1.6 C
Kocaeli
Perşembe, Şubat 19, 2026
Ana SayfaGüncelDinin Ruhunu Anlama Çabası

Dinin Ruhunu Anlama Çabası

Bu sene Ramazan ayına girerken dinin özünü, ruhunu anlama çabamı yoğunlaştırmak, zihinsel yolculuğumu sizinle paylaşmak istiyorum.

Benimsediğimiz din yorumu bizim hayatı algılama ve yaşama biçimimizi belirler. Bunun farkında olsak da olmasak da.

Türk milletinin İslam’ı anlama, yorumlama ve yaşama biçimini, diğer Müslüman ülkelerin halklarından ayrıldığının çoğumuz farkındayızdır. Dini ve felsefi birikimi olmayan, hatta okuryazar dahi olmayan insanlarımızla, ilim irfan sahibi olanlarımızı da birleştiren böyle bir zihniyet nasıl oluştu?

Biz Müslüman Türklere göre, Bir insan günah işlese veya ibadetlerini aksatsa dahi, kalbinde inancı varsa dinden çıkmaz, “kafir” olmaz. Sadece “günahkâr mümin” olur. Bu yüzden ibadet etmeyen ancak ben Müslümanım diyen herkese sevgi ve saygı ile yaklaşırız.

Yine bizler, bir konuda Kur’an’da açık bir hüküm yoksa, İslam’ın genel ilkeleri çerçevesinde akıl yürüterek (kıyas) çözüm üretilebileceğini kabul ederiz. Allah’ın en önemli ayetinin akıl nimeti olduğunu kabul eder ve “Akıl, vahyi anlamak için bir anahtardır” diye düşünürüz.

Bu düşünce tarzı hiç “Maturidi” adını duymamış olsak da bizim “itikatta Maturidi mezhebinden” olmamızdan kaynaklanır.

Bizler ayet ve hadislerin sadece lafzına bakmayız, onları doğru anlamak için Allah bundan ne murat etmiş olabilir diye sorgularız.

Biz Türkler İslam’ın temel naslarına aykırı olmayan yerel kültür ve gelenekleri (örf) reddetmez, yerel ve milli gelenekleri bid’at saymaz, tam tersine hukukun bir kaynağı olarak görürüz.

Bu anlayış “İmam-ı Azam Ebu Hanife” adını duymamış ve “Hanefilik” hakkında hiç bilgisi olmayanlarımızın da içine yerleşiktir.

Çünkü bizler farkında olmasak da “amelde Hanefi mezhebindeniz.” (Farklı mezheplerden olanları da kötülemez, aşağı görmez ve dinden çıkmış saymaz, sevgi ve saygı duyarız. Daha da ötesi, “Yaratılanı severiz, Yaratandan ötürü.”)

Bizim dini anlama ve yaşama şeklimiz İmam Maturidi’nin inanç (itikad) sistematiği ve İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin hukuk (fıkıh/amel) metodolojisinde, ahlakta Yesevi çizgisinde saklıdır.

Bu yüzden bizim düşünce sistemimizi, din ve iman anlayışımızı ve tarihsel süreçte kaderimizi şekillendiren Maturidi- Hanefi- Yesevi anlayışına dair temel bilgileri özetlemeye çalışacağım.

************************************

Maturidi ve Hanefiliğin Temel İlkeleri

İtikatta (inanç esaslarında) Türklerin mezhebi olan Maturidilik, Semerkantlı İmam Maturidi tarafından sistemleştirilmiştir. Bu ekol, Türklerin İslam’ı “bağnazlıktan uzak” yorumlamasının temel sebebidir.

Hanefilik ise Türklerin fıkıhta (ibadet ve hukukta) benimsediği mezheptir. En belirgin özelliği, nasların (ayet ve hadislerin) sadece lafzına değil, gayesine (maksadına) odaklanmasıdır.

Maturidi’ye göre, bilgi kaynakları gözlem ve deney, vahiy ve peygamberlerin getirdikleri ile tarihsel olarak kesinleşmiş bilgiler ile akıl yürütmedir.

Yani akıl bir bilgi kaynağıdır.

Allah’ın varlığı ve birliği, peygamber gönderilmese dahi akıl ile bilinebilir. Nakil (Vahiy) ise ibadetlerin ve ahiretin detaylarını öğretir. Akıl, vahyi anlamak için bir anahtardır.

Allah insana seçme hakkı (cüz’i irade) vermiştir. İnsan fiillerinin yaratıcısı Allah olsa da, o fiili “tercih eden ve yapan” kuldur. Dolayısıyla insan, yaptıklarından tam sorumludur.

