IMG-LOGO
Güncel

Dr. Abdurrahman Deveci – 2 Türkmensahra Türkmenlerini Anlatıyor.

27 11 2021

Oğuz Çetinoğlu: Türkmensahra bölgesi hakkında vereceğiniz bilgilerle röportajımıza başlayabilir miyiz?

Dr. Abdurrahman Deveci: Türkmensahra; İran'ın kuzey doğusunda, Türkmenistan'ın güney sınır bölgesinde yer alır. Yüzölçümü yaklaşık 50.000 kilometrekaredir.  (İran’ın yüzölçümü 1.644.000, Türkmenistan’ın 488.100 kilometrekaredir.)

Batıdan doğuya 400 kilometre uzunluğunda ve 5-200 metre arasında değişen bir eni olan bu bölge, batıda Hazar Denizi, kuzeyde Türkmenistan Cumhuriyeti, doğuda İran İslam Cumhuriyetinin Bocnurd ve Deregez bölgeleri ile, güneyde ise Kuzey Elburz Dağları ile sınırlanır. Yükseklik, güneyden doğuya, doğudan batıya Hazar Denizi'ne doğru akan ırmakların uzantısında azalmaktadır. Kümüş Tepe, Bender Türkmen, Simin Şehir, Ak Kale, Anbar Olum, İnce Burun, Hütten Küren, Negin Şehir, Kümbet Kavuş, Kelale, Merave Tepe, Deregez ve Bocnurd Türkmensahra şehirleri olarak tanınır. Ayrıca Horasan Rezevi bölgesinin Türbet Cam şehrinde ve onun çevresinde de yaklaşık beş bin Türkmen yaşamaktadır.

Çetinoğlu: 1881 yılına kadar Türkmensahra Türkmenleri, Türkmenistan yönetiminde yaşıyorlardı. Sonrasında ne oldu?

Dr. Deveci: Türkmenistan Ordusu, Çarlık Rusya’sı ordusuna yenldi. İran ile Rusya arasında imzalanan Ahalteke Anlaşması ile Türkmensahra’nın bir bölümü İran yönetimine geçti.

Çetinoğlu: Böylece Türkmensahra Türkmenlerinin esâret hayatı başladı. Daha eskilere Rus işgalinden önceki dönem hakkında bilgi verir misiniz?

 Dr. Deveci: Selçuklu Türkmenleri dönemindeki eserlerde zaman zaman Gürgen'de yaşayan Türkmenlerden söz edilmiştir. Sancar Divanı’ndaki bir belgede, Gürgen'deki Türkmenler için ordu hükümdarı ve köy ve şehir koruyucuları tâyin edildiği belirlenmiş ve bu boydan ‘en becerikli kademe’ olduğu yazılmıştır.

Çetinoğlu: Sultan Sencer… 1118 – 1157 yılları arasındaki zamandan söz ediyorsunuz…

Deveci: Evet öyle.

Sözünü ettiğim belgede, tâyin edilen ordu hükümdarına; ‘Türkmen halkına hoş davranılması, onlardan değişik bir vergi alınmaması ve insanların birbirinin hakkına tecâvüz etmelerinin engellenmesi…’ emredilmektedir. Ayrıca; ‘Türkmen büyüklerine de hükümetten ne istekleri varsa ordu hükümdârına söylemeleri’ istenir.

Bu ve benzeri belgeler, Türkmenlerin bugün Türkmensahra adı ile tanınan bölgenin bir kısmı olan Gürgen'de ne kadar derin bir geçmişe sâhip olduğunu gösterir.

Türkmensahra'da doğan ve 1733-1790 yılları arasında bu bölgede yaşayıp burada  vefat eden büyük şair Mahdumkulu Fıragi, divanının birçok yerinde Gürgen'den söz eder.

Önünde belent dağ serinde duman

Denizden övüsyar yeli Gürgenin

Bulut oynap baran dolsa çaylara

Akar boz bulanıp sılı Gürgenin (1)

Çetinoğlu: İran’ın Gülistan vilayeti mi?

