IMG-LOGO
Güncel

Milliyetçilik, Kültür ve Medeniyet

25 11 2011

Türkocağı İstanbul Şubesi Reisi Dr. Cezmi Bayram'a göre,  günümüzde bir kişi veya ülkenin milliyetçiliğini ortaya koyacak olan medeniyet kavramıdır. Batının yaptıkları ve yaşattıklarıyla artık bu konuda söyleyecek sözü bitmiştir. Bütün dünyayı içine alabilecek, kucaklayabilecek böyle bir mesaja ihtiyaç vardır. Ecnebi bilim adamları da böyle düşünüyor. Ve diyorlar ki "Türkiye günümüzde, yeni bir söz söyleyebilecek ülkedir." Dolayısıyla Türkiye yeni bir "kızıl elma" hedefi ortaya koymalıdır. Bu da "medeniyet tasavvuru"muzun üzerinde daha fazla durmamız gerektiğini ortaya koyuyor.

Dr. Cezmi Bayram dolayısıyla tarihimizi yeniden keşfetmemizin, küresel güç olmamızın ve bu özelliklerle bütün insanlığı kuşatmamızın lüzumu üzerinde durarak bunun da siyasi tartışmalarla değil, fikri gelişmelerle olabileceğini vurguluyor.

İdeoloji mi, Düşünce mi Önde Olmalı?

Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Cemil Çiçek de aynı duygu ve endişeler içinde. Türk Ocakları İstanbul Şubesi'nin 100. Yılı dolayısıyla tertip ettiği "Büyük Türkiye'ye Doğru; Ziya Gökalp'ten Erol Güngör'e Sempozyumu'nda Cemil Çiçek "Büyük Türkiye ideali artık farz-ı ayn mesabesindedir."dedi.

Cemil Çiçek bakın neler söyledi; "Herkesin bir görevi vardır.  Herşeyi de doğru bilgilerle tartışalım. Üç kıtada kültürleri, dinleri, gelenekleri ayrı olan bir toplumda devlet kuran bir milletiz. Bunlardan etkilendik ve etkiledik. Sürekli hareket halinde olduk. Sebebi de varlığımızı devam ettirmek endişesiydi. Osmanlı'nın inkıraz dönemi aynı zamanda bir yenilik dönemidir."

Bu heyecanlı ve etkileyici konuşmadaki notlarıma bakıyorum, burada Cemil Çiçek diyor ki " Geç aydınlandık. Ziya Gökalp toplumumuzun fikri müdiridir. Biliniz ki aydınlar yaşadıkları dönemin tercümanlarıdır. Erol Güngör de aydın yabancılaşmasına çözüm aradı. Sosyal bir restoratördü.  Kemali değerlendirirken beslendi.  Bu silsileyi hep sürdürdü ve ideolojiyi değil fikri paylaştı."

"Hayat Siyasi Tartışmalardan İbaret Değildir"

TBMM Başkanı Çiçek sonra genelledi konuşmasını; " Bugünün sorunlarına eğilecek , çözüm getirecek aydınlara ihtiyacımız var. Şartları ve noktalarını batı koyuyor gelişmelerin!. Biz maalesef, nerede durulacak onu arıyoruz.  Artık gelecek öngörmeliyiz, ileriyi görebilmeliyiz. Geleceği inşa etmek için kafa yormalıyız. Kaygımız toplumun yarınıdır. Bilinmeli ki ikinci aydınlanma dönemine girdik."

Cemil Çiçek her dönemki siyasi mücadelesinde iplerin kopma noktasındaki açıklamalarına herkes imza atar. Çünkü yaşayan biriydi gerçeği.  Bu açıklamaları da bana öyle geldi. Açılış konuşmasının devamında da şunları söyle Cemil Çiçek:

"-İnsanlar ve toplumlar ulus ötesi bir etkileşim içindedir. Hayat siyasi tartışmalardan da ibaret değildir. Maalesef günümüzde artık yeni Ziya Gökalp ve Erol Güngör'ler de yok. Bugünü yaşamak için sorgulamalı ve çözümler önermeliyiz. Bu aydınlara ihtiyacımız her geçen gün artıyor. Mesela toplumsal eşitliği yeniden düşünmeliyiz. Dikkat edin dünyada sömürge dili bile değişti!. Bittabi kültürel sömürge dili de değişiyor."

Siyasete Yön Veren Toplum Olmak mı?

TBMM Başkanı Cemil Çiçek parlamentodaki yeni anayasa çalışmalarına da değindi. 6500'ün üzerinde sivil toplum kuruluşu ve aydına mektup yazılarak görüş istenmiş. "İş işten geçtikten sonra, şurası daha iyi olabilirdi, şu yanlış olmuş, falan denmesin diye herkesin ve her kesimin görüşlerini, tekliflerini ve düşüncelerini bekliyoruz dedi hukukçu ve siyaset duayeni Cemil Bey.

Cemil Çiçek yurt dışına gidecek, yolcu ederken ayak üstü sohbet de ettik, benim İstanbul'a taşındığımdan da habere yokmuş, anlattım. Topluma öyle bir mesaj verdi ki giderayak yumruk gibi oldu " Siyasal değil, düşünce hayatımız önemlidir. Siyasete yön veren bir toplum olmalıyız."

Kimse buna itiraz edemez.

