IMG-LOGO
Röportaj

Emekli Kurmay Albay Dr. Ömer Lütfi Taşcıoğlu: Kıbrıs Kuşatılıyor

10 June 2019

Emekli Kurmay Albay Dr. Ömer Lütfi Taşcıoğlu, GKRY'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne Ait Deniz Yetki Alanlarındaki Petrol ve Doğal Gaz Arama Çalışmaları ile Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşmaları Hakkında Konuştu.

(İkinci Bölüm)

Oğuz Çetinoğlu: Kıbrıs Rum ve Atina yönetiminin icraatına Türkiye'nin bir müdahalesi olmuştu...

Dr. Ömer L. Taşcıoğlu: Kıbrıs'ın etrafındaki petrol ve doğal gaz alanları konusunda Türkiye ile GKRY arasındaki ihtilaf devam ederken, GKRY'nin ruhsat verdiği bir diğer şirket olan İtalyan ENİ firmasına ait Saipem 12000 adlı sondaj gemisi 8 Şubat 2018 tarihinde GKRY'nin ruhsat verdiği ihtilaflı alana girmeye teşebbüs etmiş ancak Türk Deniz Kuvvetlerine ait savaş gemileri tarafından Kıbrıs güneyinde durdurulmuştur.

Çetinoğlu: Bu müdahale, anlaşmazlığa çözüm arayışlarını başlatır mı?

Dr. Taşcıoğlu: Söz konusu olay konusunda İtalya Savunma Bakanı Roberta Pinotti, "Türkiye ile bütün diplomatik kanalların açık tutulduğunu ve hızlı bir şekilde diplomatik bir çözüm bulunmasının beklendiğini" belirtmiştir. GKRY ise olayı Türkiye-AB ihtilafı haline getirmeye çalışmış ve AB Konseyi Başkanı Donald Tusk "Türkiye'ye herhangi bir AB üyesine karşı bir harekette bulunmama ve tehdit yöneltmeme, onun yerine iyi komşuluk ilişkileri kurma, barışçıl bir çözüm arama ve toprak bütünlüğüne saygı duyma çağrısında " bulunmuştur.

Türk savaş gemilerinin Saipem 12000 adlı gemiye müdahalesini müteakip Türk Deniz Kuvvetleri 13 Şubat- 22 Şubat 2018 tarihleri arasında Zafer Burnu'ndan 4 deniz mili uzaklıktan başlayıp Türkiye-Suriye sınırına kadar ulaşan bölge için NAVTEX yayımlamış, daha sonra NAVTEX ilan edilen alan için süreyi iki kez uzatmıştır.

GKRY ise ABD'nin ExonMobile firmasına ve Katar Petrol firmasına ait sondaj gemilerinin 10 numaralı parselde göreve başlama tarihinden bir gün önce söz konusu sondaj alanı ve çevresi için NAVTEX yayımlamıştır. Söz konusu NAVTEX'in GKRY'nin birlikte ortak askeri tatbikatlar yaptığı ABD'yi de soruna dâhil ederek Türk Deniz Kuvvetlerini 10. Parselde sondaj yapacak gemilere müdahaleden caydırmak amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Takip eden süreçte ExonMobile KKTC'nin 35. kuruluş yıldönümü olan 15 Kasım 2018'de 10 numaralı parselde İngiliz bayraklı Stena Icemax adlı sondaj gemisi ile sondaj faaliyetlerine başlamıştır. ABD Dışişleri Bakanlığı, Rumların sondaj çalışmalarını desteklediklerini, ancak enerji kaynaklarının Kıbrıs meselesine kapsamlı bir çözüm çerçevesinde Türk ve Rumlar arasında eşit olarak paylaşılması gerektiğini belirterek Türkiye'den gelecek tepkileri yumuşatmaya çalışmıştır.

Çetinoğlu: Konunun uzağında bulunanlar için NAVTEX'in açıklamasını lütfeder misiniz?

