IMG-LOGO
Güncel

Bu yıl, Cumhuriyet İdaresi'nin kuruluşunun 96. yılı. Genç Cumhuriyet, bu 96 yıl içinde çok badireler atlattı, çok kötü dönemler gördü. İçinde bulunduğumuz dönem, bu badirelerin, kötü günlerin en önemlisi diyebiliriz. Çünkü ağır bir bunalım içinde bulunuyoruz. Ekonomik şartlar çok ağır olarak üzerimize çökmüş vaziyette, dış ilişkiler elle tutulur bir durumda değil, toplumun bunalımı had safhada vs. vs.

Ancak, bütün bunlara rağmen, yeis, karamsarlık, kötümserlik ve hele de ümitsizlik, asla kabul edilemez. Çünkü bu Genç Cumhuriyeti kuran irade, Türk Milleti'ne 96 yıl önce emanet ettiği o zamanki dönemin YENİ TÜRKİYE'sini yürütecek olanların damarlarındaki asil kana güvenmişti. Dolayısıyla, karamsarlık, yeis, kötümserlik ve özellikle ümitsizlik; şartlar ne olursa olsun hayatımızdan çıkmalı. Bu dediğimi yapmak kolay mı? Zor elbette! Ama, yapmalıyız.

Gelelim, Cumhuriyet'in kuruluş aşamalarına!

Osmanlı Devleti, III. Selim ile birlikte (tahta çıkış 1789) yenileşme hareketlerine başladı. Bu yenileşmeye karşı çıkan güçler, Kabakçı Mustafa diye birini öne sürerek, 1807'de III. Selim'i tahttan indirdiler ve bir süre sonra feci şekilde katlettiler. Onun intikamını almak üzere Alemdar Mustafa Paşa, harekete geçti ve IV. Mustafa'yı tahttan indirerek yerine II. Mahmut'u geçirdi ve kendisi de Sadrazam oldu. 1808 yılında yaşanan bu olaylardan sonra, kendisi de bir Ayan olan (Rusçuk) Alemdar Mustafa Paşa'nın önayak olmasıyla, ilk defa olarak Padişah ile yapışan pazarlıklarla, Ayanların gücünü gösteren bir Anlaşma imzalandı. Sened-i İttifak denilen bu Anlaşma ile, ilk defa ve resmî olarak, Mutlak Monarşi'de bir kırılma oldu. 1838 tarihinde Meclis-i Vâlâ-yı Ahkâm-ı Adliye kurularak, Padişahin iradesi olan İrade-i Seniyye'ye, adeta alternatif bir irade oluşturuldu. Bu Meclis'in kuruluşundan kısa bir süre sonra da Tanzimat Fermanı(1839) ilan olundu. Bu Ferman ile, Mutlakiyet'te yeni ve çok ciddi bir kırılma daha meydana geldi. 1856 yılında ise, Tanzimat Fermanı'nın eksik bıraktığı işler, bu sefer, Islahat Fermanı ile tamamlandı.

Şu ana kadar olan gelişmeler, Padişahın Mutlak iradesine vurulan darbeler idi. Padişahlar, bu darbeleri kabullenmek zorunda idiler. Çünkü Devlet, uçuruma doğru hızla sürüklenmekte idi. Bu sürüklenmeye çare arayanların buldukları çözümler, bu şekilde yapılan işlerle bulunmaya çalışılıyordu.

Ancak, bu uygulamalar çare olamadı.

Arayışlar, şartlar ve baskılar, Parlamenter ve Anayasal bir Sistem'e geçilmesini dayatıyordu. Öyle de oldu. 1876 yılında adına I. Meşrutiyet denilen Parlamenter ve Anayasal (Teşkilat-ı Esasi-ye Kanunu) Düzen kuruldu. Ama çok sürmedi. II. Abdülhamit tarafından, 1877 yılında feshedildi. Bundan sonra 32 yıllık Monarşik yönetim yeniden geldi. Ancak, suyun akışını durdurmak mümkün değildi.

1808 yılında başlayan Monarşiyi kaldırma süreci, YÜZ YIL sonra, 1908'de II. Meşrutiyet ile yeni bir aşamaya geçti.

Bu dönemde, Dünya'nın  ve Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu durum, kanlı bir süreci başlattı.

1909 içeride, çok kanlı bir 31 Mart Vakası, 1911 Trablusgarp (İtalya ile) Savaşı, 1912-13 Balkan Savaşları ve ağır yenilgi, 1914-18 I. Dünya Savaşı ve ağır yenilgi, en sonunda da Millî Mücadele ve ZAFER!

Bu arada, dünyada, Mutlak Monarşiler yıkılmış ve dünya yeni bir düzene girmektedir.

Bütün bunlara karşılık, dünya egemen güçleri,Padişah'ı ve onun hükümetini destekleyerek, yaşaması için gayret göstermektedirler.

Bu anlatılanların ışığında, TÜRK MİLLETİ ADINA ZAFER KAZANAN ANKARA'NIN NE YAPMASINI BEKLERİZ?

HİÇ TEREDDÜTSÜZ CUMHURİYETİ KURMASINI BEKLERİZ!

İŞTE!

ONLAR DA ÖYLE YAPTILAR VE CUMHURİYETİ KURDULAR!

Yani, akşam yatıp sabah kalkıp, haydi Cumhuriyet kuralım diyerek Cumhuriyet kurulmadı.

Cumhuriyet, bu aşamalardan geçerek ve şartların gereği, Türk Milleti'nin Gerçek Bekası için kuruldu!