IMG-LOGO
Kültür - Sanat

Türklerin 12.000 Yıllık Tarihi

06 02 2019

Türklerin tarih sahnesine çıkışı ile alakalı zaman diliminin süresi, tarihçiler arasında ihtilaf konusudur. Kâzım Mirşan'ın (1919-2016) bulgularına göre Türkler M.Ö. 16.000 yılında yazıyı icad ettiler. Tarih sahnesine çıkar çıkmaz yazıyı bulmaları düşünülemeyeceğine göre daha evveliyatı da vardır ve muhtemelen 30.000 yılına kadar uzanmaktadır. Halûk Tarcan (1925-) Türklerin 16.000 yıl önce Anadolu'ya geldiklerini yazıyor. Tarih sahnesine çıkışımız konusunda Kâzım Mirşan ile aynı kanaattedir. Her ikisi de 'resmî tarih kitaplarında, Hıristiyan batının bize empoze ettiği bilgiler vardır' diyor. O bilgilere göre Türk tarihi 4000 yıllıktır.

Aclan Şıkrak 16 X 24 santim ölçülerinde, Türklerin 12.000 Yıllık Tarihi isimli, 1030 sayfalık dev eserinde, Türk tarihini kısa kısa bölümler hâlinde kolay okunur, kolay anlaşılır bir üslûpla yorumsuz olarak veriyor. Boyalı basınımızın ve rengârenk televizyonlarımızın çabalarıyla magazin bağımlısı konumuna düşürülen insanlarımızın ekseriyeti okumayı pek sevmiyor. Sevenlerin bir kısmı da çok sayfalı kitaplara sempati duymuyor. Aclan Şıkrak'ın eseri, hacimli bir kitap olmasına rağmen muhteva itibariyle hiç de sevimsiz değil. Hatta uzun karayolu yolculuklarında yazın serin bir gölgede, kışın sıcak bir odada verilen çay-kahve molası kadar dinlendirici özelliğe sâhip. Sayfalar birer birer çevrildiğinde, her kesimden insanın alâkasını çekecek başlıklar var. Dilediğini, dilediği kadar zaman dilimi içinde okur, sonra da yoluna veya işine, diğer meşguliyetlerine devam eder.

Kitabın başında veya sonunda, eskilerin 'mündericat' dedikleri, günümüzde 'içindekiler' olarak bilinen liste bulunsaydı, çok daha mükemmel olurdu. Tematik veya kronolojik sıra tâkip edilmediğine göre, bu bilgiler daha önemli hâle geliyor. Bu ihtiyaç, hâdiseler ve şahıslar dizini olarak da karşılanabilirdi. Muhtemelen sayfa sayısını artırmamak için bu ihtiyaç düşünülememiş.

Eser, yıl boyu, ömür boyu ihtiyaç hissedildikçe açılacak başvuru kitabıdır. Göz önünde, el altında bulundurulacak cinsten... Bâzı bölümler tekrar tekrar okumaya değer. Böyle durumlarda çok kişi, önemli gördükleri bölümlerin altını çizer. Hakîki kitap dostları, hem kitabı tâciz etmemek hem de kendisinden sonra okuyacaklara duydukları saygı sebebiyle bu yöntemi uygun bulmuyorlar. En doğrusu, elde kâğıt kalemle birlikte tam teçhizatlı konumda okumak... Konferanslarda, dar kadrolu sohbetlerde ve öğretmenlerin derslerde, konuyla alâkalı bir olayı, kısa hikâyeler şeklinde kullanmaları, dinleyenlerin alakasını diri tutar. Kitap, okuyucusuna bu üstünlüğü sağlayabilir.

Türk'ün târihi 1030 sayfaya değil, 130.000 sayfaya da sığmaz. Ne var ki eserin yazarı, Kitabına alacağı konuları titizlikle seçmiş ve her birini, efrâdını câmi, ağyarını mâni ölçüler içerisinde okuyucuya sunuyor. Laf olsun, torba dolsun kabilinden bilgilere iltifat etmemiş. Her konu hakkında merak uyandıracak bilgiler, tam kıvamında veriliyor. Daha geniş ve teferruata müteallik bilgilere ulaşmak isteyenler, Rahmetli Hasan Celal Güzel'in (1945-2018) 10 Ciltlik Genel Türk Târihi ve 21 Ciltlik Türkler Ansiklopedisi'ne, İsmâil Hakkı Uzunçarşılı ve Enver Ziya Karal'ın 11 Ciltlik Büyük Osmanlı Târihi'ne, İsmâil Hâmi Danişmend'in 6 ciltlik Osmanlı Târihi Kronolojisi'ne bakabilirler. Kur'ân-ı Kerîm Zümer Sûresi 9. Âyet'te, 'Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?' buyruluyor. 'Bilenlerden' olabilmek için okumak gerek. 12.000 Yıllık Türk Târihi, okunası kitaplardandır.

