IMG-LOGO
Kültür - Sanat

DERKENAR

Türkçe Kaatili Yıldız Tilbe ve Suç Ortağı

‘Yıldız Tilbe’ adındaki şarkıcı, sosyal medyada demiş ki: (Hürriyet Gazetesi, 16 Kasım 2020 s: 4)

Seviyorum Seyit Rızayı ve Şeyh Saidi ve birçok evliyayı. Sizemi sorcam. Sizde kimi istiyorsanız onu sevin

Ahmet Hakan Coşkun; katletme, öldürme hâdisesini köşesine alarak daha geniş kütlelere duyurdu.

Türkçe katliamını görmeksizin!

3 cümlede 7 adet fâhiş hatâ var:

1-Seviyorum Seyit Rızayı ve Şeyh Saidi:

1.1-Türkçede devrik cümle yoktur. 

1.2-Seyid Rıza’yı şeklinde yazmalıydı.

1.3-Şeyh Said’i şeklinde yazmalıydı.

2-Sizemi sorcam

2.1-Size mi olmalıydı. 

2.2-Türkçe’de ‘sorcam’ diye bir kelime yoktur. ‘soracağım’ olmalıydı.

2.3-Cümlenin sonuna ‘?’ konulmalıydı.

3-Sizde kimi seviyorsanız…

Sizde kelimesi, ‘siz de’ şeklinde yazılmalıydı.

Sayın Coşkun bu hataları görmüyor, ‘ortalığı allak bullak etti’ diyor.

Seyit Rıza ve Şeyh Said kimdir? O hususa hiç temas etmiyor.

Seyit Rıza (1863-1937) Hayatı boyunca isyancı, suikast düzenleyicisi ve Müslüman-Türkleri katleden Ermenilere yardımcı oldu, kol kanat gerdi. 1937 yılında Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı Dersim İsyanı’nı başlattı ve yönetti. 13 Eylül 1937’de Elazığ Askerî Mahkemesi tarafından idam cezâsına çarptırıldı. Cezâ infaz edildi.

Şeyh Said: (1865-1925) İngilizlerin teşviki ve desteği ile Türkiye Cumhuriyeti yönetimine karşı ‘Şeyh Said İsyanı’ olarak bilinen ayaklanmayı başlattı ve yürüttü. Ayrılıkçı Kürtlerin lideridir. İstiklal Mahkemesi hakkında idam kararı verdi, karar infaz edildi.

Yıldız Tilbe bütün bunları bilmiyorsa kendisine yakışır. Biliyorsa suç işlemiştir.

Sayın Coşkun bilmiyorsa ayıptır. Biliyorsa suça iştirak etmiştir.

OĞUZ ÇETİNOĞLU

 

Mihaloğulları

Mihaloğulları Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde ve Rumeli’nin fethinde üstün hizmetleri olan akıncı ailesidir. Ailenin reisi, Köse Mihal’dir. O, sonradan cihan devleti hâline erişen Osmanlı Beyliği’nin kurucusu Osman Bey’in silah arkadaşıdır.

Köse Mihal, Osman Bey zamanında Bizans’a bağlı Harmankaya Tekfuru1 idi. Osman Bey’in âdil ve güçlü bir bey olduğunu görüp anlayınca, 1313 yılında Osmanlılar’a tâbi olarak İslâmiyet’i kabul etti. Müslüman olduktan sonra ‘Abdullah Mihal’ adını aldı. Tarih kitaplarında adı ‘Gazi Mihal’ olarak anılır. Osman Bey’in bütün savaşlarına katıldı. Sakarya Havzası’nın ve Bursa’nın fethinde bulundu. Türbesi, Bilecik’in Söğüt ilçesine bağlı Gazimihal Nâhiyesi’nin Harman Köyü’ndedir.

Köse Mihal’in soyundan gelenler daha sonra Rumeli’nin fethiyle birlikte Avrupa kıtasına geçerek ‘akıncı beyi’ olarak vazife gördüler.

Fâtih Yurttaş, 13,5 X 21 santim ölçülerindeki 112 sayfalık eserinde, Mihaloğlları ailesinin 1300 yılından 1600 yılına kadar olan şeceresi ve yıllar itibariyle komutan ve uç beyi yaptığı hizmetler anlatılıyor.  Eserdeki soyağacı tablosunda Mihaloğulları ailesinden 42 sahsın adı yer alıyor. 

Eserde Mihaloğulları’nın hikâyesi ile birlikte Osmanlı’nın haşmetini ortaya koyan yorumlar da yer alıyor: 

İleride, bir çağdan bir çağa geçirecek, ‘Kostantiniye’ gibi Doğu Roma'nm (Bizans'ın) başşehrini alarak bir imparatorluğu sona erdirecek, dünyânın çehresini değiştirecek bir devletin, öyle basit bir yapısının olamayacağı, ‘din büyükleri’nin yol göstericiliğinin, ‘İlâhî’ gücün desteğinin sağlanacağı muhakkaktır.

Eğer Osmanlı yerine, bir başka Selçuklu Beyliği, böyle muazzam bir cihan devleti kurmuş olsaydı, o beylik için de, rüyâ motifleri, efsaneler, ‘İlâhî gücün yardımı’ yazıla-gelecek, efsânelerle bir kuruluş örgüsü ortaya çıkarılacaktı.

