IMG-LOGO
Güncel

Siz hiç "encümen-i daniş" adını duydunuz mu? Ben talebeliğimden beri hep merak etmişimdir nedir bu diye. İdeolojimiz içinde söyleyene ve yazana göre de bilgilenir, değerlenirdik. Ama hep bilinmezliğini korudu encümen-i daniş. Günümüzde ise öyle değil. Demokrasi, hukukun üstünlüğü, bağımsız yargı, laiklik, insan hakları artık hep gündemde ve tartışılabiliyor. Encümen-i daniş 1851 yılında batıdaki gelişmeleri de takip edecek bilimsel akademi olarak hayata geçirilmiş. Ahmet Cevdet Paşa Padişah Sultan Abdülmecid'e tasarıyı sunmuş, kabul edilmiş, uygulamaya geçirilmiş. Encümen-i daniş maruf, bilim sahibi, saygın, devlet tecrübesi olan arif insanlar bir araya gelerek memleket ve millet meselelerini tartışıp ortak bir karara varabiliyor ve bunu devlet ricaline aktarabiliyorlar. En aktif zamanı ise Cumhurbaşkanı Fahri Sabit Korutürk dönemine rastlıyor.

 

Encümen-i Daniş Gül'e Yenildi

1960 askeri darbeden sonra encümen-i daniş'e katılımlar belli kadroların dışına hiç çıkmamış. Deşifre olması ise 28 Şubat gelişmesinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'nın gazetecilere açıklaması üzerine su yüzünde oldu"Devlette üst düzey görev yapmış insanlar bir araya gelip ülke meselelerini konuştukları bir sohbet toplantısı encümen-i daniş. Memleketin problemleri konusunda tespitler yapılır ve bunlar yazılı bir hale getirilerek cumhurbaşkanı ve başbakana sunulur." demesi medyada geniş yer buldu. Ercümen-i daniş toplantıları 40 kişi oluyor, biri ölmedikçe yerine kimse getirilmiyor, üyeler kesinlikle konuşmuyor. Toplantılarını ise genelde İstanbulFenerbahçe Orduevi, Moda Deniz Kulübü ve Türk Parlamenterler Birliği Lokalinde yapıyorlar.

Fehmi Koru o yıllarda Taha Kıvanç imzasıyla olayın çok üzerine gitti. Başbakan Tansu Çiller döneminde de(1995) ercümen-i daniş kararları basına yansıdı. O günden sonra da encümen-i daniş çok daha fazla toplandı,en son tespitini Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanlığına aday olması sırasında 367 oy gerekliliği üzerine yaptı. Bundan sonra encümen-i daniş kan kaybetti. Keşke tarafsız davranıp ülke yönetiminde sorumluluk almış her görüşten insanların da fikirlerini de dinleselerdi. Olmadı, bu günlere kadar geldik. Geldik de ne oldu? Encümen-i daniş'in tespitleri artık tam tersine döndü, arzu etmedikleri bir yönetim ile karşı karşıya kaldılar. Batının sözünden çıkmamanın faturası encümen-i daniş'te böyle gerçekleşti.  Oysa batının sadece faydalı olabilecek görüşlerine destek olsalardı, diğer konularda onları uyarsalardı vahdetimiz daha güçlü biçimde devam edecekti. Batı Türkiye'nin ölmesini de istemiyor, olmasını da kesinlikle arzu etmiyor. Sürekli kendi kontrolleri içinde bulunmasını programlamış, hep öyle kalsın diye uyguluyorlar. Suriye'deki gelişmelerden sonra FETO terör örgütünü devreye soktu. Oysa dünya kamuoyu biliyor ki bunların arkasında başta ABD ve sonra bazı  AB ülkeleri var. Ankara'nın güçlü direnişi ile panik olmadılar ama şimdi derin derin düşünüyorlar.

 

Dünyada Siyaset Din ve Para İlemi Yapılıyor?

Bu konu nereden aklıma geldi? Geçtiğimiz günlerde Türk Parlamenterler Birliği'nin İstanbul Şubesi'nce Göztepe Filizi Köşkteki toplantıda Aydın Üniversitesi öğretim üyesi Antalya Serik doğumlu(1956) Fettahlı Yörüklerinden Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu bir konuşma yaptı. Türkiye üzerine yapılan oyun içinde oyunları anlattı. Dopdolu bir aydın. Erzurum Atatürk ve İstanbul Üniversitelerinden eğitim görmüş, sonra Amerika ve Kanada'da okumuş.  Davranış bilimleri ve uluslararası finans uzmanı olmuş. Koç Grubunda Türkiye'ye dönünce sorumluluk almış. Artık kamusal alanda hizmet veriyor, öğrenci yetiştiriyor. Türkiye'nin mevcut durumunu değerlendirdi. Batının bize bakışını yansıttı. Aman Allah'ım dehşet verici bir fotoğraf çıktı ortaya. Notlarıma baktım şöyle;

