1982 Anayasasını Değiştirme Düşüncesi Üzerine

36

T.B.M.M. 1982 Anayasası adıyla anılan ama üzerinden pek çok değişiklikler yapılmış olan yasaya yeniden makyaj tazelemek üzere, neredeyse son bir ayı yoğun bir mesai ile sürdürüyor. Halen yürürlükte olan Anayasamıza çeşitli dönemlerde makyajlar yapılmadan önceleri de, tamamının değiştirilerek ülkenin sivil bir Anayasaya kavuşması için daha ilk 10 yılını doldurmadan, üzerinde önemli çalışmalar yapıla gelmişti. Fakat ne yazık, yine bu sonuncusunda olduğu gibi, boyama ve pudralama ile yetinilmek durumunda kalınmıştı. Bunun nedenleri üzerinde durmaktansa, ikinci on yıla girildiğinde, 1995 yılında içinde yer aldığım Boğaziçi Sohbetleri toplantılarının bir devamı mahiyetine ortaya konulan Boğaziçi Fikir Hareketinin çalışmalarından söz etmek isterim. “Anayasa Üzerine Düşünceler ve Anayasa Yapısında Düşünülen Değişiklikler” başlığı altında yapılan ve Ankara’da tartışmaya açılarak kamuoyunun dikkatlerine sunulan bu çalışmayı Hatırlarımda şu notlarla kaleme almıştım..

“Boğaziçi Fikir Hareketi Türkiye’nin meselelerini biri Anayasa, diğerleri onun tamamlayıcısı hüviyetini taşıyan ‘iktisat- kültür ve eğitim’ olmak üzere 1995 yılının ilk 6 ayı boyunca enine boyuna eski bakanlar, devlet bürokratları, düşünce ve fikir hayatının önde gelen simalarıyla, İstanbul’da tertiplediği toplantılarda, tartışmaya açacaktır. İlk hareketi şekillendirmek üzere bu toplantılara katılanlar arasında başta Aydın Bolak, Prof. Dr. Süleyman Yalçın, Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Avni Akyol, Aytuğ İzat, Hasan Celâl Güzel, Mehmet Turgut, Ergun Göze, Prof. Dr. Burhan Kuzu, Prof. Dr. Enis Öksüz, Dr. Sinan Genim, Prof. Dr. Hayrettin Karaman, Ahmet Kabaklı, Kâzım Oksay, Prof. Dr. Necat Birinci, Prof. Dr. Kâzım Yetiş, Prof. Dr. Sabahattin Zaim, Prof. Dr. Hikmet Üçışık, Bülent Çorapçı, Dr. Metin Eriş bulunmaktadır.

Uzmanlar tarafından hazırlanan iktisat, kültür ve eğitim konuları yanında 1982 Anayasasının aksayan yönleri ve de yeni bir Anayasa hazırlanması üzerinde müzakereler yapılıyordu. Yeni bir Anayasa hazırlanması ve bunun kamuoyuyla paylaşılması hususunda yapılan fikir teatisinde hemen bütün düşünürlerin müşterek fikri böyle bir çalışmaya ihtiyaç duyulduğu yönünde idi. Meselâ Aydın Bolak ‘Parlamento dışında Türk aydının fikirlerini kamuoyuna takdim eder, netice alma arzusunu izhar ederiz’ diyordu. Avni Akyol, ‘Fikir Hareketi doğru bir zamanda başlamıştır. Anayasanın bütününün ele alınmasını doğru buluyorum’ derken, diğer katılımcılar da görüşlerini ‘yapılması gereken bir çalışma’ olarak ifadelendiriyorlar ve hangi maddeler üzerinde hassasiyet gösterilmesi gerektiğini vurguluyorlardı.

Nihayet Boğaziçi Fikir Hareketi, Türkiye’deki Anayasa sistemini irdeleyen ve 50 maddeyle sınırlı yeni bir Anayasa teklifi getiren çalışma hazırlayarak, bunu 7 Haziran 1995 tarihinde yapılacak müzakerelerle Ankara Hilton otelinde kamuoyunun dikkatlerine sunacaktı. Otuz sayfalık bir kitapçık halinde bastırılan çalışmanın Giriş Bölümünde, 1982 Anayasasının meseleyi ele alışındaki teferruat, tekrarlar ve mantık hataları belirlendikten sonra 4 Kısımdan oluşan bir Anayasa teklifi hazırlanmıştır.

