IMG-LOGO
Güncel

“Büyük Oyun” da Bir Şehir : Tokat

18 12 2009

Büyük Türk mütefekkiri Hoca Ahmet Yesevi'nin ;

"Neler gelse görmek gerek o Hüda'dan,

Yusuf'unu ayırdılar Kenan'dan,

Doğduğu yer o mübarek Türkistan'dan,

Bağrıma taşlar vurup geldim işte." diyerek işaret ettiği Türkiye coğrafyasında "Büyük Oyun" artan hızıyla sürüyor.

Defalarca yazdım; Türkiye coğrafyasını, doğru tanımlamak gerekir diye. Eğer bu tanımlamada bir eksiklik yapacak olursak fotoğraftaki görüntüyü ıskalamış oluyoruz ve ne yazık ki bu tanımlamayı hiç bir zaman doğru yapamadık ve böylece fotoğraftaki büyük kareyi bir türlü göremedik. Bu göremediğimiz "Büyük Türkiye coğrafyası"nda yüzlerce yıldır devam eden ve adına "Büyük Oyun" denilen acımasız bir mücadele, günümüzde de aynı hızıyla sürüyor ve de sürmeye devam edecek.

"Büyük Oyun"un son tezahür ettiği yer; Tokat'ın Reşadiye ilçesi ve sonuç yedi vatan evladının şehadeti... Türkiye coğrafyası; sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin fiziki sınırlarından ibaret değildir. Bu sebeple kendi ülkemizde gelişen ve sıkıntı veren olaylar bizi ilgilendirir diğerleri bizi ilgilendirmez diyemeyiz.

Musul, Kerkük ve Telafer'inde içinde bulunduğu Türkmeneli bölgesi, Lübnan'ın Türkmen köyleri, Suriye'deki Türk nüfusun yaşadığı yerleşim yerleri, Kıbrıs, Rodos, İstanköy, Batı Trakya, Orta Yunanistan, Bulgaristan, Makedonya, Kosova, Bosna, Sancak, Arnavutluk, Gagavuzya, Kırım, Romanya'nın Türk bölgeleri, Azerbaycan, Nahcivan, Güney Azerbaycan; Türkiye Coğrafyası'nın dahilindedir.

Türk milletinin atavatanı olan Doğu Türkistan'nın da dahil olduğu Orta Asya'daki toprakları saymamakla birlikte bu topraklar ile "Büyük Türkiye Coğrafyası" nın "Birleşik Türk Vatanı" nı oluşturduklarını da belirtmeliyim. Birleşik Türk Vatanında süren "Büyük Oyun" u tarihle biraz meşgul olan ve siyasal - sosyal - ekonomik olayları takip eden herkes biliyor. Bu "Büyük Oyun" un günümüzde yukarıda sınırlarını çizdiğimiz Türkiye Coğrafyası'nda da sürdüğünü hepimiz izliyoruz.

Şöyle bir baktığımızda Irak Türklerinin yaşadıkları, Lübnan ve Suriye'de Türklerin çektikleri, Kıbrıs Türklerinin başına gelenler, Rodos ve İstanköy'deki Türklerin yalnızlıkları, Yunanistan'ın Batı Trakya Türklerine devam eden zulmü, Bulgaristan Türkleri'ne yapılan soykırım, Makedonya - Bosna ve Kosova'da meydana gelen vahşet, Rusya destekli Ermenilerin Karabağ'ı işgali ve daha saymakla bitmeyecek nice olay bu coğrafya da sahnelenen "Büyük Oyun" un birer somut göstergesidir.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan Türk Milleti; sadece Cumhuriyet Dönemi'ni ele alsak bile sahnelenen "Büyük Oyun" nedeniyle meydana gelen; isyanlar, dini hareketler, sağ - sol, alevi - sünni, Ermeni meselesi, bölücü - etnik terör gibi olaylardan dolayı çok ama çok muzdariptir.

Bu "Büyük Oyun" dan ötürü Tokat Reşadiye'de toprağı kanları ile sulayan yedi evladımızın şehadeti üzüntümüzü bir kez daha kat be kat artırmıştır. "Büyük Oyun" un oyuncuları sinsidir, haindir, pusu kültüründen gelmektedir. İnsanlık tarihinin gördüğü en acımasız karakterlerdir. Gözleri bir türlü doymaz ve Türk Milletini önlerinde en büyük engel ve tehlike olarak görürler.

