Halkına Dost Bir Valiyi Kaybettik

61

Dost çevremden bir altın halka daha eksildi. Bu sene garip bir şekilde birbiri peşi sıra dostlarımı kaybetmeye devam ediyorum. Cenab-ı Hakk’a sığınarak ve yalvararak bir fasıla dileğinde bulunsam diyorum. Sonra gücüne gideceğinden korkuyorum. Ama yine de yakararak gönül dostlarım için O’na sığınmaktan kaçınamıyorum…

İhsan Dede vali, Kocaeli’nin Gebze’sinde çalışma hayatımı sürdürdüğüm 32 yıl içersinde bölgeye gelip geçmiş idareciler arasında gönlümde mutena yer işgal eden hemen tek valiydi dersem doğrusunu dile getirmiş olurum. Diyarbakır’dan Kocaeli’ne atandığı yıl sanırım 1988 idi. Altı yıl kadar Kocaeli’nde kalacaktı. Bu devre içersinde Kocaelililerle öylesine iç içe olacaktı ki emekliliğini aldığı 1996 yılında Kocaeli’ne dönerek hayatını orada sürdürmeğe karar verecekti. Kimdi İhsan Dede?

Niğde’nin Bor ilçesinde doğmuştu. İlk ve Ortaokul tahsilini Bor’da yaptıktan sonra Kayseri lisesinden mezun olmuştu. Bir ara, iki yıl, terzilik yapmıştı ama tabiatı esnaflığa müsait değildi. Böylece hayatının seyrini değiştirecek bir karar verecekti. Siyasal Bilgiler Fakültesini burslu olarak kazanacak ve 1955 yılında S.B.F.’den mezun olacaktı. 1955-59 yılları arasında çeşitli yörelerde Maiyet memurluğu ve Kaymakam vekilliği yaptıktan sonra 1959 yılında Yusufeli Kaymakamlığına atanacaktı. 1960 Darbesi sonrasında önce Borçka (2 yıl), sonra Sungurlu’da, 1965’e kadar, Kaymakam ve Belediye Bşk.lığı görevi yapacaktı. Sanırım bu Belediye başkanlığı görevleridir ki, İhsan Dede’ye halkıyla haşır neşir olma konusunda önemli vasıf kazandıran husus olacaktır. Daha sonraki yıllarda yaptığı Mülkiye Müfettişliği ve İç Eğitimden sonra, ilk valiliği 1975 yılında Artvin’dedir. Arada merkez valilikleri olmakla beraber Artvin’den sonra sırasıyla Burdur, Afyon, Diyarbakır, Kocaeli ve Konya valilikleriyle geçen idarî hayatı 1996 yılındaki emeklilikle noktalanacaktır.

Kocaeli’ne, özellikle o dönem tam bir değişim geçiren ve sıkıntılı bir hüviyet taşıyan Diyarbakır’dan, yine sanayileşme sürecinin sıkıntılarını taşıyan ve mütemadiyen göç alan bir şehre atanıyordu İhsan Dede. Kocaeli hızlı büyüyor, sanayileşiyor ve havsalalarının almayacağı bir şekilde göç alıyordu. Kısaca sorunları göçten, sanayileşmeden ve şehirleşmeden başlayarak işçi-işveren meselelerinin kozmopolit yumağının içindeki bir şehre geliyordu İhsan Dede. Bölgede, şehirde, yerleşim yerinde herkesin derdi vardı! Halkın, sanayicinin, işçinin, tüccarın, esnafın, kısaca halkın dertleri vardı ama bütün bunlara ilaveten siyasilerin kaprislerinin yaşandığı bir şehir hüviyetindeydi Kocaeli. Siyasilerin derken unutulmaması gereken noktalardan birinin Kocaeli’nin siyasilerin gidip gelmekten çok hoşlandıkları bir şehir olan İstanbul’un karayolu geçişi üzerinde olduğudur söylemek istediğim. Yani protokol açısından da sorunlu bir şehirdi Kocaeli! İşte İhsan Dede üç büyük şehir olarak isimlendirilenlerden sonraki böylesi bir şehre yine sorunlarla dolu bir başka şehirdeki sorunları alnının akıyla aşarak geliyordu.

