IMG-LOGO
Güncel

Çocuk Ailede ve Okulda Sevildiğini Hissetmelidir

10 01 2022

“Sevgi en yüce iletişim biçimidir. İhtiyaçlar hiyerarşisinde sevgi, kişinin insanlığının yüce geliştirici ajanı olarak durur. Bu nedenle, sevgi öğretimi tüm çocukluk müfredatının temelini oluşturmalıdır. Diğer tüm konular bu tür öğretimden doğal olarak gelişmelidir.” Ashley Montagu

“Bir toplumun asıl ruhunu en iyi gösteren şey o toplumda çocuklara nasıl davranıldığıdır.”  Nelson Mandela,

Sevgi olmayan yerde nefret, sıkıntı ve başarısızlık vardır. Sevginin bulunduğu yerde de neşe, mutluluk, huzur, başarı ve verimlilik vardır. Kişinin yetişmesinde, gelişmesinde ve başarısında sevgi önemli bir rol oynar. Bunun için sevgi ailede, okulda ve yaşanılan her ortamda mutlaka olmalıdır.

Sevgi insanları birbirine yaklaştıran, dayanıştıran, yardımlaştıran ve bütünleştiren bir iksirdir. Toplum yapısının harcıdır. Bunun için sevgi insan topluluğunun olduğu her yerde yeterince olmalıdır.

Çocuklukta sevginin “ana-baba” gibi iki kaynaktan alınması son derece önemlidir. Bu sevgi çocuğun bedenî ve ruhî gelişiminin en temel ihtiyacıdır. Çocuğun hayattaki başarılarında da en önemli etkendir. Ailesinden sevgi gıdasını yeterince alan çocuk okulda ve daha sonraki iş hayatında başarılı ve mutlu olur. Çocuğun, ailede ve okulda sevildiğini hissetmesi için:

-Ailede ve okulda çocuk kendisine önem verildiğini ve sevildiğini hissetmelidir.

-Çocuğun gösterdiği çabaya saygı duyulmalı, başarıları övülmeli ve ödüllendirilmelidir.

-Çocuktan yetenekleri doğrultusunda ve gücü nispetinde başarı beklenmelidir.

-Çocuğun ihtiyaçları karşılanmalı, kişiliğine saygı duyulmalı ve ona devamlı sevgi ile yaklaşılmalıdır.

-Aşırı baskı, sevgisizlik, aile kavgaları, ilgisizlik ve cezalandırmalar çocuğu evden kaçırarak sokağa ve kötü ortamlara iter. Bu tutumdan  kaçınmak gereklidir.

- Okulda çocuklar için bir sevgi ortamı oluşturmalıdır. Okul idarecileri ve öğretmenler korkulan kişiler değil, sevilen ve sayılan kişiler olmaya özen göstermelidirler.

-Öğrencilere sevgi ile yaklaşmalı ve yeterli rehberlik yapmalıdırlar.

-Okul-aile ve öğrenci üçlüsü arasında bir sevgi zinciri oluşturularak her türlü sorun bu sevgi çerçevesinde çözümlenmelidir.

- Ailede ve okulda çocuğun çalışması yanında dinlenme ve oyun ihtiyaçları da giderilmelidir.

- Çocuk asla dövülmemeli, sevilmelidir. Dayak çocuğu pısırıklaştırır ve teşebbüs kabiliyetini köreltir. Dayak yerine hoşgörü ve sevgi göstererek rehberlik yapmalıdır.

- Sevgi, çocuğu şımartmamalı ve sorumluklarını ihmal ettirmemelidir. Gösterilen sevgi bir disiplin ölçüsü çerçevesinde olmalıdır. Evde, okulda ve çevrede kendine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir.

- Çocuklar arasındaki sevgi paylaşımında ölçülü olmalıdır. Bazılarını diğerlerinden fazla sevdiğini açıkça belirtmek kıskançlık ve çekişmelere yol açabilir.

- Çocuk, sevmek ve sevilmek ihtiyacı içindedir. Ana-babalar ve öğretmenler çocuklara kendilerini sevdirerek ve onları severek eğitmelidirler. Böyle bir ortamda öğrenmek zevk haline gelir.

 

Sevgi, saygı ve muhabbetin açmayacağı kapı yoktur. Sertlik, öfke ve hırçınlıkla bir yere varılamaz. Çocuklara sevgi, saygı ve muhabbet kapılarımızı açarak onları bu ortamda eğitmeliyiz. O zaman ne kadar başarılı ve verimli olduklarını açıkça görebiliriz.

Sevgi ile dikilip geliştirilen bitkilerin ve sevi ile eğitilen hayvanların diğerlerinden daha farklı bir gelişim gösterdiklerini kolayca fark edebiliriz.

Okullar, birbirine karşı ilgisiz insanların oluşturduğu, birtakım disiplin ve kuralların uygulandığı “soğuk yerler” olmaktan çıkarılmalıdır. Öğretmenler, öğrenciler, yöneticiler ve diğer çalışanlar arasında; ilgi, duyarlılık, açık fikirlilik, sorumluluk vb. gibi güzel özellikler geliştirilerek okulda sevgi ve huzurlu bir aile ortamı oluşturulmalıdır.

Bu nedenle eğitim ortamında yeri geldiğinde; “duygu ve düşünceleri paylaşma”, “hoşgörülü olma”, “kişinin kendisini tanımasına, yeteneklerini geliştirmesine yardımcı olma”, “saydam olma”, “insanın önemli gereksinimlerinden biri olma”, “merkeze hiçbir varlığı koymama”, “tutarlı bilgi sahibi olma”, “bilgi ve duyguyu inceltme, zenginleştirme” kavramları öğrencilere kazandırılmalıdır.

Bu bağlamda; “Sevgide; hem ben, hem sen, hem de biz varız.”. O yüzden; sevgi eğitim ortamında mutlaka olmalıdır. Öyleyse sevgi ve özgürlük öğrencilere nasıl kazandırılabilir? Öğretmen sınıfta ne yapmalı ki, sevgi ve özgürlüğü sağlayabilsin? Yapılması gerekenler:

1.Sevgi, duygu ve düşünceleri paylaşmaktır.

2.Sevgi hoşgörüdür; fakat vurdumduymaz olmak, boş vermek değildir.

3.Sevgi kişinin kendisini tanımasına ve yeteneklerini geliştirmesine yardım etmektir.

4.Sevgi saydam olmalıdır.

5. Sevgi insanın önemli gereksinimlerinden biridir.

6. Sevgi, bencil olmama, her varlığın birbiriyle ilişkisini belirleyip bu ilişkileri tutarlıca geliştirme, sorunların çözü­münde kubaşık çalışmadır.

7. Sevgi tutarlı bilgiye dayalı, çoğulcu, demokratik, özgür bir ortamda boy verip gelişebilir.

8. Sevgi, bilgi ve duygunun incelmesi, tutarlı olması ve zenginleşmesidir.

 

İkinci makalemizde bu başlıklardan bahsedeceğiz.

 

Sevgiyle kalın…