Deveci: Hayır. Gürgân olarak da anılan bu şehir, Hazar Denizi’nden 37 kilometre uzaktadır. Eski bir Türk yurdudur. Burası geniş bir sahradır ve günümüzdeki Türkmenistan sınırları içerisindedir. 

Çetinoğlu: O dönemde Mustafa Kemal Paşa, Afganistan ve Doğu Türkistan ile ilgileniyordu. Türkmensahra Türkmenlerine ilgisiz kalmış olamaz…                                                                                  Dr. Deveci: Türkiye Cumhuriyeti, yeni Türkmen Cumhuriyeti'nin ayakta kalması için yardımını esirgemedi. Türkmensahra'da açılan askerî eğitim okulunda Türk subayları: Kadir Efendi, Cemal Bey, Mehdi Efendi, Mustafa Bey, Haydar Efendi, Murat Bey ve Sultan Paşa gibi isimler Türkmen gençlere eğitim verdiler. Rus ve İran hükümetinin iki taraftan yaptığı ağır saldırılar sonucunda, Türkmen Cumhuriyeti 2 seneden fazla ayakta duramadı. Kanlı yenilgiden sonra Türkmen liderleri de katledildi.

Bu olaydan sonra, Türkmensahra, resmen İran hükümetinin otoritesine geçti. Farsça okullar açılarak, çocuklara Fars dilinde eğitim verilmeye başlandı. Göçebe Türkmenler, mecbûrî iskâna tâbi tutuldu.

Türkmensahra'da, zaman zaman ‘Annegeldi Aç’ gibi bâzı şahsiyetler hükümete karşı isyan etseler de, Rıza Şah bölgeyi tamamen kendi kontrolü altına almayı başardı.

Çetinoğlu: Kayıtlarda, Türkmenlerden İran hükümeti ile işbirliği yapanlar olduğu belirtiliyor…

Dr. Deveci: Evet! Türkmenler arasında, Mercan Ahun ve Muhammet Daz Curcani gibi hükümetle işbirliği yapan isimler de olmuştur. Devlet onların vasıtasıyla Türkmenlerin silahlarını bırakıp hükümete teslim etmelerini sağlamıştır. Muhammed Ahun Daz, SSCB hükümeti ile savaşıp İran tarafına gelen Cüneyt Han'ın da taraftarlarını dağıtmada büyük rol oynamıştır. Bu şahsiyet, olaylardan sonra, 10. dönem boyunca sürekli olarak Türkmensahra’dan milletvekili seçilerek   mecliste bulunmuştur. Yâni devlet O’nu isteyerek her zaman mecliste oturtmuştur.

Çetinoğlu: Neden?

Dr. Deveci: Türkmensahra'nın seçim bölgeleri öyle bölünmüştür ki, her bir veya iki Türkmen şehri, bir veya iki Fars şehri ile bir seçim bölgesine dâhil edilmiştir. Bender Türkmen ve Kümüş Tepe adlı Türkmen şehirleri, Kurdköy ve Bendergez adlı Fars şehirleri ile, Ak Kale Türkmen Şehri Gürgen Fars şehri ile, Kelale ve Marave Tepe Türkmen şehirleri, Minudeşt ve Galikeş Fars şehirleri ile aynı seçim bölgesine dâhil edilmişlerdir. Ayrıca Kümbet Türkmen şehri de yarı-yarıya Fars-Türkmen hâline getirilmiştir. Kuzey Horasandaki Türkmen köyler ise Bocnurd ve Aşhane gibi çoğunluğunu Farsların oluşturduğu şehirlerle bir havza hâline dönüşmüştür. Böylece Türkmenler ve Farslar arasında gerçek bir rekabet ortaya çıkmış, bu rekabetlerde bâzen Türkmenler kazanmıştır, bâzen de diğerleri…

Türkmensahra'da bir Türkmen'in meclise girebilmesini garanti edebilen tek şehir Kümbet'tir. Çevresi çoğunlukla Türkmenlerden oluşan bu havzada Türkmenlerin oyu % 70'dir.