Durmaksızın göç alan, âdeta Doğu vilayetlerimizin yığılma noktalarından biri haline gelmiş olan Kocaeli yöresinde sorunlar dopdoluydu ama bunların başında gelen şüphesiz eğitim meselesiydi. Gecesini gündüzüne katarak Kocaeli’nin çok yönlü meseleleriyle yaşamaya başlayan İhsan Dede valinin öncelikli hedef olarak kendisinin önüne koyduğu mesele eğitim sorunu olacaktı. Bu hedefi belirledikten sonra şüphesiz pek çok kimseyi karşısına alma pahasına bir cehd içerirsinde olması gerekecekti. Bu cehde yol verecek olansa, devletle iş adamlarının ve de halkın kucaklaşmasının gerekeceği noktaların belirlenmesi vardı. Eğitim sorunun çözümüne gidecek güzergâh ancak böyle sağlanabilirdi. Gerçekten de Vali İhsan Dede’nin halkın gönlüne girişindeki hareket noktası eğitim sorunun çözümüne doğru atılmış adımlardır. İşte küçücük ama muhteşem bir örnek… Vali Dede Kocaeli’ne geldiğinde Kocaelili öğrencilerin ülke genelindeki eğitim sıralamasındaki yeri 63’üncü Vilayet konumunda idi. Altı yıl, yani Dede valinin Konya’ya atandığı 1994 yılında Kocaelili öğrenciler Türkiye genelinde 5’inci sıraya yükselmiş bulunuyorlardı. Bu başka anlatımla Kocaeli valisi İhsan Dede, bölgede herkesi işin içine sokarak sadece eğitim binaları yapımında önderlik etmemiş, yöre genelinde okullardaki eğitim araçlarının, donanımlarının ve dolaylı olarak öğretici ve öğrencilerin de seviye kazanmalarında önderlik etmişti. Ayrıca şurası gerçektir ki vali İhsan Dede döneminde Kocaeli’nde eğitim normal düz eğitim okullarıyla değil, sanayicinin ihtiyaç duyduğu meslek liseleri ve hatta engellilere ait atılımlarla da önemli bir mesafe kat etmişti. Kısaca vali Dede neredeyse Milli Eğitim Bakanı duyarlılığı ile ama bir devlet adamının çok yönlülüğü içersinde nelere kadir olabileceğinin mükemmel örneklerin vermişti Kocaeli’nde

İhsan Dede ile ilgili dost çemberimiz içinde yaşanmış pek çok hatıram var. Ayrıca Kocaeli’nde gerçekleştirdiklerini saymakla da bitmez. O halkına eğitimden başlayarak sağlıkta ve devletini ilgilendiren hemen her konuda yılmaz bir mücahit olarak hizmet sunmaktan hiç yılmamıştı. Ama bütün bunları gerçekleştirirken bir vasfı daha gündeme çıkıyordu. Bu onun iç dünya zenginliğinden kaynaklanan halk adamlığıydı. Bu yüzden vali Dede gittiği her yerde halkına dost olmuştu… Konuda hatıralarımdan birini zikretmek isterim. Bu, Kocaeli’ne gelmeden önce valilik yaptığı Diyarbakır’la ilgilidir. Vali Dede emekli olduktan sonra Diyarbakır Sur İçi’nin o günlerdeki Belediye Başkanı Cemal Toptancı’nın, nasıl bir vesileyle tam bilemiyorum vali beyi arayarak hem kendilerini, hem de beni Diyarbakır’a davetleri gündeme gelmişti. Diyarbakır’a indiğimiz andan itibaren vali İhsan Dede’nin yöre halkı tarafından öylesine bir karşılanışı ve halk nezdinde öylesine bir içtenlikle kabul edilişi vardı ki doğrusu hemen anlayabilmem mümkün olmamıştı. Zira Diyarbakır İhsan Dede’nin vali olarak bulunduğu yıllarda, yani 1980’li yılların ikinci yarısında da, sorunlu şehirlerin başında bulunuyordu. Ama Diyarbakır halkı eski valisini bütün candanlığı ile bağrına basmak için yarışıyordu. Doğrusu meraklanmıştım ve Belediye Başkanı Cemal beye sormaktan kendimi alamayacaktım. Öğrendiğimizse o yöre için sanki bir inanılmazdı. “Diyarbakır’da halkın arasında korumasız dolaşabilen tek vali İhsan Dede imiş…” Şehirde gezerken de yaşadıklarımız gerçekten çok güzel şeylerdi. Valiyi gören esnaf, halktan tanıyan kimseler otuyorlarsa ayağa kalkarak valiye seğirtiyor, elini sıkıyor, öpüyor ve ikramda bulunmak istiyorlardı.” Böylece bu seyahatte vali Dede’nin devletiyle halkını barıştırmış olan iç dünyasına de tanık olmuştum.

Münevver tarafını hiçbir zaman sıradanlaştırmayan, fikir teatilerinde bulunurken daha 1969 yılında Mülkiye Müfettişliği sırasında başladığı araştırıcı vasfından hareketle Türkiye için düşünen, düşüncelerini kaleme alan bir kişilik sahibiydi İhsan Dede.. Düşünen bir Türk aydını olarak düşüncelerini, tecrübelerini kaleme alarak dile getirmekten kaçınmamıştır. Konularındaki temel öğe hep Türkiye’nin nasıl daha iyi yönetilebileceğine dairdir. İşte kitap haline getirebildiği görüşleri: “İç İşleri Bakanlığı Kuruluş Görevleri – Arşiv İdaresi – Seçim Sistemi ve Yöneten Demokrasi – Tarih Sürecinde Türklerde Yönetim – Demokraside İyi Yönetim ve Adil Seçim İlkeleri” Tabiatıyla bu tecrübelerden kimler yararlanıyor diye kimsenin aklına bir soru gelmeyecektir, değil mi? Zira İhsan Dede gibi idareciler kendilerini nasıl olsa siyasetin olağan çarklarından muhafaza etmesini bilebileceklerdir, bu da acıdır ki Türkiye için yeterli görülendir!..,

Ve bu çok yönlü halkına dost güzel insanı 15 gün önce geçirdiği bir beyin sarsıntısından sonra Ramazan Bayramının üçüncü günü çok sevdiği ve gönülden hizmet verdiği Kocaeli’nde Hakk’a yolcu edecektik… Hizmetleriyle amel defterinin açık olduğunu düşündüğüm aziz dostuma rahmet, milletime ise baş sağlığı dilemekten başka ne yapabiliriz ki…