IMG-LOGO
Güncel

Cahiller Toplumun Temel Taşıdır

09 06 2022

Devletin temel taşı her daim cahillerdir. Cahiller sömürüldükleri takdirde toplum ve devlet gelişir. Cahilin olmadığı yerde düzenden bahsedilemez. Benim cahil tanımıma göre cahil insan, akıl yürütme hataları yapan kişidir. Bunu yapmasının sebebi ise bu insanların genelde dar bir çevrede yetişmeleri. Böyle bir ortamda büyümelerinin doğal sonucu olarak da yönlendirenleri olmadığı için, devlet kurumunun da bu alandaki politikaları yetersiz olduğu için zekâlarını sosyal alanlarda kullanamazlar. Şimdi biraz akıl yürütme hatalarından bahsedeceğiz.

Akıl yürütme bir kanıtlama faaliyetidir. Bir problem durumunda belirli bir soruya cevap bulmak ve bu cevabı kanıtlamak gerekir. Fakat burada yapacağımız herhangi bir hata bizi yanlış mantıki sorgulamalara itecektir. Şimdi de bu hataları sınıflandıracağız:

1- Temel mantık hataları: Aynı kelimenin iki farklı anlamı bölümde iki farklı anlamda kullanılmasından doğan çıkarımdır.

2- Genel- Özel ayrımında hata: Genel ilke ve ifadelerin özel durumlar için de geçerli olduğunu düşünme hatası.

3- Tümelleme mantık hatası: Bütünün parça ilişkisinde bağlayıcı yargıda bulunma hatasıdır. Tersine ise Tikelleme mantık hatası denir.

4- Kısır döngü mantık hatası: Neden ve sonucun birbirinin yerine kullanılmasından kaynaklanan hatadır.

5- Yanlış neden mantık hatası: Eksik bilgiyle nedensel ilişkinin yetersiz olarak kurulmasından doğan hata.

6- İhmal edilen neden mantık hatası: Yanlış değerlendirme yapıp daha az geçerlilik payı olan nedeni yüceltme hatası.

7- Temsil etmeyen örnek mantık hatası: Uygun olmayan örnekle iddiayı destekleme mantık hatasıdır.

Muhtemelen bu maddeleri okuduğunuzda aklınıza ilk günümüz siyasetçileri ve çevrenizdeki insanlar gelecektir. Bu çok doğaldır çünkü yurdumuz insanı takdir edersiniz ki çok da aklıselim bir toplum değil. Peki, eğer yurdumuz insanı böyle ise neden siyasetçilerimiz de böyle. Neden özgürlüklerimizi savunması gereken ve bizim vekâlet verdiğimiz milletin vekili de böyle diyeceksiniz. Çünkü sizi temsil eden siyasetçiler de hepsi olmasa bile bu cahil kesime ait. Sadece insanların nasıl ve hangi araçlarla kandırabileceklerini biliyorlar. Bu konuya birazdan değineceğiz.

            Cahil toplumun temel taşı dedik. Buradan hareketle de toplumu diğer toplumlarla rekabete sokacak olanlar ise elitler, aristokratlar ve aydın kesimdir. İktisadi durumların çatıştığı hiçbir yerde düzen ve gelişme söz konusu olamaz. Bu sebeple elitler aristokratlar ve aydınlar daima finanse edilmeli ve bunun da en kolay yolu cahil kesimin soyulması, sömürülmesidir.

Gelelim yöneticilerin toplumu kendilerine bağlamak için kullandıkları temsilcilere. Her devletin her türden insana ihtiyacı vardır. Türkiye özelinde gidecek olursak cumhuriyetin kuruluşunda devletin halkı kendisine bağlaması için milli duygular aşılayacak insanlara gereği vardı. Bunlardan bazıları da ırkçı ve milli duygu kaplı yazarlar ve edebiyatçılardı. Bu güruhun kullanılmasının sebebi ise kazanılan zaferin şeri bir zaferden çok egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi oluşuydu. Bu temsilci, yazar kesimin çeşitlerine göre kullanılması dönemsel ihtiyaçlardan kaynaklı olarak değişim göstermektedir. Günümüzde yine Türkiye özelinde İslamcı yazarlar kullanılmakta ve finanse edilmektedir. Irkçı yazarlardan İslamcı yazarlara geçişin temel sebebi cumhuriyetin ilk yıllarında planlanan eğitim modelinin sonradan gelenler tarafından süreklilik sağlayamamasıdır. Yıllar içinde bahsettiğimiz temsilcilerin eğitim seviyesi o kadar düştü ki yeni temsilciler artık İslamcılardan oluşuyor. Bir başka deyişle ırkçı, milliyetçi kesimi bile aratır oldular. Eğer ki planlanan eğitim modeli uygulanabilmiş olsaydı bugünkü toplumun yegâne temsilcileri bilim insanları olurdu. Fakat böyle bir şey ülkemizde mümkün olamayacağı gibi örnek aldığımız (almamız da gereken) Avrupa ülkelerinde de mümkün değildir. Hatta belki de böyle bir halin mümkün olmaması devletlerin lehinedir. Çünkü az önce de bahsettiğim gibi fikrimce kurulması mümkün olmayan bu düzen bir şekilde kurulabilmiş olsaydı devletin tüm sömürü kaynaklarını ortadan kaldıracak ve sömürü araçları tamamen yitirilecekti. Devletin her türden insana ihtiyaç duymasının sebebi de bu. Örneğin batının önde gelen devletleri bunu çok iyi bir şekilde uygulamışlardır. Her türden insanı toplum içerisine yerli yerince yaymışlardır. Peki Türkiye’de durum nasıl? Bizde toplumun temel taşı bol. Hatta onları sömürmekle görevli olan yöneticiler de bu konuda başarılı ancak yöneticilerimiz sadece bu konuda başarılı. Benim gördüğüm kadarıyla aydın, elit diyebileceğimiz hiçbir tane siyasetçimiz yok. Siyasetçiler arasındaki hiyerarşinin ölçüsü artık kimin daha fazla duygu sömürebildiğine bakıyor. Ülkemizde iyi (!) bir siyasetçi olmanın koşulu verdiğiniz vaatlerle değil ne kadar yalan söyleyebildiğinize bakıyor. Ve bu yapı Türkiye gibi her alanı problemli, karmaşık, istikrarsız, plansız olan bir ülkede çözümü mümkün olmayan bir hal almış durumda. Haydi “yöneticinin görevi bu değildir” gibi saçma bir tezle işin içinden çıkalım. Fakat bizim bu görevi üstlenecek aydınımız, elitimiz, aristokratımız da yok. Ve ne yazıktır ki bizim aydınlığın, elitizmin önemini kavramış yöneticilerimiz de yok. Aydınlarımız, elitlerimiz muhakkak ki var fakat hepsinin eğitimleri yurtdışı orjinli. Bu eksiklik olduğu sürece de ne biz ne de başka bir toplum hiçbir zaman muasır, medeni bir yapı kuramayacaktır.