Niçin Yeni bir Uygarlık, Niçin yeni bir Türkiye?

29

Küreselleşmenin göze ve kulağa en hoş gelen taraflarından birisi, Ebu Garib hapishanesinden, muhtemelen iç hesaplaşmalara dayalı olarak basına sızdırılan birkaç kare fotoğrafın, insanlara “kral çıplak” dedirtecek kadar etkili olmasına imkan sağlaması… Son üç asırdır ağır anlam kayması yaşayan Müslümanlar ve sağduyularını hala muhafaza etmeyi başarmış olan bazı Batılılar, belki de ilk defa böylesine derinlemesine dünyada ne olup bittiğini anlayabilmek için kafalarını zorlamaya başladılar. Küreselleşmenin kontrol edilebilen boyutundan yararlanarak toplum mühendisliğine soyunan, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda istedikleri gibi biçimlendirebileceklerini zannederler de, özeleştiri yapacakları yerde, hem kendi kamuoylarını, hem de bütün dünyayı, yaptıklarının doğru olduğuna inandırabilmek için çaba sarf etmeye devam etmektedirler.

Küreselleşme ve İslam’ı Yeniden Düşünmek

Küreselleşme, yer yer modernleşmenin yeni bir aşaması, yer yer de Amerika eksenli yeni bir kültür dalgasının dünyayı istila etmesi olarak anlaşılabilir ve yorumlanabilir. Her iki halde de, küreselleşmenin, güçlü bir ekonomik ve kültürel yapıya sahip olmayan, demokrasiyi içselleştirememiş kültürler için bir tehdit olarak algılanmasının kaçınılmaz olduğu açıkça görülebilmektedir. Küreselleşme önüne çıkan her şeyi çepeçevre kuşatmakta, hiçbir şey onun etkisinden uzak kalamamaktadır. Bu arada, birtakım bastırılmış yerel kültür öğeleri ve değerlerin de yeniden dirilme fırsatı buldukları gözden kaçmamaktadır.

İslam Şiddet Ve Terör

İnsan,”oluş” halindeki bir varlıktır. İlk hücrelerin teşekkülüyle birlikte başlayan bu sürecin ilk aşaması, insanın son nefesini vermesiyle birlikte tamamlanmış olur. İnsanoğlu, değişmeyi farketmese bile, hem fizyolojik, hem de psikolojik yönden sürekli yenilenir, tazelenir. Her insan, her an yeni bir insandır. Bu durum, insanoğlunun “kendini gerçekleştirmesi”ne, kendini “inşa” etmesine imkan sağlamaktadır. İnsanın yaratılış amacı, ömür denilen kısa zaman diliminde, toplum içinde, kendini gerçekleştirme, “inşa” etmedir. Bu bağlamda din, insan için, bir “araç” niteliği taşımaktadır. “Oluş” halindeki bireylerden oluşan toplum da, doğal olarak sürekli değişen bir toplum olacaktır. Din, değişimi etkileyen ve değişimden de etkilenen bir olgu olarak iki yönden bu değişim sürecinin içindedir…

Türkiye’de Din Alanının Tartışmaya Açılmasının Önemi

Türkiye, çok ciddi bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçmektedir. Aslında, bütün Dünyanın hızlı bir sosyo-kültürel değişim rüzgârının cazibe alanı içinde olduğunu söylemek mümkündür. Eskiden bir asırda iki asırda ortaya çıkan birtakım değişiklikler, şimdilerde bir yılda, iki yılda gerçekleşmektedir. İletişim imkânlarının iyice artması, bilim ve teknoloji alanında ortaya çıkan baş döndürücü gelişmeler, bir anlamda, insanları “sıkıştırılmış bir tarih” diliminde yaşamaya mahkum etmiş gibidir.

Alevilik-Bektaşilik, Din Kültürü Ahlak Bilgisi Dersleri ve Diyanet

Türkiye ilginç bir ülke!… Sorunların çözümü, onların içinden çıkılamayacak derecede karmaşık hale getirilmesinde yatıyormuşçasına, sorunları çözecek/çözmek durumunda olan birtakım kurum ve kuruluşlar, önce sorunları görmezlikten geliyor; sonra da çözermiş gibi yaparak işi zamana bırakıyorlar. Kürt sorunu böyle… İrtica sorunu böyle… Başörtüsü sorunu böyle… Avrupa Birliği ile ilgili sorunlar böyle… Akla gelen hangi önemli sorun varsa, çözmek konusunda irade beyan edenlerin bile, sorun çözmek gibi bir niyetlerinin olmadığını, sorunların kalıcı hâle gelmesinden yarar umulduğunu düşünmeden edemiyor insan…