10.5 C
Kocaeli
Cumartesi, Şubat 7, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkDüşün Damlaları  (27)

Düşün Damlaları  (27)

     “İman (İnanç), tevhîdi (Allah’ın bir olduğunu). Tevhîd, teslimi (Allah’ın buyruklarını tam olarak yerine getirmeyi). Teslîm, tevekkülü (kulun gereğini yaparak, sonucu Allah’a bırakmayı). Tevekkül, (Dünya ve Âhiret mutluluğunu) iktiza eder (gerektirir).”

x

      Kâinat, büyük bir kitap. İnsan, küçük bir kâinat. Kâinat, büyük bir insan. İnsan, küçük bir kâinat. İnsan, kâinat kitabının sayfalarında gezinen bir seyyah; hem gezmeli hem okumalı.

x

     İnsan ve âleme karşı ünsiyet ve ülfet; gözü kör, kulağı sağır ediyor! Aklı nötr hâle getiriyor! Oysa, âlemdeki canlı cansız her şey insanla tanışmak ve hâl diliyle konuşmak istiyor!

     Eğer insan; bakmaktan görmeye, duymaktan işitmeye, bilmekten anlamaya geçse; şuur ve bilinçle görür, işitir ve anlarsa; bu duyguların her biri, âlem bilmecesinin birer anahtarı olur.

     Sadece madde âlemini görmekle kalmaz. Bu mânevî, mânâlı ve anlamlı bakış ve görüşlerle, gerçeklere kanat açmış olur. Böylece, karşısındaki uçsuz bucaksız İlahî sahneleri; ikilemli olarak görmesi mümkün hâle gelir. Kendini, bambaşka ruhsal âlemlerin içinde bulur.

x

     İlâhî Hesap Günü Yüce Allah’ın:

     – “Ey kulum! Dünyadayken sana, 1 değil, 6 değil, 60 değil, 600 değil, 6000’i aşkın; okumanı istediğim ve yapıp yapmamanı beklediğim mesajlar; yani Kur’ân âyetleri gönderdiğim hâlde, Sen, hiçbirini merak etmedin! İçlerinde ne yazıyor diye bakmadın! “Koy sepete!” kabîlinden bir kenara bıraktın! Bu durumda ne yüzle karşıma çıkıyorsun?”

     Diyeceğini, insan hiç aklına getirmiyor! Bu ne gaflet? Bu ne vurdumduymazlık? Aman Allah! El-aman! Ne yaman bir ortamda kalacağı; ne dehşetli bir an! Sen’den Sana sığınmaktan başka bir çaresi yok! Her an bağrına saplanmaya devam ediyor! Hak’tan; haklı, sorgulayıcı bir ok! Çünkü: Günahı çok mu çok! Aklını başına alarak, bir an önce silkinip uyanması gerek, bu derin uykudan.

x

     “Muhabbet (sevgi), şu kâinatın bir sebeb-i vücûdu (var oluş nedeni)dir.” Çünkü, önce sever, sonra alır, sonra yaparız. Önce sever, sonra yeriz. Yapacağımız, gideceğimiz her şeyin temelinde; yapacağımız gideceğimiz yeri, önce sevmek vardır. Evet, “Muhabbet, kâinatın temel taşıdır. Önce sevmek temeli üstünde yükselir, maddî-manevî her şey. Muhabbet, kâinatın nuru ve hayatıdır.” Sevmek âdeta insana yol gösteren; ışık ve rehberdir.

x

     Dünya bir ordugâh gibidir. Her şey, bir kanuna bağlanmış. Görünür görünmez “yap” ve “yapma”lar içi içe, her yerde kendini gösteriyor. 

x

     Karınca ve Arı milletleri bile cumhuriyetçi iken, insanların onlardan geri kalması düşünülemez!  

                                                                               x

     “Bir millet, kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez.” (Enfâl: 53)

     Zaten her kemâlin bir zevali vardır. Ayrıca eğer bir bahar gelecekse, eskinin üzerinden bir hazan ve bir kışın geçmesi gerekmektedir ki, ter ü taze, yepyeni ve turfanda güzellikler boy atıp kendilerini gösterebilsinler. (Abdullah Aymaz)  

x

     Bilim adamlarımız, bir tek kolumuzu kaldırıp indirmemizde, yetmiş çeşitten fazla kimyevî reaksiyon vuku bulduğunu ve her bir çeşit reaksiyonun da, binlerce kez cereyan ettiğini söylüyorlar.

     Bunların hiçbiri bizim işimiz değil.

     Ama biz kolumuzu kaldırmayı irade etmesek; bu reaksiyonlardan hiçbiri ortaya çıkmıyor. 

     (Alâaddin Başar)

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.
Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img