"-Türkiye tehdit altında. Hem dini, hem siyasi ve hem de parasal açıdan bu tehdit sürüyor. Batı Türkiye ile hesaplaşmak istiyor. Çünkü bizi İslam'ın kalemi ve kılıcı olarak görüyorlar. Orta Avrupa'ya kadar dayanan Atila ve Osmanlı'nın intikamını almak istiyorlar. İkinci Viyana kuşatması sonrasında Karlofça Anlaşmasının (1683) imzalandığı yerdeki anıtta "Türklerin kıçına burada vurduk" yazıyor. 300 seneden beri birkaç husus hariç bize hep "hey çorc, versene borç" politikası izlettirdiler. Petrolü Arapların başına bela ettiler. Türkiye'de bor ve altın yatakları(Erzincan'daki damar 2 milyon dolarlık) güçlü. Bunlara ABD'nin ihtiyacı var. Norveç ve Hindistan'da nükleer enerji santrallarının yenisini kurdurulurken, bize mani olmaya çalışıyorlar. Isparta'daki 5 bilim adamımızın bulunduğu uçak kazası tesadüf değildir. Endüstriyel devrim olan Nano teknolojisine geçmeliyiz. Dünyada siyaset din ve para ile yapılıyor."

 

PARAYI DÜNYADA 13 AİLE YÖNETİYOR

Ramazan Kurtoğlu şöyle sürdürdü konuşmasını;

-İslam ekonomisini ve ahiliği iyi bilmeliyiz. Okumadan olmuyor. Müslümanlar okumuyor sadece dinliyor. Maalesef Müslümanlar kelime-i şahadet getirdikten sonra her şeyi yapabiliyor. Okumadığımız için aklımız çalışmıyor. Tarikatlar ve tasavvuf artık İslam'a hizmet etmiyor. Maalesef Müslümanların bilime katkısı yok. En son Behçet hastalığını(1937) bulmuştuk. Kabahat İslam'da değil Müslümanlarda. Kadının olmadığı bir yerde medeniyet olmaz. Önce dilimizi ve dinimizi öğrenmeliyiz. Türkçe giderse din de gider. Peygamberimiz zamanında da deaş gibi bir örgüt olan haricier vardı. Artık Kur'an ve Hadisleri yeni bir bakış açısıyla algılamak gerekir. "

Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu devamında şunları söyledi;

-Dünyadaki faiz sistemini CNBC Bank gibi finans kuruluşları kontrol ediyor. Dünya Borsalarında37 milyon şirket var.43 bin şirket önde. 147 banka, 310 Holding ve finans kuruluşu 13 aile tarafından yönetiliyor. Yaser Arafat'ın  88 milyon dolarlık parası Amerikan Yahudi bankalarında.

Dehşet verici rakamlar. Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu'na göre Türkiye'nin tek sorunu var o da terör. Akrabalıklar içi içe girmiş. Her biri bir uçta. Her şeyin neticesi para ve politika. Çevik Bir asker olmasına rağmen neden bir şirketin 10 yıl yönetiminde kaldı? Dikkat edin Boğaziçi'ndeki aşiret her zaman su yüzünde.

Dünyadaki para işlerini en iyi bilen Recep Tayyip Erdoğan'dır. Onun için üzerine gidiliyor. Ancak hatalar yapmıştı. Etrafında kalın bir çember var. Kendisine ulaşamıyor. Bazı şeyleri kendisine anlatmak gerek. Para meselesi dini ve siyaseti şekillendiriyor. Başkan Nixon'dan bu yana Amerika'da  karşılıksız dolar basılır. Kur farkından dolayı SSCB çözüldü. Dikkat edin ABD dolardan AMERO'ya geçiyor. Bütün hazırlıklar tamamlandı. Tavsiyem altına yatırım yapmak.

 

Terör ile Para İçiçedir

Ramazan Kurtoğlu'nun dikkat çektikleri diğer hususlar da şöyle oldu;

-Amerika IMF'yi dünya bankası yapmak istiyor. Hediye bütün dünyada en geçerli rüşvettir. Türk düşmanı İngiliz yazar Tyonbee güney değil hep kuzey Müslümanlarını hedef göstermiştir. Çünkü biliyor ve diyor ki "Kuzey Müslümanları uysal değildir, her zaman bir Atatürk çıkarmasını bilirler" Türkiye böyle bir ülke. Şeyhlerle ve yöneticilerle ortadoğuyu teslim alacağını biliyor. Ama Türkiye'yi değil. Terör ile para iç içedir. İşte bu nedenle ekonomimiz hiç de iyi değil. 2019'daki seçimde kartlar yeniden karılacak. Yeni isimler ortaya çıkacak. Dolayısıyla kenetlenmeliyiz. ABD Başkanının politikaları aleyhinde ve lehinde danışmanları vardır. Bir de her iki tarafın görüşlerini analiz edecek üçüncü bir grup danışmanları vardır ki bunlar etkilidir. Türkiye'de de böyle olmalı. Artık hukuk yoktur. Hak aramak mümkün olmayacaktır.

