IMG-LOGO
Güncel

Devlet Dediğin Ne Ola?

19 11 2020

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu 21. yüzyılın en çılgın projesi Kanal İstanbul aleyhinde kampanya başlatıp şehrin her tarafını “Ya Kanal Ya İstanbul” afişleriyle donatınca cevval savcılarımız derhal harekete geçti ve İmamoğlu hakkında soruşturma başlattılar. Başka bir cevval kişi olan Sayın İçişleri Bakanımız da soruşturma hakkında Fatih Altaylı’nın "Hükümetin getirdiği proje devlet projesi midir? Kanal İstanbul niye bir devlet projesi? Devlet projesi ne manaya geliyor? Bir hükümet, bir Cumhurbaşkanı projesi illa hemen devlet projesi mi olur?" şeklinde sorduğu soruya "Tabii hükümet bir projeye adım attığı itibaren bir devlet yatırımıdır. Şu anda bir devlet yatırımıdır bu. Sadece bir hükümet yatırımı değildir" şeklinde cevap vererek hem konuyu bambaşka bir boyuta taşıdı hem de gerek siyaset bilimine gerek anayasa hukukuna gerekse idare hukukuna yepyeni bir anlayış getirdi. Maşallah, Sübhanallah!

 

            Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum geçen gün Fox TV’de İsmail Küçükkaya’nın konuğu oldu ve o da Kanal İstanbul Projesi’nin devlet projesi olduğunu öne sürdü. Ancak projenin devlet tarafından finanse edilmeyeceğini söyledi.

 

            Bu tip yaklaşımlar yeni değil. Uzun yıllardır Ak Parti hükümeti ile devleti bir kabul eden, bunları özdeşleştiren ve yine Ak Parti’ye ve Cumhurbaşkanı’na yöneltilen eleştirileri devlete yönelik olarak algılayan veya öyle anlamak isteyen bir yapı var. Hükümetle iktidarın özdeşleştirilmesinden kaynaklanan yanlış düşünce nedeniyle, iktidara yönelik eleştiride bulunanları vatan hainliğiyle itham edecek kadar saçmalayan kişilerin ortaya çıktığına çokça şahit olduk. Bugün gelinen noktada devletle hükümetin, devletle Cumhurbaşkanı’nın, devletle iktidar partisinin aynı şeyler olmadığını anlatmak lazım. Bu kavramları aynı kabul etmek ve vatandaşa da öyle kabul ettirmek iktidar mensuplarının işine geliyor olabilir ama bu ülkeyi ve bu ülkenin insanlarını gerçekten seviyorsak iktidarın bu algı oyununu bozmamız lazım.

 

Devlet Bir Otomobildir!

 

            Yazının başlığını okuduğunda Rousseau’nun o meşhur “Devlet bir toplumsal sözleşmedir” sözünü yazarak işin felsefi boyutuna değineceğimi zannedenler fevkalade bir yanılgı içindeler! Kanaatimce devlet- hükümet ayrımını en iyi ifade edecek benzetme otomobil-şoför benzetmesidir. Hatta devlet kavramını açıklayabilecek en iyi örnek otomobil örneğidir.

 

            Evet, devlet bir otomobildir! Otomobil dediğimiz alet senkronize bir mekanizmadır. Motor aksamı vardır, elektrik aksamı vardır, süspansiyonları vardır, kaporta aksamı vardır, rot-balans aksamı vardır, denge-balans aksamı vardır, fren mekanizması vardır, ABS’si vardır, ESP’si vardır vs. Bu aksamlar otomobilin hareket etmesini, yönünün değiştirilmesini, gerektiği zaman yavaşlamasını ve hatta durmasını sağlar. Bir de otomobilin tüm bunları yapabilmesi için kontağı çevirip onu çalıştıracak, gaz-debriyaj-fren pedallarına basacak, vites değiştirecek, direksiyonu sağa sola çevirecek bir şoföre ihtiyaç vardır. (Şimdilik)

 

            İşte devletin de tıpkı bir otomobil gibi onun hareket etmesini sağlayan dinamik aksamları, otomobili sürekli olarak denetleyip mekanizmanın sorun çıkarmamasını ve kendini yok etmemesini sağlayan denetleme sistemleri, gerektiğinde yavaşlamasını ve hatta durmasını sağlayan fren sistemleri (yargı mesela) vs. sistemleri vardır. Son olarak devletler de otomobillerin şoföre ihtiyaç duydukları gibi birer hükümete ihtiyaç duyarlar. Evet, hükümetler de devletlerin şoförleridir.

            Şoför ne kadar ustaysa otomobilin yol kat edişi o kadar iyidir, usta şoför yolculuğun keyifli ama daha da önemlisi güvenli geçmesini sağlar. Öte yandan bindiğiniz otomobil ne kadar üst düzey donanıma sahip olursa olsun eğer şoför acemiyse o yolculuk kelimenin tam anlamıyla bir kâbusa döner. Acemi şoföre Ferrari bile verseniz o acemi hem yolculuğu mahveder hem de Ferrari’yi. Aynı durum devletin direksiyonuna geçen acemi ve beceriksiz hükümetler için de geçerlidir.

 

            Özetle, nasıl ki siz o acemi ve beceriksiz şoförün şoförlüğünü eleştirdiğinizde eleştirdiğiniz şey Ferrari değil bizzat şoförün kendisiyse aynı şekilde hükümeti veya siyasal iktidarı veya Sayın Cumhurbaşkanı’nı eleştirdiğiniz zaman da eleştirinin muhatabı devlet değildir!