Dr. Taşcıoğlu: Denizcilere, meteoroloji tahminleri, seyir bilgileri, aciliyet, emniyet ve denizde çalışma yapılan sahalar hakkında bilgi veren haberleşme cihaz sistemdir. Milletlerarası bir faks makinesı gibi çalışır. Gemilerde ve teknelerde, mevcut yayınları almaları için Navtex cihazı bulunmalıdır.

Navtex, orta dalga boyu frekansından yayın yapar. Yaklaşık 400 deniz mili (740 km) mesafeye kadar yayın gönderilebilmektedir. Aynı zamanda Küresel Denizde Tehlike ve Emniyet Sistemi'nin de bir parçasıdır. Navtex, 4 saatte bir yayın yapar. 10 dakikadan fazla yayın yapılamaz.

Çetinoğlu: Teşekkür ederim. Sondaj faaliyetine, KKTC'nin kuruluş yıldönümüne denk getirilmesinin bir mânâsı olmalı...

Dr. Taşcıoğlu: Sondaj faaliyetlerine başlama tarihi olarak kasıtlı olarak KKTC'nin kuruluş tarihinin seçilmesinin Türkiye'ye ve KKTC'ye Kıbrıs'ın kuzeyinde kurulan Türk Devleti'nin tanınmadığı ve tanınmayacağı mesajını aktarma amacına yönelik olduğu değerlendirilmektedir.

Diğer yandan GKRY'nin, 2018 Ekim ayında Fransız, İtalyan ve Amerikan enerji şirketleri Total, ENİ ve ExxonMobil'e Türkiye'nin kıta sahanlığı içinde bulunan 7'inci parselde petrol ve doğal gaz rezervlerini araştırmak üzere çağrıda bulunmasını müteakip Fransız Total ve İtalyan Eni şirketleri 26 Kasım 20184'de 7. parselde hidrokarbon sondajı yapmak üzere GKRY'ye lisans başvurusunda bulunmuştur.

Çetinoğlu: Bu işlerde ince hesaplar, cinlikler seziliyor. Yorumunuz nedir?

Dr. Taşcıoğlu: Yaşanan olaylar GKRY'nin Türkiye ve KKTC ile ortaya çıkan bütün ihtilaflarda AB'yi, ABD'yi ve arama ruhsatı verdiği şirketlerin mensup olduğu diğer ülkeleri ihtilafın tarafı ve Rum çıkarlarının koruyucusu olarak kullanmaya çalıştığını ve anlaşmazlıkları AB, ABD, İsrail, İtalya, İngiltere, Fransa, Kore, Rusya ve ilgili diğer devletlerin desteğiyle kendi lehine çözmeye çalıştığını göstermektedir. Bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin GKRY ve Yunanistan'la mevcut ihtilaflarda AB'yi, ABD'yi ve ilgili diğer ülkeleri ihtilafa taraf olmamaları konusunda uyarmaları önem kazanmaktadır.

GKRY MEB çalışmaları kapsamında MAC ile Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını da Türkiye'yi kendi kara sahasına hapsedecek biçimde belirleme çabalarını devam ettirmektedir. Yunan Başbakanı, MAC, Yunanistan ve GKRY'nin sorunlu bir bölgede istikrar unsuru olduğunu iddia ederek, MAC ile MEB sınırlarının belirlenmesi için MAC Başkanı ile mutabık kaldıklarını açıklamıştır.

Çetinoğlu: Bu tehlikeli gelişmeler aleyhimize neticelenirse kaybımız ne olacaktır?

Dr. Taşcıoğlu: Doğu Akdeniz'de Yunanistan ile GKRY tarafından belirlenen ve AB tarafından da desteklenen MEB kabul edildiği takdirde Türkiye deniz yetki alanlarından yaklaşık 100.000 kilometrekarelik bir alanı kaybedecektir.

