6.8 C
Kocaeli
Perşembe, Mart 5, 2026
Ana SayfaGüncelAl Birinden

Al Birinden

Okuduklarımın ne kadarına inansam. Birkaç gündür haberlerde Millî Eğitim Bakanlığı Müfettişlerinin bazı okullarda her sınıftan 9 yaş civarındaki iki öğrenciyi sınıftan çıkararak sorguladığı var. “Din dersinde din dersi mi yapılıyor? Yoksa başka şeyler mi? Boş mu geçiyor?” gibi sorular. En garibi ve “Bu kadarı da olmaz!” dedirteni: “Öğretmen sınıfta Cumhurbaşkanı’na hakaret ediyor mu?” Başka bir versiyonunda, “Sokakta Cumhurbaşkanı’na hakaret edildiğini duydun mu?” var. “Evde ana-baban Cumhurbaşanı’na hakaret ediyor mu?” sorusunu henüz duymadım. Bu gidişle eli kulağındadır.

Millî Eğitim Bakanlığı bir devlet kurumu. Bu anlattığım devletle, devlet terbiyesi ile bağdaşır mı? Hele hele pedagojik midir? Sayın Millî Eğitim Bakanı’ndan bir yalanlama işitmedim. Hâlâ bekliyorum.

Pavlik Morozov

Haberler doğruysa bunu yapanlara, “Sizin devlet umurundan ve çocuk psikolojisinden anladığınız bu mudur?” diye sorarım. Ve şunu ilave ederim: Cumhurbaşkanı’na hakaretin âlâsı sizin bu hareketinizdir. Aklınız nerede? Dokuz yaşındaki çocuğa verdiğiniz mesaj, “Cumhurbaşkanı’na hakaret edilir. Bakkala, çakkala, öğretmene, müdüre, anne babaya edilmez de Cumhurbaşkanı’na edilir!” değil mi? Sonra, “Bize öğretmenini, arkadaşlarını, çevreni gammazla…” diye devam etmektir telkininiz. Habere göre, sorgu bittikten sonra çocuklardan imza almışlar. Tam bir zıvanadan çıkma hâli.

Aklıma Stalin Dönemi’nin Sovyetler Birliği’nden kalma meşhur Pavlik Morozov hikâyesi geldi. Morozov 13 yaşındayken Pioneer (Öncü) teşkilatının lideri. Babasını GPU’ya (Sonra NKVD-KGB olacak) ihbar ediyor ve tabii, Stalin rejimi babayı affetmeyip infaz ediyor. Resmî hikâye, toprak ağaları da (Kulaklar) Pavlik’i öldürdü diye devam ediyor. Sonra Pavlik, kahraman, örnek öncü ve şehit mertebesine yükseltiliyor. Allah korusun. Türkiye böyle bir diktaya, böyle bir sapkınlığa gitmiyor.

Ya CHP?

Muhterem iktidarımız böyle. Ya CHP? Bizi CHP kurtaracak değil mi? Bir arkadaşım söyledi, altı okundan biri milliyetçilik olan CHP’nin parti programında Türk kelimesi geçmiyor diye. 2025 programını alıp saydım. 8 yerde Türk kelimesi var. Ama bunlar, “Türk Ceza Kanunu”, “Türk Lirası”, “Türk Hava Kurumu” gibi tamlamalar. Bir yerde Türk milleti anlamında kullanılıyor: “Atatürk milliyetçiliği, yurttaşlık bağıyla Cumhuriyetimize bağlı olan herkesin eşitliğini savunur. Türk milleti bu anlayışla tanımlanır.” Demek arkadaşım yanılmış. 2025 programında bir yerde geçiyor. Gelelim Atatürk Milliyetçiliği’ne. Programdaki Milliyetçilik maddesine bakarsanız — altı oktan biri ya, sıkıntı; keşke hiç olmasaydı ama olmuş işte — daha çok milliyetçiliğin ne olduğundan ziyade ne olmadığı anlatılıyor ve döne döne Atatürk milliyetçiliğine vurgu yapılıyor. O hâlde madem Atatürk milliyetçiliği, yukarıda 2025 Programı için yaptığımız analizi 1935 programı için de yapalım, bakalım ne çıkacak. Toplam 23 kez. 3’ü tamlama ama 20’si “Türk milleti” anlamına Türk geçiyor. 20 kez. 20’ye 1.

Atatürk’ün bir kere bile “Ben Atatürk milliyetçisiyim” dediği vaki değil. Fakat “Biz doğrudan doğruya milliyetperveriz ve Türk milliyetçisiyiz: Cumhuriyetimizin mesnedi Türk camiasıdır. Bu camianın efradı ne kadar Türk harsiyle meşbu olursa o camiaya istinat eden cumhuriyet de kuvvetli olur.” dediğini biliyoruz. Şükrü Hanioğlu’nun 1000 sayfalık Atatürk’ün Entelektüel Biyografisi’nin özeti de iki kelimedir: Türkçü ve bilimci. Siz sayın ana muhalefet, Atatürk milliyetçisi olduğuna göre siz de öyle misiniz? Türkçü müsünüz?

Mobilya Atatürkçülüğü

Daha çok alıntı var. Hepsini açık kaynaklardan bulabilirsiniz. Fakat yukarıdaki 20’ye 1 gibi, bugün sizin bulunduğunuz nokta ile Atatürk’ün bulunduğu nokta aynı değildir. Lütfen bunu kabul edin ve olur olmaz “Atatürk milliyetçiliği” diye Atatürk’ün aklından geçmemiş düşüncelerle politikanızı cilalamaya kalkmayın.

Bir zamanlar “gardrop devrimciliği” veya “gardrop Atatürkçülüğü” denen bir tavır vardı. Hani düşünceye, değerlere değil de kılık kıyafete dayanan bir “devrimcilik”, “Atatürkçülük”. Şimdiki bunlardan farklı. Ama benziyor. Sık sık, “Ben Atatürk’ün koltuğunda oturuyorum.” diye dillendiriliyor. Buna da “mobilya Atatürkçülüğü” demek lazım herhâlde.

Her yer alıntı doldu. Son bir tane ile kapatayım. “Bugünkü Türk milleti siyasi ve içtimai camiası içinde kendilerine Kürtlük fikri, Çerkezlik fikri ve hatta Lazlık fikri veya Boşnaklık fikri propaganda edilmek istenmiş vatandaş ve millettaşlarımız vardır. Fakat mazinin istibdat devirleri mahsulü olan bu yanlış adlandırmalar, birkaç düşman aleti mürteci, beyinsizden başka hiçbir millet ferdi üzerinde üzüntüden başka bir tesir yapmamıştır. Çünkü bu millet fertleri de umum Türk camiası gibi aynı müşterek maziye, tarihe, ahlaka, hukuka sahip bulunuyorlar.” (Medeni Bilgiler)

Bir tarafa bunu bir tarafa da el yükselten “Atatürk milliyetçisi”ni koyun. Nasıl? Yakışıyor mu?

Not: CHP’de Atatürk’ün fizikî koltuğu mevcut mudur bilmiyorum. Ama yanlış hatırlamıyorsam, Değerli Emine Gürsoy Naskali’nin evinde dedesi Bayar’dan kendisine geçmiş gerçek, deri bir Atatürk baba koltuğu vardı ve Emine Hanım benim o koltuğa oturmama izin verdi.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img