Tarım S.O.S. veriyor

32

Geçen akşam amcamla telefonda konuşuyordum. Gübre sezonu da
yaklaşıyor, gübre almamız lazım. Bugün gübre fiyatlarını sordum, tonuna
800 YTL dediler, herhalde kafa buluyorlar benle diye düşündüm, fiyatlar
doğrumu diye sordu? Evet doğru dedim. Olur mu geçen yıl 400 YTL ye
aldığımız gübrenin tonu bu yıl nasıl 800 YTL olur?

Yıllık enflasyonun %10 larda olduğu ülkede bu kadar zam olur mu diye
isyan ediyordu. Haklıydı da. Düşünün şimdi geçen yıl 1 ton çay
gübresinin fiyatı 400 YTL, yaş çayın tonu 640 YTL, bu yıl ise çay
gübresinin tonu 800 YTL yaş çayın fiyatının ise yıllık enflasyonu
eklersek 700 YTL olacağını tahmin ediyorum. Geçen yıl 1 ton yaş çay
bedeli ile 1.5 ton çay gübresi alınırken bu yıl tahminen 0.85-0.9 ton
çay gübresi alınabilecek. Yani bir yıl içinde çay üreticisi bu kadar
oranda fakirleşmiş olacak.

Çay üreticisinden hareketle, bu sıkıntı, ülkemizdeki tüm tarımsal
ürünler için geçerlidir. Çiftçi, bugünkü gübre fiyatlarıyla toprağa
gübre atmakta zorlanmaktadır. Ancak iyi bir ürün hasadı için ise,
toprağa gübre atmak mecburiyetindedir. Gübre, verim üzerinde %50
oranında etkilidir.

Mazot fiyatlarının da bir o kadar arttığını düşünürsek, çiftçi ya
toprağını ekemez ya da gübre atamaz duruma gelmiştir. Bir de buna
kuraklığı eklersek gerisini siz düşünün.

19 Ocak 2008 tarihli Milliyet gazetesinde Türkiye Ziraat Odaları
Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, tarım sektöründeki istihdam ve
nüfustaki çözülmenin devam ettiğine işaret ederek, toplam işsiz
sayısındaki artışın da bundan kaynaklandığını belirtmiştir.

Şemsi Bayraktar, 2002-2006 döneminde 2.4 milyon kişinin tarımı terk
etmesiyle bu sektörde çalışan sayısının 7.4 milyondan 6 milyona
düştüğünü, toplam istihdamda tarımın payının da yüzde 35 ten yüzde 27
ye indiğini belirtti. Bayraktar, henüz kesin verilerin alınmadığı 2007
yılında bu oranın yüzde 27’nin de altında çıkacağını belirterek,
“tarımsal istihdamdaki azalma nispi olarak yavaşlasa da devam
etmektedir” diye belirtti.

Ekim 2007 dönemi istihdam verilerinin beklendiği gibi oldukça
olumsuz bir tablo oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, aynı dönemde
tarımda çalışan sayısı 225 bin kişi azalırken tarım dışı sektörlerde
170 bin kişi artmıştır. Ekim 2007 döneminde tarım sektörünün
istihdamdaki payı 0.9 puan azalarak yüzde 25.9 a inmiştir dedi.

Nüfusunun büyük bir kısmının tarımla uğraştığı ülkemizde, toprağını
ekemeyen ya da ektiği üründen yeterli verimi alamayan insanların hali
ne olacak?

Bu insanlar tarımı terk edecek, kendine yeni iş sahaları
arayacaktır. Ve köyden şehre göç edecektir. Şehirlerde yeni varoşlar
oluşacak ve bu varoşlarda birçok sosyal problemlerle karşılaşacaktır.
Hatta işsiz kalanlar, kendilerini her an illegal faaliyetlerin içinde
de bulabileceklerdir.

Tarım ürünleri açığı, son yıllarda ithalat yoluyla giderilmeye
çalışılmaktadır. Tarım ürünleri açısından kendi ihtiyaçlarını
karşılayan ülkemiz artık tarım ürünlerini ithal eder duruma gelmiştir.

Son zamanlarda gündemde olan biyolojik savaşın, en fazla tarım
ürünleriyle yapıldığını bilmeliyiz. Bazı ülkeler, tarım ürünlerinin
genetik yapılarıyla oynamakta ve geliştirdiği modellerle insanoğluna
zarar verecek birçok faktörü, ürününü ihraç ettiği ülkelere
göndermektedir.

Katılmak için kapısını aşındırdığımız AB de, tarıma uygulanan sübvansiyonları neden öncelikli dikkate almıyoruz.

Önceliğimiz neden Türk büyüklerine hakareti serbest bırakmak?..

AB seviyesinde yapılacak bir sübvansiyonla, ülkemiz tarımı ayakta
kalacak, hem sağlıklı nesiller yetişecek, işsizlik ve köyden şehre göç
azalacak ve dışa bağımlılık ortadan kalkacaktır.

Ayşe teyzelerin, Ali amcaların, Osman ağabeylerin yetiştirdiği
ürünlerden aldığım zevki Helmutların, Sophiaların, Jackların
yetiştirdiği ürünlerden alamıyorum.

Ayşe teyzenin yetiştirdiği domatesten, Ali amcanın yetiştirdiği
elmadan, Osman ağabeyin yetiştirdiği çaydan sürekli tatmak istiyorum.