Bu sebeple Yunanistan, GKRY, MAC gibi ülkelerin kendi aralarında vardıkları anlaşmalarla MEB'lerini belirleyerek Türkiye ve KKTC'nin deniz yetki alanlarına yaptığı tecavüzleri geçersiz kılmak üzere Türkiye'nin bir an önce kendi MEB'sini tercihan KKTC ile ortaklaşa ya da tek başına belirleyerek deklare etmesi önem kazanmaktadır.

Çetinoğlu: Meselenin uzmanı olarak siz gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Taşcıoğlu: Kıbrıs kapsamında Türkiye ile Yunanistan ve GKRY arasında uzun yıllardır devam eden ihtilaflarda Rum/Yunan İkilisi milletlerarası hukuka, Kıbrıs Cumhuriyetini kuran antlaşmalara ve Kıbrıs Anayasası'na aykırı olarak GKRY'ni AB üyeliğine kabul ettirmek suretiyle ihtilafı Türkiye-AB ihtilafı haline dönüştürme konusunda kendileri açısından önemli bir yol kat etmişlerdir. AB'nin hukuka aykırı şekilde GKRY'ni, adanın tek yetkili "devleti" varsayarak AB'ye üye yapması yaşanmakta olan haksız ve hukuksuz tüm gelişmelerin tetikleyicisi olmuştur. AB, GKRY ve Yunanistan'ın hakkaniyete uygun olmayan MEB iddialarının da arkasında durmaktadır. AB'nin desteği ile yetinmeyen Rum/Yunan İkilisinin son dönemde Türkiye Cumhuriyeti'ne ve KKTC'ne karşı yeni müttefikler bulma çabası içine girdiği gözlemlenmektedir. Bu kapsamda GKRY ve Yunanistan diğer ülkelerle de işbirliğinde bulunmakta, antlaşmalar imzalamakta ve Doğu Akdeniz'de ortak düşman olarak gördükleri Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı ABD, İsrail, İtalya, İngiltere, Fransa ve MAC ile ortak askeri tatbikatlar yapmaktadır.

Yunanistan/GKRY ile MAC arasında 2018 yılına kadar beş kez ortak zirve yapılmış ve 21 Kasım2017 tarihinde üç ülke Lefkoşa'nın Rum kesiminde toplanarak ortak bir beyanname yayımlamıştır. 12 maddelik beyannamede Türkiye Cumhuriyeti'ne Kıbrıs'ın egemenliğine saygı duyması ve müzakerelerde olumlu davranması konusunda çağrıda bulunulmuş ve üçlü ittifakın İtalya'nın da katılması ile genişlemesi kararı alınmıştır. Beyannamede ayrıca GKRY, Yunanistan ve İtalya üzerinden geçecek boru hattı ile Doğu Akdeniz'den çıkarılacak doğalgazın AB'ye sevk edilmesi anlaşmasının yapıldığı açıklanmıştır.

Çetinoğlu: Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan; hak-hukuk, sınır tanımadan milletler arası kuruluşlara arama ruhsatları verdi. Petrol ve doğalgaz yatakları tespit edildi. Tespitten sonraki gelişmeler hakkındaki bilgilerle devam edebilir miyiz?

Dr. Taşcıoğlu: Kıbrıs etrafında ve İsrail kuzeyinde zengin doğal gaz yatakları bulunmasını müteakip Yunanistan/GKRY ile İsrail arasında gelişen ilişkiler kapsamında üç ülke arasında ortak toplantılar düzenlenmiş ve askerî işbirliği anlaşmaları da dâhil birçok anlaşma imzalanmıştır. 18 Şubat 2016'da İsrail'in Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde düzenlenen toplantıda Yunanistan Savunma Bakanı Kammenos, Türkiye'nin Neo-Osmanlıcı hayaller peşinde koştuğunu, bölgenin istikrarsızlaşmasında başat rol oynadığını, İsrail karşıtı bir duruşa sahip olduğunu ve cihatçılara destek verdiğini öne sürerek üçlü ittifakı güvenceye almaya çalışmıştır. 1 Mart 2016'da ise yine Begin-Sedat Stratejik Araştırmalar Merkezi'nde gerçekleştirilen bir diğer konferansta Yunanlı akademisyenler konuk edilmiş ve Yunanistan'ın bölgedeki stratejik rolü ve Doğu Akdeniz'in istikrarı üzerine görüş teatisinde bulunulmuştur.

