9.4 C
Kocaeli
Pazartesi, Mart 23, 2026
Ana SayfaGüncelHalkımız İran'ın Yanında Devletimiz Karşısında

Halkımız İran’ın Yanında Devletimiz Karşısında

ABD/İsrail- İran Savaşı – taraflar arasında müzakereler devam ederken, 28 Şubat’ta – Amerika ve İsrail’in uluslararası hukuka ve teamüllere aykırı bir şekilde İran’a saldırmasıyla başladı.

Savaş, İran’ın beklenmedik yüksek direnci nedeniyle, hız kesmeden devam ediyor. Hatta her geçen gün kapsamı genişliyor. Dünya ekonomisini sarsma boyutuna gelebileceği anlaşılıyor. Hürmüz Boğazının kapanması, bölgedeki enerji tesislerinin zarar görmesi petrol, doğalgaz fiyatlarını artırdığı gibi tedarik sorunlarına yol açabileceği öngörülüyor.

Daha başından beri “Trump’ın şerrinden korkan” dünya devletleri ABD/İsrail tarafını destekledi. NATO’yu oluşturan devletler “bu bizim savaşımız değil” diyerek savaşa müdahil olmadılar. (Sadece İngiltere sonradan üslerini ABD kullanımına açtı.)

Çin ve Rusya ise Birleşmiş Milletlerde çekimser oy kullandılar ve doğrudan İran taraftarı görünmüyorlar. Buna rağmen İran’a teknik yardım, silah ve teçhizat desteği verdikleri anlaşılıyor. İran’ın füze stoklarının bitmemesi ve geçen seneki 12 gün savaşına göre, füzelerin isabet oranının yükselmesi bu desteğe bağlanıyor.

Bu strateji Batı’nın Rusya- Ukrayna savaşındaki tutumuna benzetilebilir. Batı, teknik yardım ve silah desteği ile Ukrayna’nın direnç göstermesine katkı vermişti. Şimdi muhtemelen Çin ve Rusya benzer bir strateji ile İran’ın uzun süre ABD/İsrail saldırılarına direnebilmesine yardımcı oluyor.

****

Türk halkı çoğunlukla mazlum İran’ın yanında olduğu halde, devletimiz adına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Amerika’yı ve başkanı Trump’ı hiç eleştirmedi.

Savaş öncesi, ABD İran’a tam teslim olma şartlarını dayatmıştı, İran bu şartları kabul etmedi. Savaş başladıktan sonra Dışişleri Bakanı Hakan Fidan “istihbarat konusunda sen yeteneklerini geliştirmediysen İsrail’le, Amerika’yla ağız dalaşına bile girme” diye İran’ı eleştirdi. “İranlılar aslında Başkan Trump’ın eline daha önceden bir şey verselerdi, İsrail’in baskısı bu kadar işe yaramayabilirdi” dedi. (03.03.2026)

18 Mart’ta Riyad’da toplanan 12 bölge ülkesiyle birlikte, Türkiye adına Hakan Fidan’ın da imzaladığı bildiride baştan sona İran kınanıyor, ABD’nin ise adı bile geçmiyor.

Bu tavır sıkça “dünya beşten büyüktür” diyen, Gazze konusunda keskin laflar eden Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanına yakıştırılmıyor.

*************************************

Türk Halkının İranlılarla Duygudaşlık Sebepleri:

Türkiye’de halkımızın çoğunun İran’ın tarafında olduğu açık. İran füzelerinin hedeflerini başarıyla vurduğu her olay insanlarımızda sevince sebep oluyor.

Bu tepki milletimizin haksızlığa ve zalime direnç gösterene karşı “mazlumun yanında olma” duygusunun yansıması olup “anti-emperyalizm” ve “İslami dayanışma” eksenindedir.

İran’daki rejimi kesinlikle tasvip etmeyen, Şii mezhebine hiç yakınlık duymayan kesimlerin gönülleri bile İran halkının yanında. Bir kesim için İran’da 35 milyon Türk soydaşımızın olması da bu duyguları besliyor.

ABD ve İsrail’in bölgedeki varlığı “işgalci” ve “sömürgeci” olarak algılandığı için, bu güce karşı duran İran, mezhebî veya siyasi farklılıkları gözetilmeksizin, “doğal müttefik” olarak görülüyor.

