8.8 C
Kocaeli
Pazartesi, Mart 9, 2026
Ana SayfaGüncelÜç Ülke, Üç Fanatizm ve Kutsal Savaş Siyaseti

Üç Ülke, Üç Fanatizm ve Kutsal Savaş Siyaseti

Amerika Birleşik Devletleri/ İsrail ve İran arasındaki savaş sürerken, Oval Ofis’te, ABD Başkanı Donald Trump ile Evanjelist din insanları dua ayini yaptı.

Ülkenin farklı bölgelerinden gelen evanjelik papazlar gözlerini kapatıp ellerini Trump’a uzattı. Koltuğunda oturan, kollarını masaya koymuş, gözleri kapalı, derin bir trans halindeki Trump için dua ettiler. Toplantıya Evanjelik çevrelerde öne çıkan isimler katıldı. Trump’ın “Tanrı’nın kılıcı” olmasını ve “bu zor zamanlarda Trump’ı ve askerlerimizi korumanı diliyoruz” dediler.

Toplantıdaki Evanjelik liderlerden Robert Jeffress’in şu sözü çarpıcıdır: “Tanrı, Trump’a şer odağı İran’ı yeryüzünden silme yetkisi vermiştir. Bu bir siyasi tercih değil, kutsal bir görevdir.”

Trump’ın ruhani danışmanlarından Paula White-Cain’in “saldır, saldır, zafere kadar saldır” şeklindeki cezbe haliyle yaptığı dua videosu da bu atmosferi tamamladı.

****

Trump’ın dini değerlerle alakasının olmadığı biliniyor. Epstein belgelerinde ahlaki zafiyetleri, çocuk tecavüzcüsü olduğuna dair görüntüler ortaya çıktığı halde, bu dini liderlerin Trump için dua ayini düzenlemesi manidardır.

Evanjelik çevreler, Trump’ın kişisel ahlakına veya politikalarındaki tutarsızlıklara hiç takılmazlar. Onlar için Trump bir “Kral Kirus”tur. İncil’de adı geçen Pers Kralı Kirus, İsrailoğullarını Babil esaretinden kurtaran ancak kendisi bir Yahudi olmayan, yani “dışarıdan” bir liderdir.

Evanjelik liderler Trump’ı bu şekilde konumlandırarak şunu derler: “O, Tanrı’nın seçtiği ‘kusurlu bir kaptır’. Bireysel günahları önemli değil; Tanrı onu, Evanjelik ajandayı gerçekleştirmek için kullanmaktadır.” “Evanjelik ajanda”dan kasıtları İsrail’e mutlak destek, kürtaj karşıtlığı, yargı atamaları gibi politikalardır.

Evanjelik (Hristiyan Siyonist) yorumlara göre İsa Mesih’in dönüşü öncesinde Orta Doğu’da büyük bir savaş yaşanacaktır. Bu yorumlarda “savaş ne kadar büyürse Mesih’in gelişi o kadar hızlanır” düşüncesi dile getirilmektedir.

Bu tür dini motivasyonların siyasete etkisi yalnızca ABD ile sınırlı değildir. Benzer bir fanatizmin izleri savaşın diğer aktörü İsrail’de de görülmektedir.

*******************************

İsrail Fanatizmi

Savaşın ikinci aktörü İsrail Başbakanı Netanyahu şu sıfatlarla anılıyor: “Sadece Gazze’de onbinlerce Filistinliyi, çocuk, kadın, sivil demeden katleden bir cani. Lübnan, Suriye’de binlerce insanı öldürerek topraklarını genişleten ve sebepsiz yere İran’a saldıran hukuk tanımaz bir suçlu. Epstein dosyalarını kullanıp Trump’a şantaj yaparak, ABD’yi İran’a saldırtan çağın Hitler’i.”

Netanyahu’nun 7 Ekim sonrası Gazze operasyonları için Tevrat’tan alıntıyla kullandığı “Amalek’in size ne yaptığını unutmayın” ifadesi sıradan bir tarihi atıf değildir. Tevrat’ta Amalekliler, İsrailoğullarının kadim düşmanları olarak geçer ve yok edilmeleri emredilir.

Bu anlayışta, “Amalek” denilen karşı tarafın insanlığı veya hakları anlamsızlaşır; çünkü “Tanrı düşmanı” ilan edilmiştir.

Netanyahu’nun “amelek” kavramına yaptığı atıf, radikal hahamlar tarafından “bebekler dahil herkesin öldürülebileceği” şeklinde fetvalara dönüştürüldü. Bu yüzden İran’da okulları bombalanarak 168 kız çocuğunun öldürülmesi bile onlar için meşrudur.

