Mustafa Kemal Atatürk; Osmanlı, Avusturya-Macaristan, Çarlık Rusya v.b. büyük imparatorlukların yıkılarak yeni dünya düzenine uygun milli (ulus) devletlerin doğacağını söyleyen ender kişilerden biridir. Yaşadığı zamanın gerçeklerini herkesten önce kavramış ve her eylemin Türk için, Türk’e göre ve Türk tarafından olması gerektiğini her fırsatta söylemiştir. Çöküş süreci içindeki Osmanlı İmparatorluğu üzerine Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarak her alanda gerçekleştirdiği inkılaplarla tüm dünya kamuoyunu kendisine hayran bırakan büyük bir otorite, bir dahi, usta bir stratejist ve büyük bir devlet adamıdır.
İdealist kişiler, yapacakları mücadelelere hedeflerini belirleyerek başlarlar. Belirlenecek hedef bir milletin yücelmesi ve yüceltilmesi ise yapılacak olan mücadele çok daha büyük bir anlam kazanır. Toplumsal ve ulusal nitelikte olan hedefler, milli idealler ve ülküler olarak adlandırılır. Milli Mücadeleden sonra Fransızların elinde kalan Hatay için Adana’da yapılan bir konuşma sırasında, bir Türk kızının “ Hatay’ı kurtar “ demesi üzerine; Mustafa Kemal Atatürk şöyle diyerek: “ Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalmaz “ karşılık vermiş ve konuyu Milletler Cemiyeti’ne taşımıştır. Milletlerin büyük insanlara ihtiyaç duyması, en çok buhranlı ve bunalımlı dönemlerde ortaya çıkmıştır. Bu büyük devlet adamlarından biri de Mustafa Kemal Atatürk’tür. Bu konuda Fransız Prof. Dr. Maurice Baumart şöyle söylüyor: “Eski Osmanlı İmparatorluğu bir hayal gibi ortadan silinirken milli bir Türk Devleti’nin kuruluşu, bu çağın en şaşırtıcı başarılarından birisidir. Mustafa Kemal, yüce bir eser ortaya koymuştur. Atatürk’ün parlak başarısı bütün sömürgeler için bir örnek olmuştur.” Aynı konuda ünlü bir Alman tarihçisi olan Prof. Dr. Herbert Melzig’de diyor ki: “ Istırap çeken dünyada barış ve esenliği yeniden kurmak ve insanlığın yalnız maddi değil, manevi gelişmesini sağlamak isteyenler, Atatürk’ün iman verici ve yön göstericiliğinden örnek ve kuvvet alsınlar.” Prof. Dr. Hüseyin Nail Kübalı’ya göre: “ Atatürk bir milli mücadele gerçeğidir.” Fikir ve idealleriyle Milli Mücadele’ye güç katmış ve yön vermiştir. Milli Mücadele’nin lideri olmasının sebebini kişisel üstünlüğünde, milli düşüncelerinde ve dehasında aramak gerekir. Alman filozof Dankwart A. Rustow’un açıklamalarına göre Atatürk: “ Çağımızın şartları içinde bunalımlı bir dönemde karizmatik önderliği ve liderliği temsil eden kişidir.” Bu özelliklerinden dolayı, bütün Türk Dünyası ve özellikle Azerbaycan Türkleri tarafından da takdirle karşılanmıştır. O’nun Türk Dünyası’na olan ilgisi, muhabbeti ve hasreti, bu konudaki düşünceleri Türklük ve Türk Milliyetçiliği duyguları ile alakalıdır.
En büyük hedefi, milli ve savunulabilir sınırlar içinde Türk Milli Devleti’ni kurmak için Türk Milliyetçiliğini ön plana çıkarmaktı. O’na göre; Türk tarihi, Türk dili, Türk kültürü, Türk ahlakı, Türk hukuku Türk Milletini oluşturan temellerdir. Diğer hedefleri ise; tam bağımsızlık, milli egemenlik ve milli birliği sağlamaktır. Böylece, tam bağımsız, milli egemenliğe dayanan, milli birlik ve beraberliğe büyük önem veren bir devlet anlayışını meydana getirmiştir.
Ekonomiyle ilgili görüş ve düşüncesine bakacak olursak; Türk Milleti’nin ulaşmak istediği çağdaş ve modern bir düzen için ekonomik anlayışı genel şekliyle, özel girişime veya sektöre dayalı ama özel girişim ve sektörün yeterli olmadığı alanları devletin milli ekonomi temelinde canlandırması, yabancı sermayeye karşı olmayan, ancak bunun da milli çıkarlar çerçevesinde değerlendirileceği bir ekonomi modelidir.