Eserde yer alan bölümlerden bâzılarının başlıkları ve sayfa numaraları: *İsveçlilerin Türk ataları (12), *Oğuz Han ve pek çok ülkenin sâhibi Türkler (15), *Türk  adının geçtiği ilk Türkçe metin (27), *Kül Tiğin ve Bilge Kağan âbideleri (29), Türk Mutasavvıfları (31), *Türk kelimesinin mânâsı (74), *İlteriş Kağan (75), *Türk Devletleri (79), *Türklerin Müslüman oluşu (92), *Türk Töresi (133), *Anadolu ve Türkler (149), *Ahîlik Teşkilâtı (202), *Selçuklular (236), *Türklerde aile ahlâkı (253), *Osmanlı Devleti'nin kurucusu Türkler (258), *Hz. Mevlanâ'nın Türklüğü (305), *Taşların dili (334), *Kutadgu Bilig (399), *Türkler Avrupa'da (758), *Viyana Bozgunu ve sebepleri (811), *Şark Meselesi (857), *Cihangir Türkler (939), *Sarıkamış Dramı (968), *Çanakkale Savaşları (985), *Türk askeri (1011), *20. Yüzyılın Getirdikleri (1023).

Eserden tadımlık kısa 2 bölüm:

Taşların Dili:

Taş, Türklerin içtimâî hayatında dâima önemli bir yer tutmuştur. Eski Türklerin inançlarını, estetik zevklerini ve dünya görüşlerini muhtelif figürler hâlinde kaya üzerlerine, mezar taşlarına aksettirmesi tesâdüfi değildir. En kadim ve tabîi nimetlerden biri olan taş şüphesiz eski Türklerin hayatında hava, su ve ateş kadar mühim bir yer tutuyordu.

Taştan geniş ölçüde istifâde etmesini bilen atalarımız taş işçiliğinin en güzel ve şematik numunelerini de vermişlerdir. Orhun ve Yenisey anıtları ile 'balbal' verilen taşlar bunun en canlı timsâlidir. Bununla birlikte, taş âbidelerimiz içerisinde oyma, yontma, kabartma ve çizme usulü ile yapılmış mezar taşları daha çok dikkat çekmektedir.

Türklerde At:

*At, Türklerin bir türlü vazgeçemediği bir hayvandır. Batılı târihçiler Türklerin atla olan münâsebetini büyük bir hayranlıkla aksettirirler. Bunlardan biri; 'Hunlar, atlarının üzerinde iken bir Kenter bile kendi bedeniyle bu kadar bağlantılı olamaz' sözüdür.  Bir diğeri de 'Hunların at sırtında alış veriş yaptıklarını' ifâde eder.

*Târihî kaynaklar gösteriyor ki, halkımız arasında at daima insanın şerefi, kahramanlığı ve nâmusunun remzi, atsızlık mağlubiyetin, sefâletin ifâdesi olmuştur.

Görüldüğü gibi at, Türklerde birçok değerlerin üstünde bir mevki işgal etmiştir. Atın geçmişte mukaddes sayıldığına dair yüzlerce delil vardır. Öyle ki mezar taşına figür olarak işlenen veya anıt olarak dikilen at, şahsın çevikliğini, cesâretini, yiğitliğini gösterdiği gibi, iyi bir savaşçı ve binici olduğuna da işarettir...

Türklerin ata olan sevgisi; Kitab-ı Dede Korkut'ta şöyle anlatılır:

'At demem sana kardeş derim kardeşimden daha iyi

Başıma iş geldi arkadaş derim arkadaşımdan daha iyi.'

GECE KİTAPLIĞI:

Kızılay Mahallesi Fevzi Çakmak 1. Sokağı Nu: 22/A Ümit Apartmanı. Çankaya, Ankara.

