IMG-LOGO
Güncel

Aramızdan Ayrılışının 80. Yıldönümünde Cumhuriyetin İlk Diyanet Başkanı ve Ankara Fetvası

01 03 2021

5 Mart 2021 tarihi Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rifat Börekçi’nin aramızdan ayrılışının 80. yıldönümüdür. Mustafa Kemal Paşa'nın Milli Mücadele’yi başlattığı dönemde Ankara Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurmuştur.  Büyük Millet Meclisi kurulurken Ankara Müftüsü olan Rifat Börekçi, biriktirdiği kefen parasını Milli Mücadele’ye bağışlamıştır. Atatürk ve Kuvva-yı Milliyecilerin idamını isteyen “Şeyhülislam Dürrizade Fetvası”na karşı 153 müftünün imzaladığı  “Ankara Fetvası”nı hazırlamıştır. Bunun üzerine 24 Nisan 1920 tarihinde padişah imzasıyla Ankara Müftülüğü görevinden alınmış ve Divan-ı Harb tarafından Milli Mücadeleye verdiği destekten dolayı idama mahkûm edilmiştir. Buna rağmen Atatürk’e ve Milli Mücadele’nin yanında yer alan din adamlarının başındadır. 1924 yılında Cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı olmuş ve 1941 yılında 81 yaşında vefat edinceye kadar özel bir kanunla bu görevi yürütmüş milli bir kahramandır.

                Mehmet Rifat Börekçi 29 Kasım 1860'ta Ankara'nın Beynam köyünde doğmuştur. Babası Ankara'nın âlimlerinden Börekçizade Ali Kazım Efendi'dir. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul'a gitmiştir. Burada Beyazıt Medresesi müderrislerinden Atıf Efendi'nin derslerine devam edip yüksek dinî ilimleri tahsil ederek icazetname (diploma) almaya hak kazanmıştır. İlk memuriyetine Ankara'daki Fazliye Medresesi'nde öğretim üyesi olarak başlamış, 10 Ekim 1898'de Ankara İstinaf Mahkemesi üyeliğine getirilmiştir. 25 Kasım 1908 tarihinde de Ankara Müftüsü olmuştur. Ayrıca 1911 yılında bir müddet Sivrihisar Kaymakamlığı görevini de vekâleten yürütmüştür. 1918'de “Musile-i Süleymaniye” payesi ile Bursa Müderrisliğine atanmıştır.  1920'de "İzmir Paye-i Mücerridi" ve "Mahreç Payesi"ne layık görülmüş ve her türlü devlet hizmetinde başarılı olanlara verilen  "Dördüncü Rütbeden Osmani Nişanı" ile ödüllendirilmiştir.

                Rifat Börekçi, Mustafa Kemal Paşa'nın Milli Mücadele’yi başlattığı dönemde Ankara Müftüsüdür. Ankara Müdaafa-i Hukuk Cemiyeti 29 Ekim 1919’da Müftü Mehmet Rifat Efendi’nin başkanlığında kurulmuştur. Heyet-i Temsiliye ve Mustafa Kemal Paşa’yı Ankara’ya davet etmiştir. Mustafa Kemal Paşa 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelmiştir. Paşa ve beraberindeki heyeti karşılayan Seymenlerin içinde o da vardı. Ağır yokluğun yaşandığı o günlerde Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’ya gelişinin ilk haftasında Müftü Mehmet Rifat Efendi, düzenlediği bağış kampanyasıyla Ankaralılardan 46.500 Lira toplayıp Heyet-i Temsiliye’ye teslim etmiştir.

                Millî Mücadele’ye bir din bilgini olarak en önemli ve en güçlü desteği veren Rifat Efendi, bu bağış kampanyasının dışında kendisi ve eşi için cenaze ve defin masraflarını karşılamak üzere biriktirdiği 1.000 Lirayı Mustafa Kemal Paşa'nın özel kalem müdürü Mazhar Müfid’e (Kansu) teslim etmiştir. Bu olayı Mazhar Müfid (Kansu) şöyle anlatmıştır: “Ekmekçiye bile verecek paramız kalmamıştı. Mustafa Kemal Paşa ile yarı geceye kadar hep düşündük. “Hele bakalım, sabah olsun, yine düşünürüz” diyerek odalarımıza çekildik. Gece düşünmekten uyuyamadım, yatağımda istirahat ederken kapı vuruldu. İçeriye Müftü Mehmet Rifat Efendi geldi. Eyvah, şimdi Müftü Efendi’ye kahve ısmarlamak lazım. Kahve var, ama şeker yok. Ya şekerli kahve içerse… Çünkü şeker çok pahalı idi. Herkes kendi şekerini tedarik edecek, emri verilmişti. Ortadaki yuvarlak ve küçük masanın kenarında bir iskemleye oturdu. Müftü Efendi, zannıma göre kahve içmezsiniz, değil mi? Evet içmem. Hâlbuki kahve içerdi. Biz buna meydan vermemek için sualde bulunduk. Müftü Efendi derhal vaziyeti anladı ve “içmem” dedi. Sizin sıkıntıda olduğunuzu öğrendik. Az da olsa yardımda bulunmayı vazife bildik. Yatağımın karşısında duran küçük kasayı göstererek, paramız var, dedim. Hâlbuki kasa mevcudu 48 kuruştan ibaretti. Müftü Efendi cübbesinin altından bir torba çıkardı. Müftü Efendi, teşekkür ederiz, evvela Paşa ile bu hususta görüşseniz iyi olur, dedim. Görüştüm, kasa Mazhar Müfit Bey’dedir, ona veriniz, dedi. Müftü Efendi birer birer saymaya başladı. Tamamı bin lira kâğıt paraydı. Paraları kasaya koyduktan sonra Mustafa Kemal Paşa’nın yanına gittim ve bilgi verdim.  Bana dedi ki, gördün mü, akşam ne kadar sıkılmıştık. Allah bize yardım ediyor, dedi. Ben de; evet, kul sıkılmayınca Hızır yetişmez, dedim. Atatürk, Milli Mücadele’ye maddi ve manevi en büyük desteği veren örnek kişiliğe sahip bu aydın ve bilgili din adamını çok severdi.  “1930 yılında ona gönderdiği bir mektupta "Benim sevgili arkadaşım Rifat Efendi Hazretleri " diye hitap etmiştir.