İman – Amel Ayrımı: İmam Maturidi ve Ebu Hanife’ye göre; Amel (ibadet ve eylemler), imanın bir parçası değildir. İman, kalbin tasdikidir.

Sonuçta, Bir insan günah işlese veya ibadetlerini aksatsa dahi, kalbinde inancı varsa dinden çıkmaz, “kafir” olmaz.

İman-amel ayrımı sayesinde Türk toplumu, günah işleyen bireyi dışlamaz. “Allah ile kul arasına girilmez” anlayışı hâkimdir. Bu, toplumsal barışı ve birliği sağlamıştır.

Bu Maturidi-Hanefi sentezi, Türklerin İslam anlayışını; Selefi/Vehhabi (katı metinci) veya Şia (imameti esas alan) yorumlardan keskin çizgilerle ayırır.

Bazı katı yorumlarda (örneğin Haricilik veya günümüzde Selefilik) namaz kılmayana veya büyük günah işleyene “kafir” gözüyle bakılabilirken, Anadolu İslam’ında bu mümkün değildir.

Maturidi aklı ile Hanefi fıkhı, Ahmet Yesevi’nin “Hikmet” geleneğiyle yoğrulmuştur. Anadolu’ya Yunus Emre, Mevlâna ve Hacı Bektaş Veli olarak yansıyan bu anlayış, İslam’ı sadece “korku” değil, “sevgi” (Muhabbetullah) üzerinden anlatır.

Bu anlayışta Şeriatın kuralları (zahiri) ile tasavvufun derinliği (batıni) çatışmaz. Anadolu insanı, medrese (ilim) ile tekkeyi (irfan) birleştirmiştir.

Anadolu İslam’ı, dini sadece şekilsel bir ritüeller bütünü olarak görmez. Onu ahlak, adalet, akıl ve aşk (tasavvuf) ile harmanlamıştır.

************************************

Dışı Hanefi İçi Eş’ari Olanlar

Türklerin İslamlaşma sürecini ve Anadolu İslam’ının karakterini analiz eden tarihçiler (örneğin Fuat Köprülü, Halil İnalcık, Osman Turan), bu üçlü yapının (Maturidi-Hanefi-Yesevi) birbirini tamamlayan mükemmel bir “sacayağı” oluşturduğunda hemfikirdir.

Bu üçlünün başarısı hem kendi aralarındaki tutarlılıkla hem de Türklerin İslam öncesi kodlarıyla (Gök Tanrı inancı ve Töre) olan şaşırtıcı uyumuyla açıklanabilir.

Maturidi aklı özgürleştirmiş, Hanefi hayatı kolaylaştırmış, Yesevi ise bu kuralları sevdirmiştir. Biri eksik olsaydı, Türk İslam’ı ya çok katı (Selefi gibi), ya çok batıni (aşırı Şii/Bâtıni gibi) ya da çok şekilci olurdu.

****

Fakat Yavuz Sultan Selim’in 1517’deki Mısır Seferi (Ridaniye Savaşı) ve Halifeliği devralması, Osmanlı tarihinde sadece siyasi bir dönüm noktası değil, aynı zamanda kültürel ve zihniyet açısından bir “eksen kayması”na sebep oldu.

Yavuz’un Mısır’dan getirdiği yüzlerce Arap aliminin çoğu itikatta Eş’ari mezhebine mensuptu. Bunlar Osmanlı medreselerinde “akli ilimler”den (felsefe, matematik, mantık) ziyade, “nakli ilimler”in (tefsir, hadis, fıkıh) ve özellikle Eş’ari kelamının hakimiyet kurmasına zemin hazırladı. (Bunların 17. yy’daki uzantısı Kadızadeliler Hareketi tasavvufa, müziğe, kaşıkla yemek yemeye bile düşmandı.)

Bu alimler Türk İslam yorumunun (Maturidi-Hanefi) Arap İslam yorumu (Eş’ari-Şafii) içinde erimesine veya rengini değiştirmesine neden oldu.

Zaman içinde resmi inanç Hanefi olmasına rağmen, medrese ve inanç dünyasının (cemaat ve tarikatların) zihniyeti büyük ölçüde Eş’arileşti.

Günümüzde -Diyanet dahil- din hakkında hüküm verenlerin arasında bu anlayış oldukça güçlü konumdadır.

Ramazan ayının, Maturidî aklı, Hanefî kolaylığı ve Yesevî sevgisini hatırlamaya vesile olmasını diliyorum.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img