Sabredebilmek

28

Ceyhun, üniversiteyi başarıyla bitirmiş ve kimya mühendisi çıkmıştı. Artık çalışma hayatına atılması gerekiyordu.

Bir kamu kuruluşunda geçici statüde çalışmaya başlamıştı. Genel
Müdürü Ceyhun’a, kadro açıldığında şirketin daimi kadrosuna alınacağını
söylemişti. Ceyhun, kısa sürede işini öğrenmeye ve adapte olmaya
çalışıyordu.

O ayın sonunda kadrolar geldiğinde Ceyhun, şirketin daimi kadrosuna
geçirilmemişti. Ceyhun’un morali bu olaya çok bozulmuştu. Bu durumu
gören Ceyhun’un müdürü Abbas bey, Ceyhun’a moralini bozmamasını ve
işine daha kuvvetli bir şekilde sarılmasını tavsiye etmişti.

Abbas bey, Ceyhun’un azmini, gayretini, bir şeyler üretme çabasında
olduğunu görüyor ve ona sürekli yeni projeler veriyordu. Ceyhun,
üstlendiği bu projelerin altından başarıyla kalkıyordu. Arkadaşları
arasında da kısa sürede sevilen biri olmuştu. İkili ilişkileri,
diyalogları da gayet iyiydi arkadaşlarıyla Ceyhun’un.

Ertesi yıl tekrar daimi kadro açıldığında Ceyhun, bu sefer kesinkes
daimi kadroya geçeceğini düşünüyordu. Çünkü liyakat sahibiydi ve işin
ehli konusunda kendisinden daha iyileri yoktu. O da nee? Ceyhun’u yine
daimi kadroya almamışlardı. Olamaaaz olamaaaz , bu benim hakkım,
hakkımı gasp ettiler diye isyan ediyordu . Neden daimi kadroya
alınmadığını araştırmayı kafasına koyan Ceyhun, şirketin genel
müdürüyle görüşmeye karar vermişti. Abbas bey ve Ceyhun’un mesai
arkadaşları genel müdürle görüşmemesi konusunda Ceyhun’u uyardılar
ancak bu kararından vazgeçiremediler.

Genel müdürüyle görüşen Ceyhun, duyduklarına inanmak istemiyordu.
Genel müdür, Ceyhun’a, kadroların dağıtımında liyakatın önemli
olmadığını, kendi siyasi görüşlerine yakın kişilerin kadro dağıtımında
dikkate alındığını, Ceyhun’un ise bu siyasi görüşe uzak olduğunu,
kadroya alır ise bunu bir yerlere izah etmekte zorluk çekeceğini
söylemişti.

Boynu bükük bir şekilde genel müdürün odasından Ceyhun’un çıktığını
gören Ticaret Müdürü Tayfun bey, Ceyhun’u odasına davet etti ve
Ceyhun’a, “bak evladım, ben bu şirkette 25 yıldır çalışıyorum ve şunu
gördüm. Bu şirket, çalışana eninde sonunda hakkını teslim eder. Genel
müdürün söylediklerine kafanı takma, siyasiler gelip geçici, onlar
yolcu biz hancıyız. Çalışmandan, azminden hiçbir şey kaybetme. Kadronu
eninde sonunda alacaksın” dedi. Biraz olsun rahatlayan Ceyhun, Tayfun
beye teşekkür ederek odasından ayrıldı.

Ceyhun, sabretmeliydi. Biliyordu ki sabır, bütün faziletlerin
anasıdır. Hayatta başarılı olmanın ve kemale ermenin sırrı, bu güzel
huydan geçer diye düşünüyordu.

Peygamberler sabrın en büyük örnekleridir. Onlar bütün güçlükleri sabırla karşılamışlardır.

Sabırlı insan, iyi insandır. İyi işler yapıp, birbirine hakkı ve
sabrı tavsiye edenlerin kurtuluşa ereceklerini Allah Teala haber
vermiştir. Kur’an-ı Kerim de bir ayet-i kerimede “sabır zafere giden
yoldur” diye bahsedilmektedir.

İş hayatının 5.yılında, genel müdür değişmiş ve Ceyhun daimi kadroya
geçmişti. Kısa sürede de başarısının mükafatı olarak iyi bir makama
geldi. Ekonomik açıdan da iyice rahatlayan Ceyhun, Allah’a binlerce
kere şükrediyordu. Şimdiki konumu, asla şımarmasına vesile olmamalı, bu
duruma nasıl geldiğini aklından çıkarmamalı ve azmini yitirmemeliydi.
Bunları düşünen Ceyhun, şimdiden gelecekle ilgili planlar yapmaya
başlamıştı bile.

Sabreden Ceyhun’un geldiği durum ortada. Keşke ülkemizde de kişilere
ve olaylara sabredebilmesini bilsek, birbirimize tahammül edebilsek .

Sabrın, bizleri başarıya taşıdığını ve sorunların çözümünde anahtar olduğunu unutmamak temennisiyle…