Eğitim sistemi hakkındaki düşüncelerine bakacak olursak; eğitim felsefesi olarak “ akılcılığı “ ve “ bilimi “ temel olarak kabul etmiştir. Hedef gösterdiği “ Çağdaş uygarlık seviyesinin de üstüne çıkma “ nın akıl ve bilimle olacağının bilincindeydi. Bu konuda şunları söylüyor: “ Dünyada her şey için maddiyat için maneviyat için muvaffakiyet için en hakiki yol gösterici ilimdir, fendir, ilim ve fennin haricinde yol gösterici aramak gaflettir, cehalettir, delalettir.” diyerek eğitim sisteminin ilim ve fenne dayalı olmasını belirtiyor.
Büyük bir teşkilatçıydı. Bu özelliği, görev yaptığı yerlerde hemen kendisini gösteriyor ve henüz Kurmay Yüzbaşı iken 1905 yılında, Şam’da ilk teşkilatını kuruyor ve bu teşkilat “ VATAN VE HÜRRİYET CEMİYETİ “ adını alıyor. Yeni bir milli devlet ve ülke için bir avuç silah arkadaşıyla parola “ YA İSTİKLAL YA ÖLÜM“ diyerek sonunda tarihin seyrini değiştiriyor. Osmanlı ordusunda rütbeli genç bir subayken emperyalist devletlerin ülke içindeki bütün uzantılarını ortaya çıkarmayı, onları ülkeden kovmayı, onlara hizmet eden unsurları ortadan kaldırmayı kendisine ilke edinmişti.
Conkbayırı, Anafartalar, Arıburnu ve Suvla kahramanıdır. Boğazları, Payitahtı ve Hilafeti kurtaran cesareti ve kararları ile askeri şahlandıran ve ünü Anadolu’ya yayılan efsane bir insandı. Bitlis’te ve Muş’ta Rusları püskürten 7. Ordu Komutanı olarak Halep’te İngilizlere karşı savaşan Suriye’de Yıldırım Orduları Komutanı ve Osmanlı’nın en büyük nişanına lâyık görülen bir kahramandı.
Türk’e büyük bir hayranlık duyardı. Ve konuşmalarının birinde şöyle söylüyor: “ Benim yaradılışımda fevkalade bir hal var ise; o da Türk olarak dünyaya gelmemdir.” Başka bir yazısında da Türk’ü şöyle tarif ediyor: “ Bu memleket, dünyanın beklemediği, asla ümit etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne en aşağı 7 bin senelik bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarları ile sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurları ile yıkandı. O çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu, sonra onlara alıştı; onları tabiatın babası olarak tanıdı; onların oğlu oldu. Bir gün o tabiat oldu; şimşek, yıldırım güneş oldu; Türk oldu. Türk budur, yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”
29 Ekim 1923 tarihinde yapılan oturumda, Mustafa Kemal Atatürk’ün hazırladığı anayasa değişikliği teklifinin kabulüyle Cumhuriyet ilan ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk’ün 1924 yılında yaptığı konuşmada: Türk Milleti’nin karekter ve adetlerine en uygun sistemin “ Cumhuriyet İdaresi “ olduğunu belirtiyor. Yeni nesle seslenişinde de: “ Ey yükselen yeni nesil! İstikbal sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yaşatacak sizsiniz.”
Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu’nu kurdurması, O’nun düşünce yapısındaki sağlamlık ve yüksek tarih bilincinden kaynaklanmasıdır. Türk tarihine, Türk diline ve Türk kültürüne verdiği değeri ve önemi herkesin bilmesi gerekir. Mesela, Türk diline ne kadar önem ve değer verdiğini Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemiş olduğu şu sözlere bakarak anlayabiliriz:“ Türk ulusunun dili Türkçedir. Türk dili yeryüzünde en güzel, en zengin, en kolay anlaşılabilecek dildir. Bu nedenle Her Türk dilini çok sever ve onu yükseltmek için çalışır…”
Cumhuriyetin 103. Yılında , başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere; kanlarıyla, canlarıyla bu toprakları vatan yapan bütün şehitlerimizi saygı ve rahmetle, kahraman gazilerimizi de minnet ve şükran duygularıyla anmayı en büyük görev sayıyoruz.
Son olarak şunu söyleyebiliriz: Mustafa Kemal Atatürk’ün fikir ve düşünceleri asla ölmeyip gönüllerimizde yaşayacaktır. Ancak milli ülküler milli devlet olmayı gerektirir. Mustafa Kemal de bunu yapmaya çalışmış ve başarmıştır.