Telefon: 0.312-384 80 40 e-posta: gecekitapligi@gmail.com //  www.gecikitapligi.com

 

ACLAN ŞIKRAK:

1940 yılında İzmir'de doğdu. Öğrenim ve iş hayatına İzmir'de başladı. Türkiye genelinde çeşitli sektörlerde satış ve bölge müdürlükleri yaptı. PTT, Av Günü gibi dergilerde yayınlanan kısa hikâyeler ve şiirlerle edebiyat dünyasına adım attı. 2006 yılında emekli olduktan sonra kitap yazım çalışmalarına başladı. Evli, 2 çocuk babası ve 5 torun dedesi olarak hayatına devam etmektedir.

DERKENAR:

TAŞTAKİ İZLER VE SERVET SOMUNCUOĞLU

TRT program yapımcılarından, fotoğraf sanatkârı ve araştırmacı yazar, sâdece ailesinin değil, Türkiye'nin de serveti olan Servet Somuncuoğlu (1964-2013) 150.000 kilometre yol kat edip, Sibirya ve Türkistan'da taşlardaki yazıları inceledi. Son incelemesini Ankara'nın Güdül ilçesinde yaptı. Orada, taşlar üzerindeki resim ve şekillerin, kadim Türk yurtlarında gördükleri ile bire bir örtüşüyordu. Mahallinde yaptığı teknik incelemelerinden sonra dağlara-taşlara şöyle seslendi:

-Hey, 6500 yıldır buradayız!

Sevgili Servet, hayatını ortaya koyarak yaptığı incelemelerini ve tespitlerini: 'Damgaların Göçü / Kurganlar' isimli 30 X 30 santim ölçülerinde 115 gram mat kuşe kâğıda renkli olarak basılı şık bir cilt içerisinde 516 sayfalık eserinde fotoğraflarla, Türkçe ve İngilizce metinler hâlinde Türkiye ve dünya kültür hayatına armağan etti. (AC Yapı, İstanbul 2012)

Ne yazık ki çok erken yaşta kaybettiğimiz Servet Somuncuoğlu, batılıların yazdıklarından başkasına inanmayan, aklını ve idrâkini batı dünyasına ipotek etmiş aydın müsveddelerine tespitlerini anlatabilmesi mümkün olmamıştı.

Diğer eserleri: *Karlı Dağlardaki Sır, *Taştaki Türkler, *Saymalıtaş, *Damgaların Göçü ve *Gallemit.

KUŞBAKIŞI:

TÜRK KARTALLARININ DOĞUŞU                                                                                                                            Osmanlı'da Havacılığın Kısa Tarihi:

Ârif Emre Gündüz'ün hazırladığı eser,  13,5 X 21 santim ölçülerinde, 224 sayfa olarak 2018 yılında yayınlandı.

Osmanlı'nın havacılıkla alâkası, târihimizin çok az bilgi sâhibi olduğumuz bir alanıdır. Asıl önemlisi ise dünya havacılık târihi açısından da pek çok ilki içinde barındırıyor. Dünyada uçaktan yapılan ilk bombardıman, Trablusgarp savaşında İtalya tarafından Osmanlı'ya karşı gerçekleştirildi. Bombayı atan uçağın pilotu babasına yazdığı mektupta şöyle diyordu: 'Bombayı Türklerin üzerinde denemek çok keyifli olacak.'

İstanbul dünyada ilk bombalanan şehirlerden biriydi. 1916 yılından Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar defalarca bombalandı.

Trablusgarb'ta Osmanlı'ya karşı savaşan İtalyan Yüzbaşı Moizo'nun uçağı vurularak mecburi inişe zorlandı. Moizo dünya savaş târihinde ilk esir düşen pilottu. Osmanlı da bir pilotu esir eden ilk ülkeydi.

İstanbul'un bombalanması sırasında öyle bir kahraman pilotumuz vardı ki düşman uçaklarının arasına tek başına daldı. Sonrasında yaralandı, uçağını yere indirinceye kadar dayandı ve bayıldı. Fazıl Bey, bu olaydan birkaç gün sonra mütâreke ilân edilince savaştığı pilotlar tarafından bizzat tebrik edildi. Osmanlı havacılık açısından güçlü devletler arasındaydı. Öyle ki 1918 yılında savaş sona erdiğinde hâlâ 93 uçaklık bir filosu bulunuyordu.

'Türk Kartallarının Doğuşu' isimli kitapta bunlara benzer, alâka çekici ve zevkle okunan onlarca hâdise var.