 

Dolar Bir Politikanın Silahı

Bu konuşmayı dinlemeyenler çok şey kaybetmiştir. O halde Ramazan Kurtoğlu hocanın kitaplarına başvurmak gerekecek. Onlar da şöyle; Din ve Küresel Ekonomi-Politik, Hollywood İşi, Türkiye Ekonomisi(1838-2010), Küresel Ekonomik kriz ve Yeni Dünya Düzeni, Küresel Para Savaşları ve Davranış Ekonomisi: Nörofinans, Evanjelizm-Tanrıyı Kıyamete Zorlamak, Hollywood ve Kabelanın 13. Havarisi, Evenjelizm Dünya İmparatorluğu ve Türkiye,  Tanrı İmparatorluğu ve Türkiye, Küresel Para Oyunları ve Psikosiber Savaş, Küresel Düzenin Şifreleri, Küresel Hegemonya Savaşları. Bu kitapları özellikler aydınlarımızın okuması Türkiye, AB ve ABD hakkındaki görüşlerini yenilemesi gerekecektir. Para'nın ve dinin ne kadar önemli bir güç olduğunu yeniden yaşayacaktır. Terörde bile ciddi parasal oyunların döndüğünü görecektir.

Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu'na göre Can Dündar olayı bir projeydi. Anadolu sermayesi İstanbul'u yakalayınca batı rahatsız oldu. Altın alıp 5 yıl kadar el sürmeyip saklamak gerekecek.

Toplantıda Ercan Kutlu(1975-Almanya) isminde bir başka finans uzmanı vardı. İsviçre'de yaşıyor ve 5 dil konuşuyor. Tesadüflere inanmıyor. 2 milyon eurosu olanlara İsviçre'de danışmanlık yapıyormuş. Ercan Kutlu da konuşmasında bakın neler söyledi;

-En akıllı yatırım bilgidir. 1944 yılında batıda para politikası piramit şeklinde kuruldu. En üstte her zaman altın olmuştur. Dolar bir siyasetin silahıdır. FED Dolar basarak faiz alıyor. Dolarla tasarruf yapmayın. Bunu en iyi Anadolu ailesi bilir. Eline ilk geçen para ile eşine bilezik alarak, koluna takar. Bu yastık altı denilen şey önemli bir uygulamadır. 2008'de ekonomik kriz çıkartılarak bütün dünya soyuldu. 800 milyar dolar ABD'deki Yahudi bankerlerin elinde. Bunlar özellikle şirket batmalarından bile para kazanırlar.

 

Aynı Ekolden Aytunç Altındal'ı Hatırlamak

Çok faydalı bir toplantı oldu Adalet Eski Bakanı İsmail Müftüoğlu'nun katkılarıyla Türk Parlamenter Birliği'nde. Bu anlatılanlar bana bu ekolün bir başka önemli entelektüeli  din, tarih, politika uzmanı, teolog, araştırmacı, dinler, felsefe ve ezoterik ve gizli örgütler konusunda uzman yazar Aytunç Altındal'ı(1945-2013) hatırlattı. Kendisiyle bir defasında Almanya Köln'de, bir keresinde de İstanbul Teşvikiye'de konuşmuş, sohbet etmiştik. Vefatında gizli bir el olduğu ileri sürülmüştü. Çünkü eserleri de böyle bir suikasta müsait istenmeyen görüşlerle dolu; Haşhaş ve Emperyalizm, Laiklik, Enigmaya Dönüşen Paradigma, Bir Türk Casusunun Mektupları, Gül ve Haç Kardeşliği/Gnostik -Masoniklerin İçyüzü,  Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri,  Türkiye ve Ortadokslar, Bilinmeyen Hitler, Üç İsa, Türkiye'de Kadın, Papa 16. Benedikt/Gizli Türkiye Gündemi, Tanrı Neden Fikir Değiştirdi, Elvedasız, Yoksul Tanrı Tynalı Apollonius, Kültür Kiloyla Satılmaz, Devlet ve Kimlik, Türkiye ve Dünya'da Casuslar.

Bizim nesil torunlarına, babalar çocuklarına iyi bir dünya bırakmak istiyorlarsa okumalı ve düşünmelidirler. Oyunları tersine çevirmelidirler.