Onun için Türkiye'nin bir "kürt sorunu" falan yoktur. Türkiye'nin ve Türk Milletinin; enerji kaynakları ve hatları uğrunda yürütülen bir üstü örtülü savaşla karşı karşıya kalma sorunu vardır. Türkiye'nin madenlerine ve su kaynaklarına el koyma mücadelesi yürütenler vardır. Fırat ile Dicle ve bunlar üzerindeki barajlara sahip çıkmaya çalışanlar vardır. Topraklarımızın tarım açısından göz kamaştırıcı verimliliği "Büyük Oyun"un oyuncularının salyalarını akıtıyor.

Büyük Oyun'un aktörleri yer altı ve yer üstü kaynaklarının zenginliği nedeniyle, Türkiye'nin Doğu ve Güneydoğusunu, yıllardır bir çatışma alanı olarak tutuyor. İşte bunun için şehit veriyoruz. Bunun için hainler pusuya yatıyor. Bundan dolayı yüzleri poşulu insan müsveddeleri askerimize ve polisimize saldırıyor. Tokat Reşadiye'de çocuklarımız bunun için şehit düştü ve biliniz ki temenni etmesek de niceleri daha şehit düşecek. Bunun açılımla falan duracağı yok. Açılım safsatası ile akan kanın duracağı bir yalan veya iyi niyetli bakarsak çok yanlış bir öngörü.

Sorun kürt sorunu değil küresel güçlerin menfaat sorunu. Bunu herkes görüyor ama bir tek R.T. Erdoğan ve iktidar göremiyor. Ya da gördükleri halde görmemek işlerine geliyor. Çünkü Türkiye tarihinde bölücülere açılım adı altında bu kadar taviz verilen ikinci bir dönem daha yok. Ancak öngörümüzdeki ikinci şık doğru ise tarih bunu asla affetmez ve hükmünü verir. Bu da bir fani için alabileceği en büyük ceza olur. Görülmektedir ki; R.T. Erdoğan'ın ve hükümetin en büyük noksanlıklarından biri tarih ve millet bilincine sahip bulunmayışlarıdır.

Eğer aksi sabit olsaydı; Rusların Orta Asya'daki Türk Coğrafyasını işgale başladıkları 1800'lü yıllarda yaptığı ekonomik pazarları ele geçirme operasyonlarını bili, İngilizlere rağmen Rusların başarılarını görür, 1877 - 1878 Harbinde yenilen Osmanlı'nın Orta Asya'daki "Büyük Oyun" da bırakın aktör olmayı figüran bile olamamasının nedenlerini anlar ve böylece Türkiye'deki olaylara doğru bir perspektiften bakarak Türk Milleti lehine yapması gerekenleri yapardı.

Yaşadıklarımız, iktidarın tarih bilinci noksanlığı sebebiyle bırakın Türkiye'nin başına gelenleri doğru okumayı Hiçbir şeyi okuyamadığını bize göstermektedir. Böyle olmasaydı pkk'nın Reşadiye baskınından sonra, ipe sapa gelmez ve adeta katilleri korur nitelikte açıklamalar yetkililerin ağzından çıkmazdı.

Türkiye; 2002'den bu yana iç borcu 2.3 kat, dış borcu 2 kat artan, cari işlemler açığı 66 kat yükselen, ithalatı 4 kat artan, dış ticaret açığı 4.5 kat büyüyen, işsiz sayısı % 33 artan, ekonomisi tarihi küçülmeler yaşayan, milli sermayesine özelleştirmelerle el konan, madenleri peşkeş çekilmiş, milleti psikoljik operasyonlara maruz kalmış ve nihayetinde Mehmetçiklerine pervasızca pusu kurulan bir ülke haline gelmiştir. Bunların sorumlusu ben miyim? Ya da kim diye soramayacakmıyız? R.T. Erdoğan'a söylüyorum; bilmiyorsan git öğren. Bunu adı " Büyük Oyun" dur.

Gelin isterseniz bunu bilmeyenlere veya bilse bile bilmemezlikten gelenlere Sultan Galiyev'in ağzından cevap verelim: " Türkleri zayıflatmak, Balkanları, Mısır'ı, Arabistan'ı, Mezopotamya'yı ellerinden almak için, Avrupa yüzyıllardır mücadele vermek zorunda kaldı. Avrupa'lı hükümdarlara Türkiye'yi sindirmek nasib olmayacaktır. Türkiye yaşıyor ve yaşıyacaktır. Türkiye, yalnız kendisi yaşamakla yetinmeyecek ve Avrupa tarafından zorla koparılmış olan kendi eski parçalarına ve geri kalan tüm Orta Doğu'ya hayat verecektir."

Umarım R.T. Erdoğan anlamasa veya anlamamazlıktan gelse bile yedi vatan evladının şehadetinin nedenini ve Sultan Galiyev'in sözlerindeki derin manayı bizler anlıyoruzdur.