Türkmensahra'da, seçim döneminde, her zaman karmaşık bir süreç yaşanır ve ister istemez etnik grupların siyâsî mücâdele alanına dönüşür. Daha doğrusu Sünni ve Şii kesimlerin mücâdele alanına dönüşür. Şii Şii'ye Sünni Sünni'ye oy verir. İran'da mezhep konusu, etnik köken meselesinden daha önemlidir. Örnek olarak Kümbet'teki Azerbaycan Türkleri Şii olduklarından Farslara oy verirken, Kazak Türkleri ise Sünni olduklarından her zaman Türkmenlerin yanındadırlar. Böylesine karmaşık bir dönemde, adayların şahsî kabiliyetleri unutulur. Öncelikli tercih, her bir grubun kendi adaylarının meclise girmesidir, kabiliyet ise ikinci planda tutulur.

Türkmenler, genelde bu durumdan yakınmaktadırlar. Üst düzey görevler alamayan Türkmenler, en azından meclis yolunda engelle karşılaşmak istemiyorlar. Aslında bu dikey bölünme tarzı Şah hükümeti döneminden kalmıştır. Türkmenlere göre, seçim bölgeleri değiştirilmeli ve bölgeler yatay hâle getirilerek, Türkmensahra şehirleri Fars şehirlerine bağlanmadan kendi aralarında bölünmelidir. Aslında böyle bir değişim İran için de yararlı olabilir. Etnisiteye ve mezhebe dayalı mücâdeleler ortadan kaldırılıp, insanlar arasındaki dostluk ve beraberlik geliştirilebilir.

Çetinoğlu: Günlük konuşma dili bakımından Türkmenistan’daki Türkmenlerle Türmensahra Türkmenleri arasında fark var mı?

Drb Deveci: Yok’ denilebilir. Bu yakınlık hâlen, hem Türkmenistan'da hem de Türkmensahra'da devam etmektedir. Bu yüzden, İran ve Türkmenistan'daki bütün Türkmen halkı aynı edebî dile sâhiptir.

Çetinoğlu: Türkmensahra Türkmenlerinin eğitim durumu nasıl?

Drb Deveci: İran Anayasasının 15. maddesine göre etnik azınlıkların kendi dillerinde okullarda ders alabilme hakları vardır. Ancak Anayasa'nın düzenlemesinden 30 yıl geçmesine rağmen, bu madde İran'ın hiçbir bölgesinde uygulanmamıştır. Bu maddenin uygulanması için devletin bütçe sağlaması, öğretmenler yetiştirmesi, azınlıklar dilinde okul kitapları basması lazımdır ki, bunu yürütmek için kararlı bir siyâsî irâde bulunmamaktadır. Ancak azınlıkların kendi dillerinde kendi bütçeleri ile kitap basma hakları vardır.

Çetinoğlu: Bu hak hiçbir engelle karşılaşılmaksızın, serbestçe kullanılabiliyor mu?

Dr.Deveci: Hikâye ve şiir kitapları olsa, fazla bir sıkıntı çıkmaz. Fakat eğer Türmenlerin mezhebî inancı, millî kimliği ve târihi ile ilgili kitaplar yayınlanacaksa, o zaman işler zorlaşır. Elbette bu, yalnızca edebî kitapların yayınlandığı anlamına gelmiyor.

Türkmen yazarlar ve şairlerin hiçbir mâlî desteği yoktur. Kitaplarını genelde kendi imkânlarıyla yayınlamak mecburiyetindeler. Bu bakımdan çok sıkıntı çekiyorlar. Hatta bâzı yazarlar ve şâirler maddî imkânsızlıklardan dolayı hayatları boyunca kitaplarını yayınlayamıyorlar. O yüzden Türkmen kitapları sınırlı sayıda çıkıyor. Elbette Hatemi ve Ahmedinejad dönemini de bir teraziye koymamak gerekir. Ahmedinejad döneminde şartlar daha da zorlaştı. O’nun zorlaştırdığı şartlar, günümüzde de devam ediyor.  