Birinci Kısım ‘Genel Esaslar’ başlığını taşımaktadır. İkinci Kısım ‘Temel Hak ve Hürriyetler, İnsan Hakları, Sosyal ve Ekonomik Haklar ve Ödevler ve Vatandaşlık Hakları başlıklarını taşıyan 4 ana bölümden oluşmaktadır. Üçüncü Kısım ‘Yasama ve Yürütme’ konuları ele almaktadır. Dördüncü Kısım ise Malî Hükümleri ihtiva etmektedir. Kitapçığın son sayfalarında ise yapılan çalışmalar hususunda kısmî farklılık taşıyan Mehmet Turgut ile Aytuğ İzat’ın görüşlerine yer verilmiştir ki burada M. Turgut’un çalışmada teklif edilen Başkanlık değil “Yarı Başkanlık Sistemine” karşı muhalefeti de bulunmaktadır.

Günlük gazetelerden Cumhuriyet, Hürses, Milliyet, Türkiye, Ortadoğu; haftalık yayın organlarından Aksiyon, Gözlem, Ekonomik Bülten; aylıklardan Ekonomi Yöntem, Parlamento’dan gibi basın organları yanında; Flash TV ile HBB TV’nin ana haber bültenlerinde ve İstanbul FM, Radyo Kulüp, Hür FM gibi sesli ve görüntülü medya kuruluşları konuyu “Türk Halkı Anayasasını Arıyor” başlığı ile vereceklerdir.”

Yakında basılacağını umduğum “Yelkovanın Ucundan Düşen Yapraklar” adlı hatıralarımda yer alan yukarıdaki notlarımdan Anayasa değişiklik meselemizin bugünün değil dünlerden bugüne süren bir tartışmalar ve arayışlar zincirinin devamı olduğunu belirtmek üzere sizlere arz etmeye çalıştım. Yukarıdaki satırlarımda da belirttiğim gibi Giriş dışında 50 maddeden ibaret Anayasa teklifimizin tamamını dikkatlerinize sunmak bir makalenin kapsamını çok aşacağından, teklifin taşıdığı özellikleri belirleyecek temel görüşleri ihtiva eden Giriş bölümündeki tespitleri sunarak 1982 Anayasası üzerindeki şerhlerimizin belirlediği yol güzergâhımızı bilgilerinize sunmak isterim.

Giriş Bölümü ‘1982 Anayasası Üzerine Düşünceler’ başlığı taşımaktadır ve özetleyerek sunacağım tespitler 10 maddede toplanmaktadır:

1- 82 Anayasa’sı Askerî İktidarın tespitlerini esas ve halk oyunu da destek alarak, devleti düzenlemiştir.

2-Kuvvetler ayrılığına dayanan 1961 Anayasa’sının da kabul ettiği istikâmette devlet organlarını belirlemiş ve Hâkimiyet-i Milliye anlayışını kuvvetler arasında bölüştürmüştür.

3-Yasama ve denetleme organı olan T.B.M.M. ile Yürütme organı ve Yargı arasındaki ilişkileri belirlemede 1961 Anayasasına göre hiçbir yenilik getirmemiştir.

4-Hükümetin teşkilindeki sistem Başbakanı, parti genel başkanı vasfıyla ‘teşkilât sultasına’ sahip kıldığından ve bu usûl senelerdir, Parlamentonun otokontrol yapmasını önlediği kadar yasama çalışmalarının da doğru dürüst gerçekleşmesini önlemeğe devam etmektedir.