Netanyahu ve çevresindeki aşırı sağcı bakanlar Gazze’deki (ve İran’daki) savaşı “modern bir kutsal savaş” çerçevesine oturtuyorlar. Hahamlar da bu görüşe destek veriyorlar.

*******************************

İran Rejimi Fanatizmi

İran rejimi, 1979 devriminden bu yana devlet otoritesini “dini kutsallık” ile perçinledi. Rejim, “Vilaet-i Fakih” (Fakihin Vesayeti) anlayışıyla, ruhani liderin emirlerini doğrudan “Allah’ın emri” seviyesine çıkardı. “Rejime muhalefet etmek, Allah’a savaş açmaktır” anlayışı kendi halkına, sokaktaki protestocuya gerçek kurşun sıkmanın dini gerekçesi oldu.

Rejimin kurucu ideolojisini şekillendiren, Humeyni’nin “Biz İran’a değil, Allah’a tapıyoruz. Vatanseverlik putperestliktir. Gerekirse İran yansın ama İslam zafer kazansın” sözleri, bugün halkın yoksulluğuna rağmen kaynakların savaşa aktarılmasının temel dayanağıdır.

İran’daki “Hüccetiye” benzeri anlayışlar, “Kaos ve zulüm ne kadar artarsa, “12. İmam” (Mehdi) o kadar çabuk zuhur eder” inancındadır.

Ali Hamaney, 2024-2026 ekonomik krizlerini ve halk protestolarını “İlahi bir imtihan” ve “Dış güçlerin (Şeytan’ın) saldırısı” olarak niteleyerek, her türlü sivil hak talebini “dine başkaldırı” ile eşdeğer tutuyordu.

Halk yoksulluk içindeyken, rejimin “dini elitleri” ve Devrim Muhafızları komutanları servet biriktiriyordu. (Batılı kaynaklarda Ali Hamaney’in 96 Milyar dolarlık, yerine atanan oğlu Mücteba Hamaney’in 3 Milyar dolarlık serveti olduğu iddia ediliyor.)  

*******************************

Çıkış Yolu: Akıl ve Ahlak Eksenli Din Anlayışı

Dinler bütün toplumlar için göz ardı edilemeyecek bir faktör. “Doğrudan savaşların sebebi dinlerdir” demek doğru değildir. Ama dinlerin fanatik yorumlarının savaşlarda ve dünya politikasına çok olumsuz etkileri olduğu açıktır.

TEOPOLİTİK anlayış iktidar olduğunda yani dini inançların dış politikayı belirleyen ana aktör olması durumunda insanlık için tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir.

Mesela “Vaadedilmiş Topraklar” inancı ile Siyonist- Evanjelist ittifakın Nil’den Fırat’a toprak talebine yol açıyor.

Bugün Orta Doğu’da füzeler havada çarpışırken, arkasındaki motivasyon kaynaklarından ilki; her biri kendi kutsal kitabından deliller bulan fanatiklerdir. Evanjelik papazın ‘İsa gelsin’ diye, Haham’ın ‘Süleyman Mabedi kurulsun’ diye ve Molla’nın ‘Mehdi zuhur etsin’ diye körüklediği çatışmalar ve kaos, aslında aynı teolojik bakışın mahsulleridir.

Bugün Washington’da Trump’ın omuzlarına el koyup dua eden papazla, Kudüs’te ‘Amalek’ çığlıkları atan haham ve Tahran’da kadınlara “ahlak polisliği” yapan, vatandaşına kurşun sıkan molla aynı madalyonun farklı yüzleridir.

Aslında sorun, dinin kendisi değil; dinin fanatik yorumlarla siyasi iktidarın aracı haline getirilmesidir.

Bu yüzden devletlerin laik olması, sapkın fanatik dini yorumlara inananların iktidar olmaması insanlık için çok önemlidir.

Bunun yanında, dini inancı olanların -son birkaç makalemde yazdığım- Maturidi-Hanefi-Yesevi yorumuna benzer şekilde “Akıl ve Ahlak” eksenine oturmuş bir dini anlayışta olmaları insanlığın huzur ve mutluluğu için elzemdir.

Devletin gerçekten laik olması, dinin fanatik ellerde bir imha silahına dönüşmesini engeller.

Bireyler açısından ise, aklı merkeze alan Maturidi bilinci, adaleti esas alan Hanefi hukuku ve insanı ve sevgiyi esas alan Yesevi ahlakını benimsemek, barış içinde bir toplum inşa etmenin en sağlıklı yollarından biridir.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img