Ancak aktif çalışıp sürekli kitap basan şu üç yayınevinden söz etmek yerinde olabilir: Gabus Yayınevi. Telayi Yayınevi ve Fıragi Yayınevi.

Kümbet şehrinde bulunan Gabus Yayınevi, Türkmensahra'nın en eski yayınevidir. 1960 yılında, Şah döneminde yayın dünyasına ayak basan bu yayınevi özellikle Türkmen yazar ve şairlerinin eserlerini yayınlamıştır. Türkmensahra'nın ikinci yayınevi Telayi de, Kümbet'de bulunmaktadır. Yaklaşık 1965 yılında işe başlayan Telayi Yayınevi, Telayi kardeşlerine aittir ve o ailenin soyadını taşımaktadır. Telayi'nin yayınlarını özellikle dinî konular oluşturmaktadır.

Türkmensahra’daki üçüncü yayınevi, ‘Fıragi’ adını taşımaktadır. Fıragi Yayınevi,1999 yılında,  reform döneminde kurulmuştur. Fıragi Dergisi’ni çıkaran Araz Muhammet Sarlı bu yayınevinin müdürü ve imtiyaz sahibidir.

Çetinoğlu: Teşekkür ederim. Cenâb-ı Allah, Türkmensahralı kardeşlerimize kolaylıklar ihsan buyurur inşallah.

Dr. Deveci: Türkmensahra ve Türmensahra Türklerine gösterdiğiniz alakâ için ben de teşekkürlerimi sunuyorum. Sağolunuz.

 

 

Dr. ABDURRAHMAN  DEVECİ (DİEJİ)

İran'ın Türkmensahra bölgesinin Bender Türkmen ( Türkmen Limanı) şehrinde dünyaya geldi.

1996 yılında Tahran'ın Merkezi Azad Üniversitesi’nin Sanat Araştırmaları Bölümü’nden mezun oldu. 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi ve Arkeoloji Bölümü’nde Doktor unvanına sâhip oldu. 

 

1997 yılında Türkmensahra’da yaşayan iki milyon Türkmen için, ‘Sahra’ adını taşıyan ilk Türkmen gazetesini yayınladı. İran Türkmen Halkının tek gazetesi sayılan Sahra'nın yayını hâlâ devem etmekte ve 12. senesini idrak etmektedir.

 

2007’de Türk Dil Kurumu’nda Türkçe-Farsça Örnek Sözlük üzerine çalıştı. Sözlük 1 yılda tamamlandı.

 

Türkiye Avrasya Yazarlar Birliği üyesidir. Kalem ürünleri genel olarak  Kardeş Kalemler Dergisi’nde yayınlanıyor.

 

İran'da Fars ve Türkmen dilinde yirmiden fazla kitabı yayınlandı. Bâzılarının isimleri: 

*Sag-i Har : (Bayındırlık Bakanlığı’nca ödüllendirilen Farsça roman. Tahran, 1997) 

*Tacmmuhammet ve div-i siyah ve sefid: (Fars dilinde sahne oyunu. Tahran 1999)

*Sage Man Akca: (Benim Köpeğim Akça. Fars dilinde hikâyeler Tahran, 1976)

*Mâhî:  (Balık. Fars dilinde hikâyeler, Tahran 1991)

*Deraht-e  Berkeli: (Berkeli'nin Ağacı, Fars dilinde hikâyeler Tahran  1991)

*Mogaddame-i Bar Edabiyat-i Amiyane-i Torkman: (Türkmen Halk Edebiyatına Bir Giriş, Fars ve Türkmen dili birlikte kullanılan araştırma. Tahran, 2000)

*Türkmen dilinde şiir  CD.