IMG-LOGO
Güncel

Ayeti Kerime'de diyorki Cenabı Allah "Her canlı ölümü tadacaktır. Ancak kıyamet günü yaptıklarınızın karşılığı size tastamam verilecektir -Ali İmran Suresi 185." Bu surenin sonunda "Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir" diye de Rabbim hatırlatıyor.

Sabahın erken saatiydi Ankara'dan emekli MEB Müfettişi gerçek dost Ökkeş Önemli aradı ve Bahri Zengin'in kanser tedavisi gördüğü hastanede vefat ettiği haberini verdi. Hayata gözlerini kapamasının üzerinden henüz birkaç saat bile geçmemişti, birlikte dua okuduk ve Bahri Ağabey'in ruhuna fatihalar gönderdik.

Bahri Zengin yaklaşık 10 yıl kadar İstanbul Milletvekili olarak görev yaptı. Vekil iken çocuğunu evlendirip veya sünnet ettirip hediye toplamadı, şehir suyuna zemzem karıştırmadı, akrabasına kamu şirketi temsilciliği vermedi, politikada iken gelir getiren başka bir iş yapmadı, aynı soyismi taşıyan insanları delege yazmadı, tam tersi şahsi menfaatlerini elinin tersiyle iterek ömrünü milletine ve ülkesine adadı, süresi dolunca da vefat etti, rabbine kavuştu. Mekanı cennet olsun.

Bir Örnek Aydın

O'nun için de Hacıbayram Camii'ndeki cenaze namazının ardından tabutunu iki kadim genç dostu; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile HAS Parti Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş birlikte taşıdı. Onlarca bakan, çeşitli partilere mensup milletvekilleri, bürokratlar, aydınlar, vatandaşlar ve yazarlar ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri cenaze törenine katıldı.

Bahri Zengin(1942-2011) Kilis'in Tılhabeş(Yavuzlu) beldesinde doğdu. Yavuz Sultan Selim Han'ın Mercidabık Zaferini kazandığı ovada kurulan Tılhabeş Köyü'nde Hüseyin-Emine Zengin Ailesinin çocuğu olarak dünyaya geldi. Orta mektep bitince gurbet hayatı başladı ister istemez. Çünkü Kilis'te henüz lise açılmamıştı, ta ki 1959 yılına kadar.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın da hocalık yaptığı Gümüşsuyu yokuşundaki İstanbul Teknik Üniversitesi makina mühendisliğini bitirdi. İngiltere'de Delft Teknik Üniversitesi'nde sanayi yönetimi ve bölgesel kalkınma alanında ihtisas yaptı. İTÜ'nde master programını başarı ile bitirdi.

Söyle Dostunu Söyleyeyim Kim Olduğunu

Bahri Zengin ve aynı üniversiteyi bitiren aralarında Recai Kutan(bakan), Kahraman Emmioğlu, Ertan Yülek ve Temal Karamollaoğlu(milletvekilleri) ile Cevat Ayhan'ın(bakan) da bulunduğu bir nesil Necmettin Erbakan'ın daha sonraki milli görüş hareketi içinde hep birlikte sorumluluk aldılar.

Öğrenciliği sırasında Bahri Zengin Türk akademisyen, sanatçı, yazar, kanaat önderi ve aydınlarının sohbet merkezi olan Beyazıd Küllük ve Marmara Kıraathanesi'ne gitmeye başladı, yepyeni ve üretken bir muhit ile tanıştı. Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç, Mehmet Genç(Prof), Mehmet Şevket Eygi, Ali Haydar Öztürk, Erol Güngör(Prof), Ahmet Yücel(Zaptiye Ahmet), Ziya Nur Aksun, Nihat Armağan, Cahit Zarifoğlu, Ahmet Kutlay, Alaattin ve Rasim Özdenören kardeşler, Ali İhsan Yurt, Niyazi Özdemir, Teşkilat Refik, Avukat Lömont Hasan, Filozof Cemal o dönemin ünlü marmaratörleriydi. Derin sohbetler olurdu gecenin geç saatlerine kadar, çaylar içilirdi. Bu döneme ben de yetiştim. O günlerde Vefa Lisesi'nde öğrenci idim.

