8.8 C
Kocaeli
Pazartesi, Şubat 9, 2026
Ana SayfaDin ve Ahlâkİnsanın Gayeleri

İnsanın Gayeleri

     – Bedene konulan tartıp ölçebilen duygu teraziler ile İlahî Rahmet hazinelerinde biriktirilen nimetleri tartmak ve hepsine karşı şükürde bulunmaktır.

     – İnsanın yaratılışına konulan cihaz ve organların anahtarlarıyla, İlahî Kutsal İsimleri’nin gizli definelerini açmak. Allah’ın Kutsal Zâtını, o isimler ile tanımaktır.

     – Dünya sergisinde, yaratılmışlar gözünde, Allah’ın isimlerinin insana taktıkları garip ve eşsiz sanatlarını ve lâtif / güzel yansımalarını; insanın, bilerek hayatıyla sergilemesi ve açığa vurmasıdır.

     – İnsanın; sözü ve hâl dili ile Yaratıcısının; varlıkları egemenliği altında bulunduran yüce katına karşı, kulluğunu ilân etmesidir.

     – Nasıl bir asker; komutanından aldığı çeşit çeşit nişanları, resmî günlerde takıp takıştırarak, komutanın nazarına görünür. Onun kendisine nasıl iltifat ettiğini gösterirse,

     İnsan da İlahî isimlerin kendisinde yansıma ve görünmesi ile, zaten Allah’ın kendisine verdiği manevî değeri; Ezelî Şâhid olan Hz. Allah bildiği ve zaten ona, O verdiği hâlde, o güzellikleri O’na sunmaktır.

     – Hayat sahibi olanların hayat belirtileri denilen Yaratanlarına karşı selâmlarını, hayat işaretleri denilen Sânilerine yaptıkları tesbihlerini, hayatın gayeleri denilen; hayatı veren Allah’a karşı kulluk ve tefekkürlerini göstermektir.

     – İnsan, hayatına verilen azıcık ilim, kudret ve irade gibi sıfat ve hâllerinden küçük örneklerini; ölçü birimi kabul ederek, Yüce Allah’ın mutlak sıfatlarını ve kutsal hâl ve özelliklerini, o ölçüler ile bilmektir.

     Meselâ insan, birazcık iktidarı ve azıcık ilmi ve azıcık iradesi ile, bir evi düzgün bir şekilde yaptığı gibi, Âlem Sarayı’nın insanın hanesinden büyüklüğü derecesinde, Âlemin Ustası’nı o nispette Kadîr / Kudretli, Alîm / Bilici, Hakîm / Hikmetle yaratıcı, Müdebbir / Tedbir alıcı olarak bilmesidir.

     – Âlemdeki varlıkların her birinin, kendilerine mahsus bir dil ile, Yaratıcılarının birliğine, Sâni’lerine / sanatla yaratıcı Allah’a kulluklarına dair manevî sözlerini anlamak ve kavramaktır.

     – Acz / güçsüzlük ve zaafın / zayıflığın, fakr / Allah’a muhtaç oluşun ve ihtiyacın ölçüsüyle, İlahî Kudret ve Rabbin zenginliğinin tecellî / yansıma derecelerini anlamaktır.

     Nasılki açlığın dereceleri nispetinde ve ihtiyacın çeşitleri miktarınca, taam ve yemeklerin lezzeti, derece ve çeşitleri anlaşılır.

     Onun gibi, insanın da nihayetsiz aczi ve fakrıyla, sonsuz kudret ve İlahî zenginliğin derecelerini fehmetmesi / anlaması ve kavramasıdır. 

     x

     Çünkü: İnsan hayatının iç yüzü; Allah’ın “Bir oluş.” gerçeğine, Allah’ın samediyetine / hiçbir şeye muhtaç olmadığı keyfiyetine aynalık etmek. 

     Yani, bütün âleme tecellî eden isimlerinin hareket noktası hükmünde bir kapsayıcılık ile, Ehad ve Samed olan Yüce Allah’a aynalık yapmaktır.

    x

     Çünkü: İnsan hayatının saadet içindeki mükemmelliği; insan hayatının aynasında beliren ve Ezelî Güneş olan Allah’ın nurlarını hissedip sevmesi. Şuur ve bilinç sahibi olarak, insanın O’nu çok istemesi. O’nun muhabbetiyle kendinden geçmesi. Kalbin göz bebeğine nurunun aksini yerleştirmesidir.

     İşte bu sırdandır ki insan, insanlığın en yüksek mertebesine çıkarılmış ve bu yüzden:

     “Ben göklere ve yerlere sığmam, fakat mü’min kulumun kalbine sığarım.”

Denilmiştir.

   x

     İşte insan; hayatının böyle ulvî / yüce gayelere yönelik olduğu ve kıymetli hazineleri içerdiği hâlde, hiç akıl ve insafa lâyık mıdır ki, hayatını; nefsin, hiç ender hiç olan, geçici dünya lezzetleri için, sarf edip zayi etsin!   

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img