Halkımızın vicdanında ABD/İsrail zalim ve gaddar devletler imajıyla yer alıyor. Buna karşılık Çin’in, ABD ile doğrudan askeri bir polemiğe girmek yerine, İran’ı tahkim etmesi Türkiye’de de Çin devletine karşı bir sempati yaratıyor.

*************************************

Devletimiz Neden İran’ın Yanında Değil

Türkiye’yi yönetenlerin savaş karşısındaki tutumu halkımız kadar net ve cesur değil. Bu bir yere kadar anlaşılabilir bir durumdur. Çünkü devlet duygusal değil, reel-politik şartlara göre rasyonel (akılcı) davranmak durumundadır.

  • ABD Başkanı Trump ve İsrail Başbakanı Netanyahu normal devlet adamları değiller. Öngörülemez, duygularını ve bireysel zaaflarını yenemeyen, hukuk ve ahlak değerleriyle kendilerini sınırlı görmeyen kişiler. Devletimizi yönetenlerin, özellikle Trump’ın öfkesini çekmekten çekinmiş olmaları ihtimali büyüktür.
  • Ülkemizin ekonomisi kırılgandır. Özellikle hava savunma gücümüz (SİHA’lar hariç) geliştirilememiş ve yenilenememiştir. Son alınan F-16’larımız yaklaşık 30 seneliktir. 5. Nesil F-35 vb uçakları alamadık. Entegre hava savunma sistemine ve İran’ın asimetrik gücüne sahip değiliz. Henüz İran’daki gibi uzun menzilli ve hipersonik füzeler üretemiyoruz. (S-400 kullanamıyoruz, Patriot vb alımı ABD’ye bağlı.)
  • Devlet kademesi, haklı olarak, İran’ın çevre ülkelerdeki yayılmacılığını (Şii Hilali) kendi milli güvenliğimize bir tehdit olarak görüyor.
  • Türkiye ve İran, yüzyıllardır bölgede nüfuz mücadelesi veren iki rakip güçtür.
  • Ayrıca Türkiye’nin NATO üyeliği, Batı ile olan ekonomik entegrasyonu ve savunma sanayiindeki bağımlılıklar, “İran’ın yanında saf tutmayı” imkânsız kılıyor. Yani devlet, halkın aksine “tercih” değil, “denge” gütmek zorundadır.
  • Ama İran, jeopolitikten kaynaklanan rekabete rağmen, 1639’dan beri sınır ihtilafımız olmamış bir komşumuzdur. İran’ın parçalanması da Türkiye için olağanüstü riskler oluşturacaktır. İran’ın toprak bütünlüğünü koruması için elimizden geleni yapmak zorundayız.
  • İran farklı mezhepten olsa da Müslüman (yarıya yakını da Türk olan) komşumuzdur. Evanjelist- Siyonist zihniyetin yarattığı savaşta, ortak inanç ve kültür dairemizdeki İran’a düşman olmamızın izahı olamaz. En azından tarafsız veya arabulucu konumunda kalabilmeliyiz.

*************************************

Dünya Mazlumun Yanında Duramıyor

Dünya ülkeleri çoğu zaman neden ahlaki olanın değil de güçlü olanın yanında duruyor?

Modern dünyada maalesef “haklılık” değil, “finansal akış” belirleyicidir. Körfez ülkeleri ve Türkiye gibi devletler, Batılı finans sistemine entegre oldukları için, ABD ve müttefiklerini tamamen karşısına alacak bir “mazlum dayanışması” sergileyemiyorlar.

Trump göstermelik de olsa hiçbir hukuki meşruiyet aramadan İran’a saldırıyı başlattı. Daha önce de Venezuela devlet başkanını kaçırıp bu ülkenin zengin petrol kaynaklarına el koymuştu. Yeni bir Hitler korkusu devletleri tepkisiz kılıyor.

ABD/İsrail’in saldırılarını geçiştirip İran’ın “karşı hamlesinin” kınanması, uluslararası hukuka olan güveni iyice sıfırlıyor. Bu durum, “orman kanunlarının” geçerli olduğunu inancına ve Adalet duygusunun çöküşüne sebep oluyor.

Bu gelişmeler Batı’nın “evrensel değerler” iddiasının inandırıcılığını yitirmesine yol açıyor.

SON SÖZ: Türkiye tarafsız kalır ve arabulucu olabilirse hem vicdanını hem çıkarını koruyabilir.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img