Kayserili işadamı Refik Büründüz sahibi olduğu Beyazıt Gedikpaşa'daki bir işhanının büyük dairesini Necip Fazıl Kısakürek'e Büyük Doğu Fikir Kulübü için vermişti. Buraya iki hemşehrim Bahri Zengin ve Büyük Doğu Yazıişleri Müdürü Avukat Hüseyin Rahmi Yananlı dolayısıyla hep gidip gidiyordum. Hatta 147 nolu üye olarak Büyük Doğu Fikir Külübü'ne kayıt da yaptırmıştım. Bahri Zengin ile böylece Büyük Doğu Fikir Kulübü'nde tanıştım(1964) ve görüşmeyi hep sürdürdüm.

Bahri Zengin, Mannan ve İslam Ekonomisi

Benim gibi Fatih'te oturuyordu Bahri Zengin. Üstad Necip Fazıl bir yazısından dolayı hakkında açılan dava dolayısıyla sıkıntıdaydı. Bahri Zengin'in Fatih'teki evinde olduğunu öğrendik, ama kimseye söylenmeyecekti. Bahri Zengin iyi bir satranç ustasıydı. Necip Fazıl ile satranç oynuyor ve hep mat oluyordu! Sonra yine bir başka Büyük Doğucu Ali Haydar Öztürk'ten öğrendim ki Necip Fazıl yenilmeye alışık değilmiş. Dolayısıyla Bahri Zengin Üstad'a hep yenilmek durumundaydı.

Nihat Armağan Fikir Yayınlarının sahibiydi. Önemli eserler yayınlıyordu. Cağaloğlu Türbedar Sokak, Aydınlar Han'daki ofisinde sürekli görüşürdüm. Hele Tercüman'da çalışırken aynı sokakta olduğumuzdan neredeyse her öğle beraberdik. Nihat Armağan rahmetli de Fatih'te oturuyordu. Zaman zaman yürüyerek birlikte eve gittiğimiz de olurdu.

Fikir Yayınevi'nde otururken Nihat Armağan matbaadan henüz mürekkebi kurumamış bir kitap verdi bana: İslam Ekonomisi. Belki de ilk alan ve okuyandım. Pakistanlı alim Prof. Dr. Mannan'ın bir eseriydi. İngilizce aslından tercüme eden ise Bahri Zengin'di. Çok sevindim. Çünkü o yıllarda bu tür tercümeler azdı ve Pakistan'ın resmi dili Urduca olduğundan, bu dili Prof. Dr. Ali Genceli ve Dr. Ahmet Asrar'dan başka da bilen kimse yoktu.  Mannan'ın İslam Ekonomisi'ni İngilizce telif etmesi islam coğrafyasındaki okurlar için bir şans olmuştu.

Zoru Başaran Bürokrat

Bahri Zengin Şebnem Saadet Hanım ile evlendi. Ki o yıllarda yurt dışına gidenler hep ecnebi hanımlarla evleniyordu. Pervin, Ayşegül, Esma Nur ve Kamil Erkam adında dört çocuğu, Ecegül, Mustafa Deniz ve Emre Kaan adında üç de torunu oldu.

Sözkonusu dönemde çok zor girilen, şartları ağırlaştırılmış ve kısa adı DPT olan Devlet Planlama Teşkilatı'nda uzman olarak kamu hizmetine başladı. Sanayi Bakanlığı'nda genel müdür oldu. Makina Kimya Endüstrisi Kurumu'nda yönetim Kurulu üyeliği ve umum müdür yardımcılığı görevine getirildi. İtalya'da bir müddet kalarak formülü hiç kimseye verilmeyen barut için MKEK'da projeler üretti.