Takip eden süreçte 5 Mayıs 2018 tarihinde GKRY lideri Anastasiadis ile Yunanistan Başbakanı Çipras ve İsrail Başbakanı Netanyahu, Lefkoşa'nın Rum kesiminde bir araya gelmiş ve yapılan toplantının ardından ortak basın toplantısı düzenlenmiştir. Basın toplantısında Rum lider Anastasiadis, Yunan başbakanı Çipras ile İsrail başbakanı Netanyahu'yu Kıbrıs sorunu konusundaki son gelişmeler hakkında bilgilendirdiğini, üç ülke arasındaki iş birliğinin artarak devam edeceğini ve Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı Projesine (East Med) ilişkin anlaşmanın 2018 yılı içinde imzalanacağını bildirmiştir.

Çetinoğlu: GKRY ve Yunanistan arama ruhsatı vermekte çok aktif bir şekilde hareket ediyorlar...

 

Dr. Taşcıoğlu: Evet! GKRY, Yunanistan ve İsrail, Leviathan ve Afrodit bölgelerinde tespit edilen doğal gazın Kıbrıs üzerinden Girit-Mora Yarımadası güzergâhı ile İtalya'nın Otranto limanına bağlanması konusunda anlaşmaya varmıştır. East-Med adlı proje kapsamında Kıbrıs'ın güneyinden Yunanistan ve İtalya'ya bağlanacak 2200 Km. uzunluğundaki hat denizin 3300 m. altından geçecektir. 7 milyar dolar maliyeti olacağı tahmin edilen projenin fizibilite etüdü için AB 100 milyon dolar yatırım yapmayı kabul etmiştir. Projenin bir ay içinde başlaması ve beş yıl içinde tamamlanması öngörülmektedir.

Kıbrıs'ın Türkiye'ye 80 Km. mesafede olması ve karadan döşenecek boru hattı maliyetinin deniz altına döşenecek boru hattı maliyetinden çok daha düşük olması nedeniyle Leviathan ve Afrodit bölgelerinden çıkartılacak petrol ve doğal gazın nakli için en uygun hat Türkiye'dir. Ancak İsrail, Suriye'de ABD ile birlikte PYD/YPG üzerinden yürüttüğü Kürt Devleti kurma girişimini engelleyen, Gazze saldırılarını eleştiren ve başşehrinin Tel Aviv'den Kudüs'e taşınmasına karşı çıkan Türkiye'yi düşman olarak algıladığından, GKRY ise KKTC ve Türkiye'yi dışlayarak üzerinde KKTC halkının da hakkı bulunan alanlarda ve Türk Kıta Sahanlığında petrol ve doğal gaz ruhsatı verdiğinden bu iki ülke Levant alanındaki petrol ve doğal gazın taşınmasında en elverişli rota olan Türkiye yerine denizin altında 2200 Km. boru döşenmesini gerektiren Yunanistan- İtalya rotasını tercih etmektedir. Söz konusu tercihte Türkiye'nin Rusya Federasyonu ile yakınlaşmasından ve "Türk Akımı" ve "Kuzey Akımı" projelerinden rahatsız olan ABD'nin de telkinleri olduğu muhakkaktır. Söz konusu rahatsızlık ABD Dışişleri Bakanının yanı sıra ABD Dışişleri Bakanlığı Enerji Kaynakları Birimi Müsteşar Yardımcısı John McCarrick'in de şu ifadelerine yansımıştır: "ABD, Rusya'dan başlayıp Karadeniz üzerinden Türkiye'ye aktarılması planlanan "Türk Akımı " ve Baltık Denizi altından Rusya'dan Almanya 'ya doğal gaz gönderilmesini planlayan "Kuzey Akımı 2 " doğal gaz boru hattı projelerine karşıdır.

(Devam Edecek)