82 Anayasasının 63. maddesi kişinin, basının, toplum kesimlerinin haklarıyla ilgili hükümleri ihtiva etmektedir. Ki bu hükümler bazen Anayasa’yı, bir Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu; bazen Ceza Kanunu, bazen savaş kanunu düzenleyen özel kanun, bazen Basın Kanunu, bazen Polis Vazife ve Selâhiyetleri Kanunu, bazen Dernekler Kanunu veya Medenî Kanun, aile plânlaması ile ilgili çok özel kanun, Milli Eğitimimizin temel Kanunu veya Kıyı Kanunu, Kamulaştırma Kanunu ile Sendikalar Kanunu, SSK kanunu, Spor Kanunu, Eski Eserler kanunu, Seçim Kanunu, Siyasî, Partiler Kanunu ile düzenlenecek teferruatı da birlikte getiren bir Kanun haline sokmuştur…

Bütün yukarıdaki hususları ihtiva eden bir Anayasa düşünülemez. Kısaca teferruatın kendi kanunlarıyla düzenlenmesi gerekir.

5-Anayasa yukarıda arz edilen haliyle statik, durgun bir yapının kusurunu taşımaktadır.

6-Anayasa reaksiyoner olduğu cihetle, kabulünden önce kusur saydığı hususları özel kanunlara terk etmeden bünyesinde toplamıştır. Siyaset yasağı da bunlardan biridir.

7-Anayasa’da ‘herkes’ kelimesi sık kullanılmış. Türk, Türkçe, Türk vatandaşları, Her Türk ibareleri değişik yerlerde kullanılmış, 66’ncı maddede ‘Türk devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk’tür’ tarifi yetersiz olup; milliyetin müşterek kültür ve müşterek tarihi yaşayanların topluluğu olduğu, kültürün ise bilinen unsurlarında müşterekliği ifade ettiği ve genel kültürün çeşitli yöre ve grupların görenek ve gelenekleriyle teşekkül ettiği gerçeği ihmal edilmiştir. Bu hükmün açıklığa kavuşturulması gerekir.

8- Anayasa’da üniter devlet anlayışı ile lâikliğin aynı cümlede ifadesi doğru değildir.

9-Anayasa’nın 72. maddesine göre vatan hizmeti her Türk’ün hakkı ve ödevidir. Anayasa’nın görevle ilgili 72. ve 73. maddeleri dışında ‘görev’ düzenleyici hükmü yoktur. Halbuki hukukun temel kaidesi ‘hakların görev yapılmadan doğmayacağı’ ve kişi haklarının, kişilerin ve devletin haklarının sınırları ile mahdut olduğudur.

10-Anayasa’ya göre ‘ücret emeğin karşılığıdır’ hükmünün yazılışında kastedilen emeğin ‘pazu emeği veya bedenî emek’ olduğu anlaşılıyor. Halbuki ücret, fikrî haklarda da söz konusudur.

Bu arz olunan misaller taknin sistemindeki hatalardır. Bütün bunlar dikkate alındığında yeni Anayasa şu prensipleri ihtiva etmelidir.

DİBACE:

Tarihi boyunca insanlığın yüksek değerlerine saygı duyarak yaşayan Türk milleti; millî kültürünü, temel hak ve hürriyetlerini, hukuka bağlılığını ve saygısını aksettiren bir Anayasa ile Devlet’ini teşkilâtlandırmak arzu ve kararı neticesinde bu Anayasa’yı kabul etmiştir.”

İşte böyle. Tam 15 yıl önce makyaj yapmaktansa temele inen bir çalışmayı gündeme getiren toplumuna yabancılaşmamış, halkına tepeden bakmayan bir anlamda sömürge aydını kisvesine bürünmemiş Türk aydınlarının, Başkanlık ve Yarı Başkanlık düşüncelerini de irdeleyen ve bugün de üzerinde durulması gereken düşüncelerinin özeti böylesi bir çalışma içersindeydi. Amma siyasetçilerimiz, aramızdan çıkarak bir yerlere gelseler de, siyasetin havasından olsa gerek, dün düşündüklerini dile getirmektense başta liderlerine ve de kendilerine yatırım yapacak unsurları gündeme getirerek kamuoyunu oyalamayı tercih ediyorlar. Ne yapalım! Herhalde bu da henüz kemâle ermemiş demokratik siyaset soframızın bir ürünü olsa gerekir!..