IMG-LOGO
Güncel

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Güçlü Parlamenterler İster

30 11 2020

Bugün muhalefetin hep bir ağızdan seslendirdiği ve geçtiğimiz günlerde vefat eden Burhan Kuzu’nun ısrarla “Öyle bir sistem yok!” diye ayak dirediği “Güçlendirilmiş” Parlamenter Sistem’in anayasa hukukundaki “Rasyonelleştirilmiş Parlamenter Sistem” ifadesinin galatı olduğuna daha önceki yazılarımızda değinmiştik. Yine Rasyonelleştirilmiş Parlamenter Sistemin ne gibi yenilikler getirdiğini de o yazılarda ifade etmiştik. (1) Yine yazılarımızı takip edenler bizim güçlendirilmiş parlamenter sistemden değil “zayıflatılmış” (1) başkanlık sisteminden yana olduğumuzu ve buradaki “zayıflatılmış” vurgumuzun başkanlık sisteminin kendisini değil ama bizim Türk tipi Cumhurbaşkanlığı Sistemini kast ettiğini bilirler.

 

            İster güçlendirilmiş parlamenter sistemden isterse “zayıflatılmış” başkanlık sisteminden yana olalım devlet yönetiminde bir mekanizma kurabilme, demokrasiyi tam anlamıyla ikame etme ve kuvvetler ayrılığı ilkesini layıkıyla uygulayabilmemizin yolu ancak ve ancak Mecliste güçlü ve nitelikli parlamenterler yani milletvekilleri bulundurmamızdan geçiyor.

 

            Güçlü milletvekilinden kastımız arkasında seçmen desteği olan, kendi seçim bölgesinde seçmende veya en azından kendi parti tabanında karşılığı bulunan vekili kast ediyoruz. Nitelikli milletvekili derken de en azından kendi seçim bölgesinin sorunlarını Meclis’e taşıyabilecek, kendi seçim bölgesiyle iktidar arasında hiç olmazsa köprü vazifesi görebilecek milletvekilini anlıyoruz.

 

Peki bir milletvekilini nasıl güçlü ve nitelikli hale getirebiliriz?

 

            Meclis’te güçlü ve nitelikli milletvekillerinin yer alabilmeleri için öncelikle seçim sisteminin değiştirilmesi gerekmektedir. Seçim barajını ortadan kaldırıp, “dar bölge” veya “daraltılmış bölge” sistemlerinden birine geçilerek Meclis’te güçlü milletvekillerinin varlığını sağlayabiliriz.

 

            Dar bölge sistemi, ülkenin milletvekili sayısınca seçim bölgesine ayrılarak o seçim bölgesinde en çok oyu alan adayın milletvekili seçildiği sistemdir. Türkiye’de 600 vekil bulunduğu için ülke 600 seçim bölgesine ayrılır ve her bölgede en çok oyu alan aday Meclis’e giderse bu aday arkasında hem bir seçmen desteği hem de seçmen sorumluluğu olacağı için kendi seçim bölgesinin sorunlarıyla daha yakından ilgilenmek mecburiyetinde olacaktır. Yine dar bölge sisteminde adayın kişisel özellikleri de önem kazanacağı için o seçim bölgesinde seçmen de veya en azından kendi parti tabanında karşılığı olan isimlerin aday gösterilmesi sonucunu doğuracaktır. Bunun için de siyasi partiler ön seçim yaparak en kuvvetli adayın kim olduğunu belirleme mecburiyeti hissedeceklerdir.

 

            Daraltılmış bölge seçim sistemi ülkenin 50-60-100 gibi belirli sayıda seçim bölgesine ayrıldığı ve her seçim bölgesinin eşit sayıda vekil çıkardığı sistemdir. Buna göre Türkiye’de 600 vekil olduğu için Türkiye örneğin 100 seçim bölgesine ayrılırsa her bölgenin 6 vekili, 60 seçim bölgesine ayrılırsa her bölgenin 10 vekili olacaktır. Buna göre ülke 100 bölgeye ayrıldığında oylar yine partiye değil adayın bizzat kendisine verilecek ve bir seçim bölgesinde en fazla oy alan 6 aday Meclis’e gidecektir. Daraltılmış bölge seçim sistemi, faydaları yönünden dar bölge seçim sistemiyle benzer özellikler göstermektedir.

Mevcut sistemde, partilerin milletvekili adayları ve adayların sıralaması doğrudan doğruya parti genel merkezleri tarafından belirlenmektedir. Adayların belirlenmesi esnasında hiçbir siyasi parti (zaman zaman küçük istisnalar bulunmakla beraber) ne seçmene ne de kendi siyasi tabanına kimi milletvekili adayı olarak görmek isteyip istemediklerini sormaz. Bu nedenle seçmen-siyasetçi, parti tabanı-parti yönetimi arasında daima bir kopukluk vardır.

 

            İşte dar bölge veya daraltılmış bölge sistemlerine geçildiği zaman siyasi partilerde tabanın eğilimi dikkate alınmak zorunda kalınacak ve tabanda karşılığı olan isimlerin aday olmalarının yolu açılacaktır. Bu sistem siyasi partilerdeki genel merkez vesayetini de ortadan kaldıracaktır.

 

            Peki durum böyleyken mevcut siyasi parti genel başkanları ve genel merkez yönetimleri dar bölge veya daraltılmış bölge seçim sistemine geçmeyi arzu ederler mi?

 

            Benim tanıdığım, bildiğim mevcut hiçbir siyasi parti genel başkanı kendi uhdesindeki aday belirleme imkân ve kuvvetinden vazgeçip bu imkân ve kuvveti parti tabanına hediye etmez! Dolayısıyla da mevcut halde “Güçlendirilmiş” Parlamenter Sistem söylemleri sadece söylem olarak kalmaya devam eder. Siyasi parti yönetimleri kendi tabanlarıyla güç paylaşımını kabul etmedikten sonra Türkiye’ye gerçek anlamda demokrasi de gelmez, adını ister Rasyonelleştirilmiş deyin ister Güçlendirilmiş deyin Parlamenter Sistem de gelmez.

 

            Umarım beni yanıltan bir siyasi parti genel başkanı çıkar ortaya.