın Görünüşündeki Hâl-i Pür-Melâli Arkasında Parlayan Yıldızı Âli mi Âli

İnsanın Görünüşündeki Hâl-i Pür-Melâli Arkasında Parlayan Yıldızı Âli mi Âli

     İnsanın arkasında, tâ kulağının dibine kadar yakınlaşan ecel arslanı, onu tehdit ediyor.

     Önünde bir darağacı dikilmiş ki, gece gündüzün dönmesinden, zeval ve firak ağacı denen acı ayrılık; bütün sevdiklerini alıp götürmekte.

     Sağ tarafında, ciğerlerine kadar işleyen bir acz yarası var.

     Nihayetsiz zaaf ve acziyle, sonsuz düşman ve tehlikelerin hücûmuna uğrar vaziyette.

     Sol tarafında, kalbinin içine kadar girmiş bir fakr yarası var.

     Nihayetsiz fakr ve iflâsa, sonsuz ihtiyaç ve emellere müptelâ ve düşkün.

     En zelil hayvandan daha âciz ve zayıf iken, dünya kadar istek ve maksatlara muhtaç.

     Bununla beraber, öyle bir yolcu ki, önünde ebetler ebedine giden uzun bir yol var.

     Bu uzun yolda, birinci menzili dünya, ikinci menzili kabir. Üstelik bu yolda, azık ve ışık lâzım.

     İşte bu dehşetleri, ancak kutsal Kur’ân giderir. 

     Felâket ve elemlere açılan kapıları; mutluluk ve rahmete açılacak kapılara dönüştürür.

     Nitekim bu hususta iki iman tılsımını, iki İslâm ilâcını ve bir Kur’ân nurunu insana verir.

     O iman tılsımının biri, o müthiş ecel arslanını; emre âmade bir ata döndürüp, insanı üzerine bindirir.

     İnsanı dünya zindanından kurtarıp, Rahman olan Allah’ın huzuruna çıkarıp,

     Bâkî cennete koydurur.

     İkincisi olan iman tılsımı ile o darağacını, yani zeval / yok oluş ve firak / ayrılığın ellerini tutup tazelenen güzel manzaralar üstünde yapılmış bir salıncak hükmüne getirir.

     Yani, zaman nehri ve dünya denizinde tazelenen, Rabbin san’at levhalarını insanın görmesi için, bir seyir ve gezinti binitine çevirir.

     Kur’ân’ın bir ilâcıyla, o acz yarası, tevekkül / Allah’a güven gülüne ve teslim çiçeğine döner. 

     Bütün ağırlıklarını, onu kaldıran tevekkül / Rabbe güven gemisine koyup; aczin bunaltmasından insanı kurtarır.

     “Emr-i kün feyekûn” / “Ol der oluverir.” e mâlik bir cihan sultanına,

     acz tezkeresiyle dayanan bir insana, ne gibi bir şey ağır olabilir?

     Kur’ân’ın ikinci ilâcı; fakr yarasını rızka vesile ve sonsuz rahmetine ve nimetin lezzetine sebep olan iştaha tebdil eder / değiştirir.

     Evet, nihayetsiz / sonsuz rahmet meyvelerine aç olan ruh ve insanın lâtif duyguları,

     o nihayetsiz rahmet meyvelerine fakr ve ihtiyacını hissettikçe, saadet lezzeti artar.

     Hem, Kur’ân’ın verdiği gıda ve takva ile ve hidayet nuruyla,

     berzah / kabir âleminin karanlığı ve haşir hâlleri kolay olur.

     Ve o Kur’ân vesikası ile insan, bin senelik bir yolu bir günde kat’ eder / alır.

     Fakat eğer ölüm öldürülebilirse, zeval / yokluk da dünyadan kaldırılabilirse;

     Acz ve fakrı insanın üstünden kalkabilir.

     İnsanın ebede giden yolunu sed edecek bir çare bulunursa,

     İnsan, dine ihtiyaç duymayabilir. Dinin kaidelerini terk etmesi mümkün olabilir.

     Üstelik insan, “Ben de dinsiz Batılı gibi olurum!” da diyemez!

     Çünkü öyle bir Batılı, Hz. Muhammed’i kabul etmezse de,

     Hz. İsa veya Hz. Musa’yı bir derece kabul eder.

     Hz. Muhammed’in yolundan çıkan insanın ruhunda ise, nihayetsiz bir yıkım olur.

     İnsan boşlukta kalır. Derin bir karanlığa düşer.

     Oysa insan, gelecek korkusu ile geçmişin hüznü arasında sıkışıp kalır.

     İkisi de insanı çok düşündürür. İnsanı bu korku ve üzüntüden, ancak Hz. Kur’ân kurtarabilir.

     Çünkü:

     “Bilin ki, Allah’ın dostları için, ne bir korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.” (Yunus: 62)

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img