IMG-LOGO
Güncel

Demirel’in Siyasi Mirası

07 01 2021

Süleyman Demirel benim gençlik yıllarımda en güçlü siyasetçi idi. Fakat gençlerin değil, orta ve ileri yaş grubunda olanların desteklediği bir parti lideriydi.

Demirel Kasım 1964’te Adalet Partisi’ne genel başkan seçildi. Adalet Partisi’nin tek başına iktidar olduğu 1965’ten 1971’e kadar yetkili Başbakan olarak önemli hizmetler yaptı.

AP içinden Demokratik Parti kurucularının kopması bir dönüm noktası oldu. 1970 yılında Ferruh Bozbeyli başkanlığındaki 41 kişi AP’den ayrılarak Demokratik Parti’yi kurdular. (Canlı şahidinden dinledim: Demirel “en büyük siyasi hatam, Demokratik Parti’yi kuranların ayrılmasına engel olmayışımdır. Haklıydım ama kopmaya mâni olmalıydım” dermiş.)

1972’de Necmettin Erbakan da, AP’den koptu, Milli Selamet Partisi’ni kurarak sağ oylara ortak olmaya başladı.

Sağ kanatta Alparslan Türkeş’in önderliğindeki “Ülkücüler” ile Necmettin Erbakan’ın liderliğindeki “Millî Görüşçüler” zamanla sosyolojik birer taban oluşturdular.

Bu sebeplerle, AP artık tek başına iktidar olamadı, Demirel 1971’den 1980’e kadar olan dönemin büyük kısmında koalisyon hükümetlerinin Başbakanı olarak ülkeyi yönetti.

Süleyman Demirel ve O’nun liderliğinde Merkez sağda AP/DYP çatısı altında buluşan kitle, milli ve manevi değerlere saygılı, milliyetçi/ Atatürkçü bir çizgide idi. (Vikipedi’de AP için “liberal muhafazakâr” nitelemesi yapılmış.)

1980 darbesiyle mevcut partiler kapatıldı. Turgut Özal’ın kurduğu Anavatan Partisi (ANAP) dört eğilimi topladı, merkez sağın yeni patronu oldu. 

AP yerine 1983 yılında Doğru Yol Partisi (DYP) kuruldu. Demirel 1987- 1993 yılları arasında DYP Genel Başkanlığı görevini yürüttü.

Demirel, 1965-1993 arasında yedi farklı hükümette, 10 yıl 5 ay süreyle Başbakanlık yaptı. 1993- 2000 arasında Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı olarak görev yaptı.

**************************

Demirel’in Yarattığı Boşluk

Süleyman Demirel “Cumhurbaşkanı” olunca partisinden ayrıldı ve günlük siyasetten uzaklaştı. Çünkü o zaman parlamenter sistem vardı. Bu hadise o zaman şiddetini anlayamadığımız sosyal ve siyasal bir depremin başlangıcı oldu.

Yılmaz Özdil’in muhteşem tespiti ile “kenara çekildiğinde yarattığı boşluk, kara delik gibi, Türkiye’yi yuttu.”

Merkez Sağ’ın tabanını içine çeken AKP, Özal’ı ve Menderes’i sahiplendi ama, asla Demirel’i muris olarak görmedi.

AKP, iktidar olmaya alışık olan, Merkez Sağ’ın tabanını büyük ölçüde dönüştürdü. Bu kitleyi (dini, manevi değerlerini istismar ederek ve iktidar nimetlerini kullanarak) asimile etti.

Rahmetli Demirel, kendi tabanını kapan ANAP’ı kastederek, “tapulu arazime gecekondu kondurtmam” demişti.

Fakat Cumhurbaşkanı olduktan sonra yapılan bir röportajda “O araziyi soruyorsun; benim araziye bina yapılmıştır. Artık tapu söz konusu değil, çünkü o arazi işgal edilmiş. Ve işgal edeni de oradan çıkarmanın imkânı yok!” demişti.

2001 yılında kurulan Ak Parti 2002 yılından itibaren tek başına iktidar. Demirel’in arazisini TOKİ konutları ve gökdelenler ile doldurdu. Üstelik tapuyu da sahiplendi. TOKİ konutlarından birer mütevazı daire verilen eski Demirelcilerin sesi soluğu da çıkmıyor.

**************************

Boşluk Merkez Sağda Değil Merkezde

2007’den beri CHP Milletvekili olan, fakat kendisini “Milliyetçi Atatürkçü Merkez Sağ çizgisinde” diye tarif eden İlhan Kesici’ye göre “merkez sağda halen boşluk var.”

Kesici’ye göre, “Ak Parti, merkez sağ oylarını almasına rağmen, karar verici üst yönetiminde merkez sağ profilinde kimse yok. MHP ve İYİ Parti’nin de yönetim kademelerinde ideolojik damar ağır basıyor.”

Partiler, normal olarak, geçmişten aldıkları mirasa sahip çıkarlar.

CHP İsmet İnönü ve Ecevit’in mirasçısı olduğunu savunuyor. Saadet Partisi Erbakan’ın mirasına sahip çıkıyor. MHP ve İYİ Parti Alparslan Türkeş’in mirasçıları.

Fakat Süleyman Demirel’in siyasi mirasçısı olduğunu savunan Demokrat Parti (DP) haricinde kimse yok. O’nun da merkez sağı toplayacak siyasi bir ağırlığı bulunmuyor.

Çünkü Türkiye’nin yarısı 32 yaşın altında. Bu yaş grubu Demirel’i ve rakiplerini bilmiyor. Orta yaş ve üstü Demirelcilerin çoğu 18 yıl içinde AKP’lileşti.  Sosyolojik olarak eski merkez sağ kalmadı gibi.

Çünkü AKP sadece yasama, yürütmeyi değil, yargıyı, basını, STK’ları, üniversiteleri, sendikaları, oda ve birlikleri de arka bahçesi haline getirdi.

Ancak Türkiye’de ideolojik partilerin iktidar olma şansı yok. Sadece Türk toplumunun geneline hitap eden, ekonomi ve özgürlükler konusunda liberal, milli/manevi değerler alanında muhafazakâr, milliyetçi/ Atatürkçü çizgide bir merkez parti iktidar olabilir.

Bu vasıftaki partiye “merkez sağ” değil, “merkez parti” demek daha doğru olur.

Ak Parti tek adam otoritesine tabi olan yapısıyla “merkez partisi” özelliğini kaybetti.

Alparslan Türkeş ve Süleyman Demirel’in ortak özellikleri milli ve manevi değerlere saygılı milliyetçi ve Atatürkçü politikalar izlemeleriydi. Tam da bu çizgiyi benimseyen İYİ Parti henüz tek başına iktidar olabilecek güçlü bir merkez partisi haline gelemedi.

Merkezdeki boşluğu ya İYİ Parti dolduracak veya yeni arayışlar devam edecek.