KETEBE YAYINLARI:

Maltepe Mahallesi, Fetih Caddesi Nu: 6/2 Topkapı, İstanbul. Telefon: 0.212-612 29 30 e-posta: ketebe@ketebe.com //  www.ketebe.com

KAYIP KENTTEN MÂNEVÎ VATANA:

Ermeni Târihine Toplu Bir Bakış Denemesi

Boğos Levon Zekiyan'ın telif ettiği, Sema Postacıoğlu'nun Türkçeye çevirdiği 16 X 24 santim ölçüsünde, 256 sayfalık eser, Eyül 2018'de yayınlandı.

Kitap; kimlik, vatan, etnik aidiyet, azınlıklar konularıyla ilgili tartışmaları diğerlerinden farklı bir tarzda inceliyor. Aslı İtalyanca olan kitap, Zekiyan'ın 1981-1996 yılları arasında yayımlanmış denemelerinden ibârettir. Farklı târihlerde kaleme alınmış olsalar da birbirleriyle bağlantıları açısından bir bütün oluşturan bu denemeler, etnokültürel bir kimlik olarak Ermenilik üzerinden târihî dönemler boyunca Doğu'da ve Batı'da gelişmiş sosyal yapıları, şehirleşmeyle kimlik arasındaki münâsebeti, çeşitli etnik grupların ve kültürlerin buluşmasını ve bunun sonuçlarını ele alıyor.

Yazara göre; Antik Çağdan itibâren Doğu'da devlet kavramı, hânedân-aşiret temelinden haraketle gelişmiştir. Öne çıkan unsur; soy, ortak bir ataya dayanan akrabalık bağı olmuştur. Zamanla kültür ve şuur boyutları kazanmıştır.

Yine yazara göre kitap; her ne kadar bir halkın somut tecrübesinden yola çıksa da, sâhip olduğu iç dinamik açısından, etnik sınırların ötesine uzanan bir önem taşıyor. Kitapta Hrant Dink Vakfı tarafından düzenlenen 'Osmanlı Devleti ve Türkiye'de Kültürel Etkileşimler' konulu Sempozyumu'nda yazarın yaptığı 'Osmanlı'nın Kendine Has Çoğulculuğu ve Târihin Akışı İçinde Türk-Ermeni İlişkilerine Bir Toplu Bakış Denemesi' başlıklı açılış konuşmasının metnine de yer verilmiş.

ARAS YAYINEVİ:

İstiklal Cadesi Nu: 465 Hidivyal Palas Apartmanı, Zemin Kat.  Tünel Beyoğlu İstanbul.  Telefon: 0.212-252 65 18 Belgegeçer: 0.212-252 65 19  e-posta: info@arasyayincilik.com / www.arasyayincilik.com

 

 

TÜRKİYE'DE GAYRİMÜSLİMLERİN YÖNETİMİ:

(Osmanlı'dan Cumhuriyet'e)

Târih Ana İlim Dalı'nda Doç. Dr. unvanına sâhip Ramazan Erhan Güllü, 'Antep Ermenileri: Sosyal, Siyâsî ve Kültür Hayatı', 'Ermeni Sorununun Ortaya Çıkış ve Gelişim Sürecinde Ermeni Patrikhânesi'nin Tutumu (1878-1923)' ve 'Patrik Meletios Metaksakis ve İstanbul Rum / Ortodoks Patrikhânesi (1921-1923)' isimli kitaplarından sonra 13,5 X 21 santim ölçülerinde 495 sayfalık 'Türkiye'de Gayrimüslimlerin Yönetimi' isimli eseri ile Türkiye'deki azınlıklar konusunda otorite olduğunu ispatlamış bir öğretim üyesidir.

Tez disiplini ile hazırladığı eseri 6 bölümden oluşmaktadır. *İstanbul'un Fethi Sonrası Gayrimüslimlerin İdârî Yapılanmaları, *İdârî Yapıda İlk Değişimler ve Millet Nizamnâmeleri, *Nizamnâmeler Sonrası Devam Eden Değişim ve Yeni Hukûkî Metinler, *Mütâreke ve Millî Mücâdele Dönemlerinde Gayrimüslimler ve Kurumları, *Türkiye Cumhuriyetine Geçiş ve Azınlık Statüsü.

Müellif bu eseri ile Islahat Fermanı sonrası Osmanlı Devleti tarafından tasdik edilen nizamnâmelerle hukûkî olarak açıkça belirlenen gayrimüslimlerin idârî sistemlerini ve Lozan Antlaşması sonrası belirlenen azınlık statüsü ile birlikte değişen yapıyı ortaya koyuyor.

