IMG-LOGO
Güncel

Türk’ün Ateşle Yeniden İmtihanı

12 02 2021

Bildim ki nihân bela imiş aşk

Bir dertli macera imiş aşk” (Fuzulî)

 

 

 

            2008 veya 2009 yılıydı. O zamanlar, ev arkadaşım İsa ile birlikte İstanbul Kadıköy’de bir hukuk bürosunda çalışıyorduk. Patronumuz Hurşit Bey Ak Parti Kadıköy teşkilatında yönetimdeydi. İsa da yine Ak Parti Kadıköy Gençlik Kollarında faaliyetlere katılıyordu. (Hurşit Bey 2015 Kasım seçimlerinde milletvekili seçildi. 2018 seçimlerinde Meclis’e giremedi. 2019’un başında Cumhurbaşkanı tarafından BDDK üyeliğine atanarak ödüllendirildi. İsa 2018 seçimlerinden önce Ak Parti Kadıköy İlçe Başkanlığı yapıyordu. Milletvekili aday aday oldu ancak aday gösterilmedi. Daha sonra Ak Parti’den koptu. Şu an Gelecek Partisi’nin İstanbul İl Başkanlığı’nı yapıyor)

 

            O yıllarda Ak Parti Kadıköy Gençlik Kolları her ayın son Cuma günü “Fasl-ı Siyaset” adında bir program düzenliyordu. Her programa ayrı bir yazar davet ediliyordu (bu yazarlar tabiî ki Ak Partililer tarafından sevilen isimler arasından seçiliyordu). İsa da beni her programa davet ederdi.

 

            Programlardan birinde konuk yazar Ahmet Turan Alkan’dı. Ahmet Turan Alkan, lise yıllarında okul kütüphanesinden aldığım “Ateş Tecrübeleri” kitabıyla tanıdığım bir yazardı. Kitaptaki gerek tespitleri gerekse kendine has üslubuyla hayranlığımı kazanan yazarlardan biri olmuştu. Ülkücü kökenli olması ise kendisine duyduğum sempatiyi daha çok artırıyordu. Köşe yazılarının yayınlandığı gazetenin olumsuz referansına rağmen o gazetenin genel politik yaklaşımından uzak, kendine özgü bir duruşu ve çizgisi olan bir yazar imajı veriyordu. Yazılarındaki mizahi üslup ise beğenimizi ayrıca artırıyordu. O dönemde Ak Partililer de kendisini çok seviyorlardı.

 

            Program başladı Ahmet Turan Alkan kendine has o mizahi üslubuyla konuştu, biz de zevkle dinledik. Sonrasında her programdan sonra olduğu gibi soru-cevap faslı başladı. Dinleyiciler arasından ülkücü kökenli olduğu anlaşılan biri “Yatağına Kırgın Irmaklar”ı sormuştu mesela, kendisinin de yatağına kırgın ırmaklardan olduğunun altını çizerek.

 

            Soru hakkı bana geldiğinde ise şu soruyu sormuştum ben de; “Ateş tecrübeleri kitabınızda bir ifade kullanıyorsunuz: ‘Türk’ün ateşle imtihanı” diye. (Bu ifade meğer Halide Edip’e aitmiş ve Halide Edip’in aynı adda bir kitabı varmış. Ogün için cahil olan ben bunu bilmiyordum tabi) Sizce Türk’ün ateşle olan bu imtihanı sona erdi mi, yoksa bu imtihanı belirli periyotlarla tekrar tekrar yaşayacak mıyız?”

 

            “O ifade bana değil, Halide Edip’e ait” diye cevabına başladı Ahmet Turan Alkan. “Ve evet” diyerek devam etti ve ekledi, “bizim sosyolojik yapımızı, siyasi geleneklerimizi göz önüne alacak olursak sık sık ateşle imtihan edileceğiz!”

 

 

Kişiyi Öldürmeyen Şey Kuvvetlendirir

 

            Yukarıda anlattığım hatıramın üzerinden yıllar geçti. O geçen yıllar içerisinde memleketimiz büyük badireler atlattı, hala başında olan başka büyük badirelere ev sahipliği yaptı ve hala yapıyor. Mayamızdan mıdır, huyumuzdan mıdır, suyumuzdan mıdır, coğrafyanın kader olmasından mıdır, yoksa Süleyman Pekin Ağabey’in dediği gibi kaderimizi coğrafyamızın değil karakterimizin belirlenmesinden midir bizim ateşle imtihanımız bitmek bilmedi. Bundan sonra da pek biteceğe benzemiyor.

 

            Bir şey bilmiyorum ancak sahne arkasına kulak kesildiğimde duyduğum seslerden öyle anlıyorum ki; son bir yıldır Türk siyasetinde yaşanan olaylar ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Yeni bir Anayasa yapalım” çıkışı yakın gelecekte bizi yeni bir “ateşle imtihanın” beklediği intibaını uyandırıyor. Umarım koskoca bir yanılgı içindeyimdir.

 

            Yine öyle tahmin ediyorum ki bu yaklaşan ateş yakıcılığı yüksek olan bir ateş olacak. Ve bizi ya yutup öldürecek ya da mukavemetimizi artırıp bizi daha da kuvvetlendirecek. Sonuçta kişiyi öldürmeyen şey kuvvetlendirir ve inşallah bu ateşten milletçe kuvvetlenerek çıkarız.