İsraftan Kaçınmak

29

Hikmet, aldığı ücretle kendi geçimini sağladığı gibi arkadaşlarının ihtiyacı olduğunda onlara borç para verirdi.

Maaşı artan Hikmet’in hayatında belirgin değişiklikler olmaya
başladı. Gardrobunu yeniledi. Sıradan değil, markalı elbiseler giymeye
başladı. Bir yıl giydiğini artık ertesi yıl giymiyordu. Arkadaşlarının
arabası vardı. Hikmet de arkadaşlarından geri kalır mıydı? Hemen bir
araba aldı.

Eşi de bu yarışta Hikmet’den geri kalmıyordu. Evlenene kadar 1-2 kat
elbiseyle idare eden evin hanımefendisine artık 5-6 kat elbise az
geliyordu. Hatta gardrobunu açtığında giyecek hiçbir şeyim yok diye
Hikmet’e sürekli serzenişte bulunuyordu.

Ayağını yorganına göre uzatmayan Hikmet, artık arkadaşlarına borç
veren değil borç alan konumuna düşmüştü.

Rahmetli Sakıp SABANCI’nın bir sözü aklıma geldi. Ben diyordu
rahmetli SABANCI, işe alacağım elemanlarla yaptığım mülakatlarda hep
sorardım. Evin var mı, araban var mı diye? Arabası olup da evi
olmayanları kesinlikle işe almazdım. Ne kadar yerinde bir tespit. Öyle
değil mi?

Ramazan ayında, Avukat Zeki Hacıibrahimoğlu ağabeyimizin iftarına
davetliydik. İstanbul’a yola çıktığımızda Boğaziçi Köprüsünde trafiğe
yakalandık. Bu esnada bizim sevgili başkanın haklı bir tespitine şahit
oldum. Diyordu ki, şu araçlara lütfen bir bakın, her araçta bir kişi
var. Halbuki bu kişiler bir araya gelip ortak bir araç kullansa hem
zamandan tasarruf olacak hem de ülke kaynakları hoyratça israf edilmiş
olmayacak. Tabii ki trafik o kadar yoğun olmayacak ve biz de iftara
zamanında yetişmiş olacaktık. Allah’tan Mustafa TOKA ağabeyimiz
tedarikli geldi de yolda iftarımızı açtık.

Dün yine internette haber sitelerini takip ederken , bir bilim
adamının şu önerisi dikkatimi çekti. Diyordu ki enerji sıkıntısının
yoğun bir şekilde gündemde olduğu bu dönemde, evlerde tasarruflu ampul
kullanılmasıyla çok büyük miktarda enerji tasarrufu sağlanacaktır.

Kaynaklarımızı ekonomik bir şekilde kullanmalı, ihtiyaçlara göre
harcama yapmalı, son yıllarda yaygınlaşan kredi kartı çılgınlığından
uzak durmalıyız. Bir ayette “yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyin. Çünkü
Allah israf edenleri sevmez” diye buyurulmaktadır. Yine bir hadiste de
peygamberimiz, “kim savurganlık yaparsa, Allah onu yoksul bırakır” diye
buyurmaktadır.

Ülkemiz, birçok yer altı ve yer üstü zenginliklerine rağmen
insanımızın lükse aşırı ilgisi, savurganca harcamalar ve beceriksiz
yönetimler yüzünden fakir-fukara hale gelmiş, ekonomisi hala
sanayileşmiş değil gelişmekte olan ülkeler seviyesinde kalmıştır.

Bir kitapta okumuştum. Osmanlı’nın İmparatorluk haline nasıl
geldiğine bir örnek vermek istiyorum. Sultan Ahmet Camisinin
şadırvanındaki muslukları ne zaman açarsanız açın belirli bir miktarın
dışında su akmaz. Çünkü o, dünyaya 600 sene hükmeden Osmanlı yapımıdır.
İsraf ekonomisine göre değil, tasarruf ekonomisine göre yapılmıştır.

Ayağımızı yorganımıza göre uzatmasını bilelim. Ülkemizin kaynaklarını hoyratça harcayıp geleceğimizi sıkıntıya sokmayalım…