IMG-LOGO
Güncel

Tarih Tekerrür Etmez, fakat Kafiyelidir

08 01 2021

Barings Bankası, 1762de kurulmuş. İngilterenin en eski, dünyanın ikinci en eski ticaret bankasıymış. Bu yaşlı banka, Singapur ofisinin başına genç bir yöneticiyi tayin etti. 1967 doğumlu Nick Leesonu. Hikâyenin heyecanlı tarafı, 1995 yılında geçiyor. Demek ki o tarihte 28 yaşındaydı. Türev ürünler, opsiyonlar denilen borsa kontratlarıyla ticaret yapıyordu. Leeson kâr ederse ne âlâ. Zarar ettiğinde, zengin kumarbazların klasik taktiğine başvuruyordu: Aynı kumarı bu sefer iki kat parayla oynamak. Olmadı, onun da iki katı. Böylelikle bir kere kazanırsa, bütün eski zararlarını çıkaracağı gibi, kâra da geçiyordu. Baringsin kendisine direksiyonu verdiği ilk yıl, bu metotlarla bankanın merkezini mutlu etmişti.

 

Hisse senetlerinin türevlerinin ticareti, hisselerin kendilerinin ticaretinden daha risklidir. Hisse senediniz mesela %10 değer kaybederse, yatırdığınız paranın %10unu kaybedersiniz; fakat kâğıdı belli bir değerde almayı veya satmayı taahhüt etmişseniz kâğıdın değerindeki %10 oynama, yatırdığınız bütün paranın yok olması anlamına gelebilir. Hatta çok daha fazlasının Buna karşılık türevler, hisselerin kendi fiyatının onda biri gibi fiyatlanır. Dolayısıyla aynı parayla çok daha büyük miktarlar alıp satabilirsiniz. Kâr da büyüktür, risk de. Zaten borsanın kuralıdır: Risk azsa kâr azdır, risk çoksa kâr çoktur. Bu hükümdeki kâr kelimesi yerine zarar yazarsanız, cümle yine doğrudur.

 

Kahraman Leeson piyasaya karşı

Aslında Leesonun işleri pek yolunda gitmiyordu. Bankaya verdirdiği zarar, milyon sterlinlerden on, sonra da yüz milyon sterlinlere tırmanmıştı. Bu hâle düştüğünde rakamları gizlemeye başladı. Zarar yerine kâr beyan etti. Leesonun bildirdiği rakamlara göre Barings şahlanıyordu. Singapur borsasındaki diğer şirketler onu kıskanıyordu. Barings, müdürünün bu çapta yalan söyleyebileceğine ihtimal vermediği için 1994 sonunda onu yüklü bir primle ödüllendirmişti.

 

Ve 1995 geldi çattı. Borsada yatırım yapmak yerine borsayı kumar oynama aracı gibi kullanırken Kobe depremi patlak verdi. Nikkei indeksi, tabiatıyla düştü. Leeson, işte fırsat diye düşündü. İndeks yerlerde sürünürken türev alımına geçti. Öyle ya, Caddelerden kan akarken al, insanlar sokaklarda dans ederken sat! demişler. İşte Kobe sokaklarında cesetler vardı.

 

 Ancak fiyat beklediği hızda yükselmedi. Hesabı kapatmanın, yani aldıklarının parasını ödemenin vadesi yaklaşıyordu. İndeks 18.000 Japon Yenini geçerse zarar etmeyecekti. Fakat düşüş devam etti. Çaresizlik içinde başka bir yol denedi. Düşen indeksten büyük alımlar yaptı. Böylelikle indeksi yükselteceğini umuyordu. Borsa tersine, düştükçe düştü. Yine aldı, yine düştü. Aldı, yine düştü. Bankanın yatırım bütçesinin iki katı kadar zarar vardı.

 

Leeson son çareyi ortadan kaybolmakta buldu. Fakat Almanyada yakalandı. Singapura iade edildi. Yargılandı ve 6,5 yıl hapse mahkûm edildi.

 

Leeson kayboldu, banka iflas etti

 

Leeson, muhasebe hileleriyle gerçeği saklamış, bankanın parasıyla yaptığı işlemleri, bir müşterinin emriyle yapılıyormuş gibi göstermiş ve nihayet mevduat hesaplarındaki paralara da el atmıştı. Ortadan kaybolurken bankanın zararı, o günün parasıyla 827 milyon sterlin veya 1,3 milyar dolardı. Kısa zaman sonra Barings Bankası iflasını ilân etti. İngiliz Merkez Bankasının (Bank of England) kurtarma teşebbüsü de başarılı olamadı. Sonunda ülkenin en eski bankası 1 sterline Hollandalı ING Banka satıldı.

 

Piyasayla harp edip kaybeden Leesonun hikâyesi 1999da Rogue Trader isimli bir film yapıldı. Rogue Tradera, bulabildiğim en yakın tercüme, Sergerde Tüccar veya Haydut Tüccar. Film Türkiyede Büyük Kumar adıyla oynatıldı. (https://youtu.be/cxSZzTYpZAg)

 

Bize ne Barings Bankasından ve Leesondan

Bana ne Barings Bankasından ve Leesondan diyeceksiniz. Büyük çapta haklısınız. Yalnız bu olayı, bizim meşhur bir bakanımızın doları düşürmek için piyasaya karşı verdiği kararlı mücadeleye benzeten birileri var. Ben bu fikirde değilim. Bir kere Türkiye, banka değildir. Öyle bir milyar sterlinle iflas etmez. Bakınız 130 milyar dolarla bile iflas etmedi.

 

Etmedi değil mi? Maazallah.

 

Sayın bakan da tıpkı Leeson gibi ortadan kayboldu diyorlar. İyi de Leeson suç işlemiş, yetkisi olmayan işlemler yapmış, dokunmaması gereken mevduatlara dokunmuştu. Bakanımız bütün yaptıklarını tam yetkiyle yaptı. Bütün yetkilerin sahibi devletin tepesi, sonuna kadar arkasındaydı.

 

Leeson Nikkei İndeksini yükseltmek için alım yapıyordu. Aldı, indeks düştü. Tekrar aldı, tekrar düştü. Bizim bakan doları düşürmek için satış yapıyordu. Sattı, dolar yükseldi. Tekrar sattı, yine yükseldi. Evet, bazı küçük benzerlikler var. Tarih tekerrür mü etti?(Alıntı: Milli Düşünce Merkezi)