Aydın Olma Sorumluluğu

156

       İçinde yaşadığımız 21. yüzyılda veya başka bir ifade ile “ Enformasyon Çağı’nda “ , Türkiye ve dünyada sosyal olaylar ve toplumsal değer yargıları çok hızlı bir şekilde değişmektedir. Hedeflerini belirlemiş, sosyo- ekonomik ve sosyo – kültürel dayanışmasını sağlamış ülkeler bile bu değişmelerden ister istemez  etkilenmektedir. Bu değişim ve sapmaların önüne geçebilmek için, yaşadığımız sosyal çevrenin meselelerine çözümler bulabilmek için, öncelikle tespitlerin

 doğru yapılmasına ihtiyaç vardır. Bu yöndeki çalışmalar milletler seviyesinde ele alındığı gibi, artık milletlerarası zeminlerde de değerlendirilmekte ve tartışılmaktadır.

       Meseleye Türkiye açısından bakacak olursak; Türkiye’de topluma yön vermeye çalışan ilim, fikir, düşünce ve siyaset adamlarının çok hassas davranarak, topluma yol gösterici olmaları gerekir. Bu bakımdan; ülke insanlarını bu dalgalanma ve sapmalardan korumak için, siyaset ile uğraşanlar, siyaseti şahıs ve zümre hakimiyeti için değil, milletin ve ülkenin geleceğini aydınlatmak için yapmalılar. Sanat faaliyetlerinde bulunan sanatçılar, sanatı sanat için değil,  toplumu biliçlendirmek ve yönlendirmek için yapmalılar. İlim, fikir ve düşünce adamlarının topluma milli kültürün, milli tarih şuurunun ve İslam’ın bütün vecibelerini doğru olarak öğretmeleri gerekmektedir.

       Şayet,  ilim, fikir ve düşünce adamları aydın olma özelliklerini kaybederlerse eğer;  hem kendilerine ve hem de içinde yaşadıkları topluma yabancılaşmış olurlar. Bu durum da; toplumun çözülmesi ve sonunda da yok olması anlamına gelir.

       Meselelere yabancı entelektüel gözüyle bakan bazı çevreler tarafından, milliliğe ait ne kadar değer yargısı varsa yozlaştırılıp evrenselleştirilmeye çalışılmaktadır. Bu çevreler; ülkede doğru söylemeyi, namuslu olmayı, ülke ve dünya meselelerinde milli çıkarlar doğrultusunda tavır almayı kendilerine ilke edinememişlerdir. Yalan ve yanlış tarih tezleriyle Türkiye’de mozaik ırkçılığı yaparak Türk’e cephe almışlardır. Onlara göre; Türk Milliyetçisi olmak, tutsak olmuş ve zulüm gören soydaşların özgürlüklerini savunmak suç teşkil etmekte ve bu şekilde düşünenleri de şovenistlik ve ırkçılıkla suçlamaktalar.

       Fakat şurası önemle bilinmelidir ki, Türkiye Cumhuriyetini kuran milli irade Türklüktür. Dolayısıyla, Cumhuriyet Türklüğün asli unsurudur ve sonsuza kadarda öyle olacaktır. Cumhurbaşkanlığı forsundaki 16 Türk Devletini temsil eden yıldızlar da elbette tesadüf değildir.

       Siyasi ve ekonomik çıkarların, millet ve ülke çıkarlarının üstünde tutulduğu günümüzde, gerçek Türk aydınlarına çok büyük sorumluluklar düşmektedir. Bu da birlik, beraberlik, dayanışma ve aydın sorumluluğu içinde hareket ederek, milli ve manevi değerlere sahip çıkmayı gerektiriyor. Bu bakımdan; Türkiye’nin sağlıklı, huzurlu ve başarılı yarınlara ulaşması hepimizin en büyük ideali olmalıdır.