Şu “Terörsüz Türkiye Süreci” kesinlikle anlaşıldı ki, ABD ve İsrail’in öteden beri arzulayıp, bugün hayata geçirdiği bir projedir ve bu Proje, “Büyük Ortadoğu Projesi”nin devamı niteliğindedir.
ABD Suriye özel temsilcisi Tom Barrak, Ortadoğu’da İsrail’in kuvvetli devlet istemediğini, Türkiye’nin Osmanlı tipi İslami bir yapıya dönüşmesini istiyor. Yani açık açık üniter devletten vaz geçmemizi, federasyonlara bölünmüş bir Türkiye’ye dönüşmemizi isteniyor.
Bölgede ve Türkiye’de ne yapılıyorsa zaten İsrail’in güvenliğini sağlamak için yapılıyor. Malatya’da 2012 yılında kurulan Kürecik Radar Üssü, güya Türkiye’nin hava savunma sistemini güçlendirmek ve bölgedeki tehditleri izlemek amacıyla kurulmuştu. Ama 13 yıldır şahit oluyoruz ki, Kürecik Radar Üssü Türkiye’den daha fazla İsrail çıkarlarına hizmet ediyor. Bunu İsrail’in Gazze bombardımanında İran ve İsrail’in karşılıklı füze atışlarında gördük ve yaşadık.
Türkiye gündeminde Komisyon üyelerinin İmralı’ya gidilsin mi, gidilmesin mi tartışmaları sürerken Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Başkanı Masrur Barzani tarafından düzenlenen 6. Ortadoğu Barış ve Güvenlik Konferansı’na, Türkiye tarafından yakalandığında başına ödül konulmuş, PKK/YPG’nin uzantısı (SDG)’nin sözde komutanı terörist Mazlum Abdi, kamuflaj elbisesini çıkarmış, takım elbise ve kravatlı olarak o toplantıya gelir ve orada hazır bulunanlar tarafından ayakta alkışlanır. Çok ilginçtir ki, o toplantıda eski dışişleri bakanı ve üstelik başbakanlarımızdan Gelecek Partisi genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’da bulunmaktadır.
Bugünkü Suriye Devlet Başkanı Ahmed Hüseyin eş-Şara, 2003 yılında Irak’a giderek El Kaide’ye katıldı ve Irak’ta bulunan Amerikan hapishanesinde yattı. Orada CİA’nin terör uzmanlarınca eğitildi. Eğitilen eş-Şara, 2011 Suriye iç savaşı patlak verince Suriye’ye geçerek El Kaide’ye bağlı Nusra Cephesini kurdu. Enteresan olan şudur ki; ABD haber alma teşkilatı CİA tarafından hem eğitilen hem de başına ödül konularak aranan kamuflaj elbiseli eş-Şara, Suriye Devlet Başkanı Esed devrildikten sonra birde baktık ki, takım elbise ve kravatlı olarak Suriye’nin başına devlet başkanı olmuş.
Irak ayağı tamamlandı, Suriye ayağı tamamlandı şimdi sıra Türkiye ayağında ‘mı?
Türkiye’de gündemi oluşturan en önemli mevzuu, ne milletin ekonomik sıkıntısı, ne eğitim ve ne de her gün işlenen kadına şiddet olayları. Varsa, yoksa İmralı’daki bebek katili. Önce parlamentoya gelsin konuşsun denildi, o olmayınca meclisten 3 temsilciyi o caninin ayağına gönderdiler.
Hani biz itibara çok düşkündük ya, hani itibardan tasarruf edilmezdi ya? Kurtuluş savaşını yönetmiş, savaş kazanmış, yeni bir devlet kurmuş gazi meclisin temsilcilerini bugün 50 000 kişinin öldürülmesine sebep olan bebek katilinin ayağına gönderiyorsunuz yazıklar olsun, bu ayıp ta sizlere yeter.
İmralı’daki cani ile MİT görüşüyor, DEM ulakları görüşüyor onlara söylenmeyen ne vardı da meclis temsilcileri onun ayağına gönderildi? Çünkü 2013 İmralı tutanaklarına göre bebek katili öyle istiyordu. Komisyon kurulsun, komisyonun başına Numan Kurtulmuş geçirilsin istiyordu ve dediklerine harfiyen uyuldu.
Olmaz, olmaz denilmesin bu gidişle, terörist Mazlum Abdi gibi, Hüseyin eş-Şara gibi bir gün bebek katilinin boynuna da kravat takılıp Türk Milletinin karşısına çıkarılırsa hiç şaşırmayacağım. Ama unutulmasın ki tarih, her şeyi kayıt ediyor. Bir gün elbet bütün bunların hesabı sorulur.


