13.8 C
Kocaeli
Cumartesi, Şubat 21, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkDüşün Damlaları  (29)

Düşün Damlaları  (29)

     – “İnsan” unutan demektir. Ama ey insan! Asla unutmamalısın ki:

     – İnsan -bir bakıma- insan bedeni giydirilmiş; Öğrenci Ruh demektir.

     – Hafızana, potansiyel olarak yüklenmiş olan Kâinat / Evren bilgilerini araştırmalısın!

     – Çünkü: İlim yapasın diye dünyaya gönderilmişsin.

     – Yaratılan cansız bedenine, Allah tarafından ruh üflenmesiyle,

     – “İnsan” olarak kendini bilmiş ve bulmuşsun.

     – Dünyaya, bilinçaltına yerleştirilen potansiyel enerjiyi,

     – Kinetik hâle getirmen ve dönüştürmen için görevlendirilen bir varlıksın.

     – Çünkü Allah seni; tekâmül etmen, Kur’an’ı öğrenmen için yarattı.

     – Hem de kâinat bilgilerini yüklemiş olarak;

     – Hür / özgür, karar verme yetenek, yetki ve ayrıcalıkları ile dünyaya gönderdi.

     – İnsan, mahiyetine yerleştirilen Evren bilgileri;

     – Bilinçaltını oluşturacak şekilde olan;

     – Ruh’unun hafızasına yüklenmiş olarak dünyaya gönderildi.

     – Bu vazife ve görevleri yüklenen insandan;

     – Evren bilgilerini yerinde görmek, araştırmak,

     – Bunlardan nasıl faydalanacağını keşfetmesi istenmekte.

     – Zaten İnsanın, ilmen ve irfanen gelişmesi:

     – Varlıkların müspet – menfî yönlerini bilmekle mümkün.

     – Bunun için Dünya Okulu’nun öğrencisi olan İnsan’ın!

     – Doğru ve yanlışları, güzel ve çirkinleri, faydalı ve zararlıları anlaması için,

     – Her şeyin ikili olarak yer aldığı dünyanın;

     – Zıtlar ülkesi olduğunu görmesi ve onu bu şekilde tanımasıyla mümkün ve olası.

     – Nitekim, çirkin olmasaydı güzel, kötü olmasaydı iyi, ahlâksız olmasaydı güzel ahlâk,

     – Küçük olmasaydı büyük olanın değerini insan bilemezdi.

     – İnsan, dünyadaki olumsuzluk ve zıtlıkları tanımadan, Öte Âlem’de yer aldığı zaman,

     – Orada menfîlik, zıtlık, kötülükler olmadığı ve İnsan da, bunları tanımadan oraya giderse;

     – Hep güzelliklerin, hep doğruların, hep iyilerin bulunacağı Öte Âlem’deki güzellikler,

     – Doğruluk ve iyilikler; insan için hiçbir anlam taşımayacak, bir şey ifade etmeyecek;

     – İnsan bu durumda hiçbir şeyden lezzet alamayacak, hiçbir zevk duyamayacaktı.

     – Çünkü zıtlarını bilmemiş ve tatmamış olduğundan,

     – Onları birbirleriyle karşılaştırmak ve kıyaslamaktan mahrum kaldığı için,

     – Onların varlıklarının bile, kıymeti harbiyeleri olmayacaktı.

     – İnsan, gurbete niçin gider?

     – Daha iyi şart ve imkânlarla yurduna dönmesi için değil mi?

     – Nitekim bu şekilde yurda dönmeyenlerin yüzlerine tükürülür!

     – Dünya da, ahiretin gurbeti.

     – Oraya da, ahireti kazanmış olarak dönmek gerek.

     – İşte ey insan! Senin dünyaya gönderiliş gayen;

     – İster istemez döneceğin âhiret diyarına;

     – Yüzü ak, eli temiz ve dolu olarak dönmen içindir.

     – Çünkü insan: Diğer varlıklardan, onu üstün kılan;

     – Donanım, meziyet ve üstün vasıflarla dünyaya gönderilmiştir.

     – Çünkü insan: Halife-yi Rûy-i Zemindir!

     – Çünkü İnsan: Eşref-i Mahlûkattır.

     – “Sen olmasaydın Ya Muhammed, kâinatı yaratmazdım!” hitabı,

     – Hz. Muhammed’in şahsında; aynı zamanda her insanadır!

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.

Seçtiklerimiz

spot_img