                İstanbul’daki Meclis-i Mebusan 11 Nisan 1920 tarihinde İngilizlerin baskısıyla kapatılmıştır. Aynı gün Millî Mücadele'yi başlatan Mustafa Kemal ve diğer Kuvâ-yi Milliye'cileri, Kuva-yı Bağıye yani eşkiya kuvvetleri olarak tanımlayan ve haklarında ölümün caiz olduğunu ilan eden bir fetva yayınlanmıştır. Bu fetvayı Mustafa Sabri Efendi yazmış, Şeyhülislâm Dürrizade Abdullah Efendi onamış, Sadrazam Damat Ferid Paşa imzalamış, Sultan Vahdettin yürürlüğe koymuştur. Bu fetva İstanbul’da basılan gazetelerde yayınlanmış, Anadolu’nun her tarafına İngiliz konsolosları, İngiliz ve Yunan uçakları, İngiliz torpidoları, Rum ve Ermeni teşkilatları ile Yunan kuvvetleri dâhil bütün imkânlarla dağıtılmıştır. Bu yıkıcı fetva ve onu takip eden fetvalarla aldatılan halk, Anadolu’nun muhtelif yerlerinde Milli Mücadele’ye karşı ayaklanmışlardır.

                Ankara Müftüsü Mehmet Rifat Efendi, bu fetva üzerine derhal harekete geçerek beş gün sonra 16 Nisan 1920’de tarihimize “Ankara Fetvası” diye geçen fetvayı kaleme almıştır. Ankara Fetvası’nda, İstanbul hükümetinin idam fetvasına aynı kelimelerle cevap verilmiştir. Padişaha bağlı olanlar da göz önüne alınarak tüm halka şu mesaj verilmiştir: “Padişah ve halife dâhil olmak üzere İstanbul hükümeti düşmanların elinde esirdir. Hilafet makamı ve saltanatın kurtarılması gereklidir, bunun için savaşanlar şehit ve gazi olurlar. Düşman elinde esir olan halifeye zor ve baskı kullanılarak yayınlattırılan fetvadaki hükümler geçersizdir.” 153 Müftü tarafından imzalanan bu fetva, 19-22 Nisan 1920 tarihlerinde, Öğüt, İrade-i Milliye, Açıksöz gibi Milli Mücadele yanlısı gazetelerde yayınlanmış ve yurt sathında halka dağıtılmıştır. Bu fetva, halk üzerinde Dürrizâde imzasını taşıyan “İstanbul Fetvası”ndan daha etkili olmuştur.

                Bu fetva yüzünden Mehmet Rifat Efendi, 24 Nisan 1920 tarihinde padişah Vahdettin imzasıyla Ankara Müftülüğü görevinden alınmış ve Divan-ı Harb tarafından Milli Mücadele’ye verdiği destekten dolayı idama mahkûm edilmiştir. 23 Nisan 1920'de toplanan Büyük Millet Meclisi’nin birinci döneminde Menteşe (Muğla) Milletvekili olarak görev yapmıştır. Ancak 27 Ekim 1920 tarihinde Müftülük görevini tercih ederek milletvekilliğinden istifa etmiştir. 23 Aralık 1922 - 30 Mart 1924 tarihleri arasında Şer'iye Vekâleti Heyet-i İftâ azalığında bulunmuştur. 31 Mart 1924’te yeni kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı görevine getirilmiştir. Bu görevinde iken Ekim 1930’da 65 yaşını doldurunca emekli edilmemiş, hizmetinden, yetenek ve uzmanlığından yararlanmak üzere Bakanlar Kurulu’nun 22 Ekim 1930 tarih ve 10112 sayılı kararnamesi ile görevine devamı kararlaştırılmıştır. Soyadı Kanunu'ndan sonra "Börekçi" soyadını almıştır. Mehmet Rifat Börekçi, vefat ettiği 5 Mart 1941 tarihine kadar Diyanet İşleri Başkanlığı görevini 17 yıl sürdürmüştür. Mezarı Ankara Cebeci Asrî Mezarlığındadır.

                Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Rifat Börekçi, Türk milletinin var olma, yok olma mücadelesi olan Kurtuluş Savaşı’nda Atatürk ve Kuvva-yı Milliyecilere verdiği büyük destekten dolayı her zaman minnet ve şükranla anılması gereken bir milli kahramandır. İstiklal Harbi’ne karşı çıkan ve düşmanla işbirliği yapan, İngiliz Muhipleri Cemiyeti üyesi hainlerin resmi protokolca mezarları başında anıldığı bir dönemde bizim de milletçe Milli Mücadele’ye canıyla, parasıyla ve kalemiyle destekleyen bu vatansever din adamımızı vefatının 80. yılında 5 Mart 2021 Cuma günü yurt sathında ve Ankara’da mezarının başında anmamız gerekir.

                Mehmet Rifat Börekçi hocamıza Allah rahmet eylesin, ruhu şâd, mekânı cennet olsun.