Geçmişe Özlem ve Tedbirli Olmak

49

Arif, yarı yıl karnesini almıştı. Memleketine, babaannesinin yanına
gitmek istiyordu. Bunları hayal ederken İran’a yük götürüp geri dönen
komşuları, Arif’lerin Kars’taki evine uğramıştı.

Arif, annesini ikna edip komşularının kamyonuyla memleketine gitmek
için yola çıktı. Yollar karla kaplıydı. Göle’ye vardıklarında iyice
acıkmışlardı. Şoför Gürcü Mustafa  Arif’e, gel karnımızı doyuralım
yoksa yollarda aç kalabiliriz dedi. Hemen yakındaki kamyoncular
lokantasına girdiler. Arif, burada yediği kuru fasulyeyi çok beğenmişti.

Tekrardan yola çıktılar. Artvin- Cankurtaran’a geldiklerinde tipiden
yollar kapanmıştı. Araçları ilerleyemiyordu. Gürcü Mustafa, kamyonu
orada bırakıp kar küreme aracının arkasından yürüyerek az ileriden
otobüslerle yola devam edelim dedi. Maceralı bir yolculuktan sonra
Arif, akşam saatlerinde köydeki evlerine babaannesinin yanına ulaşmıştı.

Ertesi gün uyandığında, yollar kapanmış, 1.5 metreden fazla kar
yığınları oluşmuştu. Komşularının oğlu Yüksel ve Faruk’la beraber
evlerin birbirine bağlantısını sağlayan yolları açtılar. Değirmene
mısır öğütmeye gittiler. Mısırı öğütürken bir taraftan da çalı çırpı
toplayıp ateş yaktılar, karın keyfini çıkardılar.

Akşamleyin komşularıyla bir araya toplanıp sobanın üzerinde fındık
kavurdular, çayla birlikte afiyetle yediler. Elektriklerin kesilmesi
bile, keyiflerini kaçırmamıştı. Hemen gaz lambalarını faaliyete
geçirdiler.

Arif, sonraki gün için Faruk ve Yükselle kapılarının önünde büyük bir kardan adam yapmak için sözleşti.

Kar, yağmaya devam ediyordu. Kardan adam ekibi halinden çok
memnundu. Kardan adamın sırasıyla, gövdesini , kafasını, havuç burnunu,
kömür gözlerini yaptılar. Boynuna da bir atkı taktılar ve 2 metre
boyunda bir kardan adam ortaya çıkardılar.

Arif, o yılki yarıyıl tatilinden çok keyif almıştı. Karın zevkini doya doya çıkarmıştı.

Dün sabah uyandığımda etrafı beyaza bürünmüş görünce, aklıma Arif’in
yukarıda anlattıkları geldi. Karın keyfini nasıl çıkarttığını, hayattan
nasıl zevk aldığını düşündüm. O esnada elektrikler kesilmez mi? Saatler
ilerledi ve hala elektrikler gelmedi. Ev, bumbuz  olmuştu. Evin milleti
donuyordu. TEK’i arıyorsun telefon hep meşgul. TEK’e mi kızsam kendime
mi kızsam.

Doğalgaz geldi mertlik bozuldu. Evdeki bütün soba bacalarını
kapattık. Tüplü ısıtıcıları dağıttık. Hiç elektrikler kesilmeyecek ve
kaloriferler sürekli yanacak ya.

Bizim iş, Nasreddin Hoca’nın işine döndü. Bir gün Hoca’nın evine
hırsız girmiş. Evde ne var ne yok alıp götürmüş. Mahalleli hocaya kızıp
duruyor. Hocam kapıyı niye kilitlemedin, niye zincir takmadın? Sonunda
Hoca isyan ediyor ve yahu be kardeşim hırsızın hiç mi suçu yok?

Arif, 25 sene önce bile elektriklerin kesilmesinden etkilenmemiş ve
hemen gaz lambasını devreye sokmuş. Biz ise hemen TEK’i suçlayıp kendi
tedbirsizliğimizi görmemezlikten gelmişiz.

Sevgili ağabeyim ne güzel söylemiş, her zaman bir B planın olacak diye…