Osmanlı Devleti'nin, Müslümanlar dışındaki ahâliyi idâre ederken tâkip ettiği siyâset ile Türkiye Cumhuriyeti'nin Lozan Antlaşması çerçevesinde tatbik ettiği azınlık politikaları birbirinden farklı olmakla birlikte, Osmanlı'nın son döneminde yaşanan tarihî sürecin birçok hususta olduğu gibi gayrimüslimlerin idâresi ile ilgili olarak da Türkiye Cumhuriyeti'nin uygulamalarına tesir eden unsurlar barındırdığı görülüyor. Müellif eserinde, bu etkilerin neler olduğu ve azınlık sistemine geçişle birlikte Türkiye'nin politikalarına nasıl yansıdıkları gibi soruların cevaplarını ortaya koyuyor.

Osmanlı Devleti iç ve dış siyâsetinde şer'i ve örfi hukuk sistemlerini bir arada kullanmıştır. Bu iki hukuk sistemini birbirlerini tamamlayan kaideler bütünü olarak değerlendirmiştir. Özellikle klasik dönemde, gayrimüslimlerin idâresinde de temel referans İslam Hukuku olmuştur. İslam Hukuku çerçevesinde gayrimüslimlerin idâresini belirleyen devlet, kendine has teşkilâtlanmalarla bu idâreyi sistemli bir hâle getirmeye gayret etmiştir. Bâzı değişikliklerle birlikte bu idâre usûlü 19. yüzyıla kadar devam etmiş, 1856 târihli Islahat Fermanı sonrası ise Osmanlı Devleti'nin gayrimüslim tebaası için, dış güçlerin tazyiki ile önceki dönemlerden çok farklı bir idarî sisteme geçilmiştir. Eserde, yine dış güçlerin tazyiki ile batılılaşma sürecinin Osmanlı Devleti'nin gayrimüslim vatandaşlarına sağladıkları imkânlar ve idârelerinde yaşanan değişimler bütün teferruatı ile ele alınmaktadır.

Eserin 'Kaynakça' bölümünde; *Yayımlanmamış Arşiv Belgeleri, *Yayımlanmış Arşiv Belgeleri, *Gazete ve Dergiler, *Yerli ve yabancı Eserler ve *Makaleler başlığı altında 500'e yakın kaynak ismi bulunmaktadır.

Ekler Bölümünde: Behçet Kâmil imzalı, *Fener'de Meletios'la Mülâkat, *İsmet Paşa'nın Lozan Konferansı'nda Azınlıklarla Alâkalı Tartışmalar Hakkında 12 Aralık 1922 günü Yaptığı Konuşmanın Metni, *Celal Nuri (İleri) imzâlı 5 Şubat 1923 tarihli 'Muhterem Bir Patrik' başlıklı makale, *Mustafa Kemal Paşa'nın, Hilâfet'in kaldırılması Sonrası Türkiye'deki Gayrimüslim Dinî Merkezleri Hakkında The Nev York Herald Gazetesi'nde Yer alan Mülâkatının Türk Gazetelerinde Yayımlanan Tercümesi, *Adliye Vekili Mahmud Es'ad Bozkurt'un, Azınlıklarla Alakalı Olarak Beşvekâlet'e Gönderdiği Yazı ile Mûsevî, Ermeni, Rum Ortodoks, Protestan ve Ermeni Katolik Ekalliyetler adına Adliye Vekâletine gönderdiği yazıların metinleri bulunmaktadır.

ÖTÜKEN NEŞRİYAT A. Ş.

İstiklal Caddesi, Ankara Han Nu: 63/3 Beyoğlu 34433 İstanbul Telefon: 0.212- 251 03 50

Belgegeçer: 0.212-251 00 12 e-Posta: otuken@otuken.com.tr www.otuken.com.tr

 

KISA KISA ... KISA KISA ...

 

1- BUGÜNÜN TASAVVUFU (Tasavvufa Giriş): Çağrı Dörter / Doğan Novus Kitap.

2- RUŞEN EŞREF ÜNAYDIN: Nuri Sağlam: Kitabevi Yayınları / Mehmet Varış.

3- ANADOLU SELÇUKLULARI - Alaedin Keykubat ve Zamanı: Yavuz Selim Burgu. Selenge Yayınları.

4- CANFEDA Hz. FÂTIMA: Sibel Eraslan. Timaş Yayınları.

5-YARIM KALAN BİR TÜRKÜDÜR SEVGİ / SEVGİ SOYSAL ROMANI: Sevim Kahraman / Destek Yayınları.