11.3 C
Kocaeli
Çarşamba, Mart 18, 2026
Ana SayfaGüncelHayatın Dinamiği

Hayatın Dinamiği

Kötümserlik, kimliğimiz olmuş. Konfor, bizi çürütüyor, farkında değiliz. İki veya daha fazla kişi bir araya gelse, yakınmalar, sitemler başlıyor, her biri diğerine karamsarlıkla ilgili yüklemeler yapıyor.

Yaşama sevincimi kıran, motivasyonumu düşüren, şükür nedir bilmeyen insanlar yanıma geldiğinde onları ya kadir kıymet bilmeye davet ediyor ya da onlardan uzaklaşıyorum.

Evet, dünya kötü; kötülerin egemen olduğun bir dünyada yaşıyoruz. Sapkın inanç sahibi Siyonistlerin ve Evanjelistlerin varlığı, tamahkarlardaki güç zehirlenmesi dünyayı kirletmeye, insanları haksız yere öldürmeye, zulüm ve katliam yapmaya yetiyor. Bunların her türlü çirkinliğine ve çirkefliğine rağmen ben kötü olmak zorunda mıyım? Onların istediği de zaten bu değil mi? Her yer bataklık olsun, bataklık sineği hayat bulsun.

Zorlu her durumda ümitvar olmak, iyimserliği elden bırakmamak, erdem. Karanlık tünelin ucundaki ışığı görebilmek, bilgelik. Yapıcı olabilmek, uyarıcı olabilmek, en zor şartlarda “Ben buradayım.” diyebilmek; dirayet sahibi, motivasyonu yüksek, inancı doğru, duruşu sağlam insanların işi.

Usta ressamın çırağı, eğitimini tamamlamış, ressam olmuş. Büyük usta, genç ressama son dersini vermek istemiş. Genç ressama demiş ki “Yaptığın son resmi şehrin en kalabalık meydanına koy, resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak; insanlara, resmini beğenmedikleri yerlerine bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştir. Genç ressam ustasının söylediğini yapmış. Ertesi gün resmine bakmaya gittiğinde resmin çarpılardan görünmez halde olduğunu görmüş, üzüntüyle ustasının yanına dönmüş.” Usta ressam: “Üzülme resmi yeniden yaparsın.” demiş. Öğrenci resmi yeniden yapmış. Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş; fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boyayla birkaç fırça koymasını söylemiş, Yanına da insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmelerini rica eden bir yazı yazmasını önermiş. Öğrenci söyleneni yapmış. Ertesi gün resme bakmış ki resim koyduğu gibi duruyor; resme hiç dokunulmamış. Üç gün geçmiş, bırakın resme dokunulmayı fırçalar bile yerinden kıpırdamamış. Genç ressam sevinçle ustasına koşmuş. Usta ressam, bu durumu şöyle anlatmış: “ilkinde, insanlara fırsat verildiğinde ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşacağını gördün. Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı. İkincisinde onlardan müspet, yapıcı, olumlu olmalarını, katkı sağlamalarını istedin. Yapıcı olmak, eğitim gerektirir, bilgi gerektirir, bilgelik ve kendine güven gerektirir. Hayatında bir satır okumamış, bir fırça tutmamış, bir taşın üzerine taş koymamış; ama her şeye çarpı atacak kadar hadsiz olanlarla yıkmak, en sıradan en aşağılık beceridir. Bir fırtına, bir şehri yerle bir edebilir; ama tek bir çiçeği bile yeniden açtıramaz. Cahilin eleştirisi de böyledir; o, sadece yok etmeyi bilir. Bu, yetenek değil, onun yetersizlik sancısıdır. Sen hayatında hiç heykeli dikilmiş bir eleştirmen gördün mü?”

“Olanda hayır vardır.” dersek hem hayrı görür hem de olmuş bir kötülüğün esiri olmayız. Yanlışlıklar, beni kendinden kaçırmaz; bilakis bana görev verir. Her görev, hayata bağlılık, motivasyon, varlık bilinci, geleceğe ümitle bakmak demektir.

Bir gün atölyede resim yaparken yanıma bir hanımefendi geldi. Sigara kokuyordu. “Siz sigara mı kullanıyorsunuz?” dedim. Mahcup oldu, özür diledi. “Aaa, ne güzel!” deyince şaşırdı. Kızacağımı sanmıştı. “Şimdi siz bana size sigarayı bıraktırma görevi verdiniz.” deyince daha da mahcup olmuştu. Olay ve olgulara hangi gözle baktığınız önemli. “Sabırla, koruk, helva olur.” demiş atalarımız. Yola iyi niyetle çıkıp hedefe sabırla ilerlemek, hayat tarzımız, varlık nedenimiz olmalı.

Yarısına kadar suyla doldurulmuş bardağı tanımlamalarını istesek, eminin, insanların çoğu buna “yarısı boş” bardak diyeceklerdir. Olumsuzluğun, yanlışın, yalanın, çirkinliğin, kötülüğün; kendi karşıtlarına göre daha baskın bir yönü var. Karakteri zayıf, idealden yoksun insanlarda bunlar daha belirgin olabiliyor. Büyüdüğü aile ortamı, yetiştiği çevre, okulda aldığı eğitim, kişinin hayata hangi gözlükle, kaç derecelik açıyla bakacağında oldukça etkili.

Kişiler, boş kalmamalı,  konfora alıştırılmamalı, idealden de yoksun bırakılmamalı. Bütün rüzgarlar, nereye yanaşacağını bilmeyen yelkenlinin düşmanı, bilenin ise dostudur. Hayat, bir deniz; ya savrulur boğulursun ya da hedefine sarılır, yorulursun. Tarih, yatarak çürüyenlerin değil, ayakta ölen yorgunların örnek hikayeleriyle dolu.

İyilik ve iyimserlik, ümit ve sabır hayatın tükenmeyen enerjisi, kalbin ve aklın aydınlığıdır.

Seçtiklerimiz

spot_img