Boşnak Rektör "Sırplar Bizi Türk Olduğumuz İçin Öldürüyorlar"

Toplantı bütün gün sürdü. TBMM Başkanı'nı yolcu ettik ama, fikir jimnastiğimiz sürdü. Maltepe Üniversitesi'nden Prof. Dr. S. Seyfi Öğün "etnomanya" çılgınlığını anlattı. Biz ne dersek diyelim dışarda adımızın "Türk " olduğunu hatırlattı. Ancak Türk kavramının fakirleştirilerek tutunmak mecburiyetinde bırakıldığımıza da dikkat çekti. Dedi ki "Osmanlı'da yaşayan Türk, Kürt, Çerkez, Abaza, Boşnak, Arap, Arnavut kim olursa olsun dışarda adı Türk'tü. Bugün bölücülüğe vardırılmak istenen bir ayrışım yapılıyor. Dolayısıyla yeniden kompleksiz bir kavramla Türk'ü tarif etmeliyiz. Hesaplaşmalıyız."

Seyfi Öğün Hocanın anlattığı batı da ibret alınması gereken tespitlerdi; "Avrupa kan, soy, soptur. Medeniyetleri bile böyledir. Kendileri içindir. Biz de kompleksten kurtulmalıyız. Bir akademisyen arkadaşımız yayınladığı kitabın arkasına bildiği yabancı dilleri sayarken "Osmanlıca"yı da zikredince dehşete düşmüştüm. Osmanlıca ecnebi dili değil, çünkü Türkçedir!"

Prof. Dr. S. Seyfi Öğün'ü ilk kez dinledim, keyif aldım görüşlerinden. Novipazar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mevlid Dudiç bana "Mehmet Bey Sırplar bizi Türk olduğumuz için öldürüyorlar!" demişti. Ancak kendisi Boşnaktı fakat Türk olarak hissediyordu. Prof. Öğün'ü doğrulayacak ikinci yaşadığım olay da rahmetli Turizm ve Tanıtma Bakanı Mustafa Rüştü Taşar ile birlikte gittiğim Londra'da oldu. İngilizler ülkelerine sığınan ecnebilerle ilgili bir toplantı yapmışlardı. Sıra terör örgütü marksist PKK militanı birine geldiğinde "Ben Kürdüm, Türkiye'de halkımıza yapılanları anlatacağım" deyince toplantıyı yöneten başkan "Sen Türksün, ismin de öyle, soyadın da " diyerek konuşmasına müsaade etmemişti.

Dünyaya Terim Üretebilir miyiz?

Akdeniz Üniversitesi'nden Prof. Dr. İsmail Yakıt da milliyetçiliğin idrak meselesi olduğunu, kültür ve tarih milliyetçiliğine de islam dininin cevaz verdiğini anlattı.

Konya Selçuk Üniversitesi'nden Doç. Dr. İsmail Taş çağı kaybetmemek için milliyetçiliğin anlamının yitirilmemesi gerektiği üzerinde durdu ve dünyaya terim üretilmesi gerektiğini hatırlattı.

Erzurum Atatürk Üniversitesi'nden Yıldız Akpolat ise milliyetçiliğin geleneksel bir ekleme olduğunu, dinden sonra gruplar içinde dayanışmayı sağladığını, emperyalizme direndiğini ve bununla bir motivasyon olduğunu belirtti. Radikal oldukça da milliyetçiliğin farkındalığının arttığını sözlerine ekledi.

Yarınki Türkiye, Yarınki Dünya Demektir

Fatih Ali Emiri Kültür Merkezi'ndeki toplantıda izleyiciler salondan taşmamıştı. Cemil Çiçek bunu ilk farkedendi ve hiç de önemli olmadığının altını çizdi. Çünkü böylesi bir toplantıya gelenler insanı ve ülkesini önde gören, sorunlarına çözüm arayan, dünyadaki gelişmeleri takip eden aydınlardı, çoğu genç de olsa.

Üstelik dinleyicilere yüzlerce kitap hediye edilmiyor, promosyon dağıtılmıyor, yemek verilmiyordu. Gelen her konuk bir şeyler öğrenmek, sorumluluğunu hatırlamak ve katkı vermek için Ali Emiri'deydi. Toplantıda hamaset yoktu, akıl ve idrak vardı. Çay ve kuru pasta yetti de artı bile sempozyum arasında.

 Türk Ocaklarının milliyetçilik, kültür ve medeniyet sempozyumunun misafirleri "Yaşama zevkini bırakıp, yaşama aşkına gönül veren, sabırlı, azimli, gösterişsiz ve numayişsiz çalışan sulh cephesinin maden işçileri" olarak sadece Yarınki Türkiye'nin değil, "Anadolu toprağından kaynayan bir kan, cemaat için harcanan bir emek, bin yıllık bir tarih, otoriteli bir devlet ve ebedi olduğuna inanmış bir ruh "ile Yarınki Dünya'nın da temellerini atacak aydınlardı. Nurettin Topçu Hocamızın ruhu şad olsun bu vesileyle.

Biraz Daha Zahmet ve Düşünmek

Son oturumda ise Türkiye'de toplum ve siyaset (Prof. Dr. Tahsin Görgün), 21. asırda değişen milliyetçilik anlayışları (Yrd. Doç. Dr. Uğur Dolgun), tarih şuuru ve gelecek (Prof. Dr. Mehmet Bayraktar) ile medeniyet tasavvurumuz (Dr. Yusuf Kaplan) tartışıldı. İyi de oldu.

Mehmet Akif Ersoy görevli olarak gittiği Berlin'de bir süre kaldı. Yakın dostlarından Yazar ve Şair Mithat Cemal Kuntay'ın anlattığına göre, İstanbul'a döndüğünde kendisine sormuşlar "Almanlar nasıl?" diye. İstiklal Marşı şairimizin cevabı müthiş " İşleri bizim dinimize benziyor, dinleri de bizim işlerimize benziyor!." Galiba gün de bugündür artık.

Kendimize gelmenin ve dünyaya mesaj vermenin tam sırası. Üstelik dünyayı ilk defa kucaklamayacağız ki? Ne dersiniz. Biraz daha zahmet ve düşünmeye var mısınız?