Alo Demeyi Bilmeyen Toplumuz

30

Bu gün toplu taşıma ile yolculuk yapma imkanı buldum, uzun zamandır halkın arasına karışıp, çoğunluğun yaşadığı zorlukları yerinde yaşama imkanı bulmanın da mutluluğunu yaşadım. Hayli uzun bir yol yaptım. İzmit den Gebze’ye kadar kısmen ayakta, kısmen oturarak gittim ve yolcuların derli toplu ve çalışan üst düzey yöneticilik yapan kişiler olduklarını gördüm.

Gayet saygılı ve otobüsün içinde herkes bir birine nezaketen de olsa yer vermeye çalışan kültür seviyesi yüksek insanlar bunlar. Son durak Tuzla’ya yakın bir yer. Şifa denilen durak. Buraları iyi bilmem. Genelde otoban kullandığımız için olsa gerek bayağı yabancı geldi buralar. Buradan Bostancı’ya kadar uzanan uzun bir yolculuk başladı. Halk otobüsü ve tıklım tıklım insanlar üst üste dizilmeye başladılar ki Allah’dan ben ilk durakta bindiğim için oturabilmiştim.

İşte bütün sıkıntı bu otobüste başladı…

Seviye ayaklar altına indi…

Ter kokusunu, otobüsün havalandırmasının çalışmadığını yok sayıyorum ama yüksek sesle yapılan telefon konuşmaları insanı çileden çıkarmaya yetiyor. Ne olursa olsun kesinlikle toplu taşıma araçlarında cep telefonları ile görüşmemek gerekiyor. Yasaklansa yeridir ki İzmir’de toplu taşıma araçlarında cep telefonu ile konuşmak yasak. Böyle bir durumda şoför sizi kibarca uyarıyor. İzmirlileri bu konuda yaptıkları medeni duruştan dolayı kutluyorum. Evet Bostancı’ya geldik ama yaklaşık 90 dakika telefonlarda konuşan ama Türkçe’yi katleden insanları dinlemek zorunda kaldım.

Bostancı ve buradan Beylikdüzü yolculuğum başladı. Harika bir buluş olan Metrobüs yolculuğuna bayıldım. Uzunçayır’dan biniyorsun ve koşuşturan insanlarla yer kapmaca oynuyorsun. Herkesin ömründe bu koşuşturmacayı bir kez yaşaması lazım. İstanbul trafiğinde frene basmadan giden tek araç Metrobüslerdir her halde. Bir kart çekiyorsunuz ve yolculuk başlıyor, iki kez aktarma ile Beylikdüzü’ndesiniz. İşte yine aynı görüntü ve aynı insan tipleri. Telefonlar ve yüksek ses ile anlatılan hayat hikayeleri…

Uzun uzun anlatılan yemek tarifleri, köpek bakımı, yaşlı annesinin artık çekilmez bir hal aldığı vs. gibi ipe sapa gelmez konular. Meraklı bakışlar arasında sevgilisi ile romantik konuşmaya çalışan gençler… Kibarlaştıkça kibarlaşılan konuşmaların iş görüşmesi olduğunu, büklüm süklüm olmasından herkesin anlaması karşısında toparlanmaya çalışılması ancak durumu kotaramaması.. Harika bir yolculuk ve bu yolculuğun aynı güzergahtan geri dönüşü çekilmez deyip şehirler arası yolcu otobüsünü tercih etmeniz de bir işe yaramıyor…

Bindim ismini vermeyeceğim bir otobüs firmasının otobüsüne ama aynı tas aynı hamam…İnsan aynı insan, seviye aynı ve telefonlar susmak bilmiyor. Konuşmalar içerik olarak genelde bir birine yakın. Bu sefer yakınımda bir bayan eve yaklaştıkça yani 10 dakika da eşini arayarak talimatlar yağdırıyor. En sonunda çay demle ve sakın içme ben gelince beraber içeceğiz dedi. Ben final dedim. Otobüsten nihayet indim. Böylece bu halk ile bütünleşmem sona erdi.

Bütün gün yaşadığım ve gözlemlediğim bir çok olay oldu ama yapılan telefon konuşmalarının ne kadar gereksiz ve insanları rahatsız edici bir hal aldığının da farkına vardım. Belki bizde zaman zaman mecbur kaldığımızda toplum içinde konuşuyor ve etrafımızdaki insanları rahatsız ediyor olabiliriz. Rahatsızlık vermemek adına telefonlarımızın sesini kısmak ve çok önemli değil ise telefonu açmamak, meşgule vermek, ye da arayana kısa mesaj ile otobüste, havaalanında ya da insanların yoğun olduğu bir yerde olduğumuzu bildirmek gerektiğine inanıyorum. Diyelim ki telefonu açtık o zaman muhatabımıza yine içinde bulunduğumuz ortamın konuşmaya müsait olmadığını kibarca söyleyip telefonu kapatmak lazım.

“Kızım bubana söle çamaşır makinasını boşaltsın, ipe sersin, ben geliyom, gelince beyazları ben makinaya atarım, buban onları seçip atamaz” yorum sizin.