Bu görevler icra edilirken Bahri Zengin Başkent Ankara'da da bir edebiyat-sanat hareketi içinde buldu kendini. Edebiyat Dergisi yazar ve sahibi Nuri Pakdil ile aynı apartmanda oturmaktan mada, Erdem Beyazıt, Mustafa Yazgan ve Saatçi Musa (Çağıl), Rasim Özdenören, Cahit Zarifoğlu hemen akla gelen bu halkanın aydınlarıydı, gönüldaşlarıydı..

Fikri ve Siyasi Çalışmalardaki Aydın Prototipi

Bir Ankara ziyaretimde bana randevu için Kızılay Demirtepe'de Gazi Mustafa Kemal Bulvarında bir adres verdi. Gittim.  Halıcı Orhan'ın üstüydü. Kapıda Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi yazıyordu. Yeni kurulmuş ve başkanlığını üstlenmişti. Akşamki bir sohbet programına katıldım, çok istifade ettim.

Şair Erdem Beyazıd'ın sahip ve sorumlusu olduğu Mavera Dergisi'yle de alakadar oluyordu. Okumamı salık verdi. Gerçi ben takip ediyordum ama, sesimi çıkarmadım. Hatta yazıyordum Mavera'da. İstanbul'a taşınarak özel sektörde de görev alan Bahri Zengin daha sonra Mavera Dergisi'nin de genel yayınını ve sahipliğini üslendi. TRT'de çalışan şair Cahit Zarifoğlu'nu rahatlattı.

Bahri Zengin'in siyasi hayatı ise Erbakan ile birlikte başladı. Milli Nizam Partisi'nin kuruluşunda fiili görev almış, programın bazı bölümlerini yazmıştı. MNP kapatılınca MSP kuruldu. Bu partinin de Anayasa Mahkemesi'nce siyasi yaşamı sonlandırıldı. Yerine Refah Partisi kuruldu. İşte Refah Partisi'nin fikri çalışmalarında yine Bahri Zengin'i görüyoruz.

Dünyada Yeni Söz Yazmak

Hatırlar mısınız RP'nin seçim afişlerinde değişik mesleklere mensup insanların fotoğrafları vardı ve işçi, köylü, öğrenci, esnaf, memur, müteşebbis resimlerinin altında ise "Sen varsın" yazılıydı.(1995). Refah Partisi'nin sloganları ise "Yeni Bir Dünya" ile "Adil Düzenle İktidara" biçimindeydi. Her iki slogan da Bahri Zengin'e aitti. Refah Partisi ilk seçimde birinci parti olarak DYP ile koalisyon kurdu, Necmettin Erbakan başbakan oldu. Bahri Zengin de İstanbul Milletvekili seçildi.

Olacak bu ya, akacak kan damarda durmuyordu Refah Partisi de kapatıldı. Fazilet Partisi hayata geçti. Bahri Zengin yine İstanbul'dan 21. Dönem milletvekili olarak parlamentoya girdi. Fazilet'in de siyasi yaşamına son verdi demokratik olmayan yasalar ve düzen. Saadet Partisi siyasi yelpazede yerini aldı.

Milli Görüş partilerinin sürekli kapatılması rahatsızlık veriyordu yönetimde ve tabanda. İlk önce Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları ayrıldı, AK Parti'yi kurdu. Ardından genel Başkan Prof. Dr. Numan Kurtulmuş da ayrılarak kısa adı HAS Parti olan Halkın Sesi Partisi'ni hayata geçirdi. Bahri Zengin de HAS Parti'de Genel İdare Kurulu üyesi olarak sorumluluk aldı.

Ardından günlük bir İstanbul gazetesi olan "Dünya'da Yeni Söz"de yazmaya başladı. Ancak yakalandığı kanser hastalığına yenik düştü ve rahmet-i rahmana kavuştu.

"Özgürleşerek Birlikte Yaşamak" adlı yayınlanmış eseri bize yadigar kaldı. Allah rahmet etsin, mekanı nur olsun.