Müellifin, birinci bölümün başlangıcında yer alan cümleleri, eserin ağırlığı hakkında ipuçları veriyor.

……

Osmanlı Devleti'nin kuruluşunda, büyük önem atfedilen kolonizatör2 Türk dervişlerinin önemi büyüktür. Bir cihan devletinin kuruluşunu sadece padişahların dirâyet ve şecaati3 veya Allah’ın bu saltanatın kurucularına karşı gösterdiği lütuf ve inâyet ile izah edilmek istenilmesi, içinden çıkılmaz bir mesele olarak görülmüştür. Osmanlı Devleti'ne adını veren Osman Gazi, yazı yazmayı bile bilmezdi. O şartlarda bunu tabii karşılamak gerekirken, koskoca bir devletin ortaya çıkışı ilâhî bir kaynağa bağlanmak istenmiş, farklı yorumlara gidilmiştir.

Eserin Birinci Bölümü’nde, Osmanlı adından başlamak üzere babası Ertuğrul Gazi ve O’nun ötesi hakkında bilgiler de veriliyor. Bu maksatla çeşitli faraziyeler üzerinde durulduktan sonra Mehmet Fuat Köprülü’ye atfen şu fevkalâde alaka çekici değerlendirme yer alıyor: 

Osman Gazi’nin babası Ertuğrul Gazi, Moğol istilası sebebiyle Harizm’den kaçıp Selçuklu Sultanı Birinci Alâeddin Keykubat döneminde Söğüt’te iskân edilen küçük bir aşiretin reisidir.   Osman Bey ve onun küçük aşireti çobanlıkla geçinen müşrik4 Türklerdi. Müslüman muhitine geldikten sonra soydaşları olan Selçuk Türkleri gibi İslâmiyet’i kabul ettiler. Bu yeni ruh kendilerinde proselytisme (dini yayma) hislerini birdenbire uyandırdı. Civarlarında bulunan ve kendileriyle dostça münasebetlerde bulundukları Hıristiyan Rumları da Müslümanlığı kabule mecbur eylediler. İslâm olmadan evvel Osman'ın mâiyetinde ancak dört yüz muharip vardı... 1290-1300'e kadar on sene zarfında, bu sayı on misli büyüdü; hudutları Bizanslılarla temas ederek genişledi ve böylece, reislerinin adını alan yeni bir ırk, Osmanlı ırkı meydana geldi. Bu ırk başlangıcından beri hâlis bir Türk ırkı değil, doğduğu yerde mevcut unsurların birbiriyle kaynaşmasından teşekkül eden karışık yeni bir ırktır. Müşrik Türkler ve Hıristiyan Rumlar, İslâm dinine girmek suretiyle, bu yeni ırkı beraberce teşkil ettiler. (s: 15-16)

Yerli ve yabancı 74 adet kaynak taranarak hazırlanan ‘Mihaloğulları’ isimli eserde, pek çok okuyucunun ilk defa okuyacağı açıklamalarla karşılaşması, Fatih Yurttaş’ın hazırladığı eseri, hacminden büyük değere sâhip kılıyor.

İkinci Bölüm’de ‘Köse Mihal’, Üçüncü Bölüm’de ‘Uç Beyleri’ Dördüncü Bölüm’de ‘Akın ve Akıncılar’, Beşinci Bölüm’de ‘Gazi ve Gaziler’, Altıncı Bölüm’de ‘Uç Kültürü’, hakkında bilgiler var.

Altıncı Bölüm, ‘Mihaloğulları Ailesi’ başlığı ile eserin omurgasını oluşturuyor. Yedinci Bölüm; ‘Çağdaş Araştırmalar ve Tartışmalarda Köse Mihal Kimdir’ başlığını taşıyor. Sekizinci Bölüm artık ‘Gazi Mihal’ olarak anılmayı hak eden kahramanımızın ‘Siyâsî ve Askerî Faaliyetleri’ne tahsis edilmiş. ‘Mihail’in Müslüman Olması Rüyası’ başlığı altındaki Dokuzuncu Bölüm’den sonra aile fertlerinin sonraki yıllarda gerçekleştirdiği yüksek seviyeli siyâsî ve askerî hizmetler anlatılıyor.

Sonuç’ başlıklı On ikinci Bölüm Mihaloğulları isimli eserin müellifi Fâtih Yurttaş’ın değerlendirmesiyle sona ediyor:

Sonuç olarak, elimize ulaşan Erken Dönem Osmanlı kroniklerine göre, Mihaloğulları ailesi Osmanlı Devleti’ne başarıyla hizmet etmiş, hânedâna sadâkatle bağlı kalmıştır. Osman Bey ile Köse Mihal arasında başlayan, karşılıklı güvene bağlı dostluk, Osmanlı Hânedânı ve Mihaloğlu ailesi arasında devam etmiştir. Yıldırım Beyazıd ile Mihaloğlu Gazi Ali Bey, İkinci Murad Han ile Mihaloğlu Mehmed Bey ve Fatih Sultan Mehmed, Mihaloğlu Ali Bey ilişkileri hep sâdakat üzerine kurulmuştur. Mihaloğulları ailesi mensupları devletin idârî birimlerinde önemli görevler almışlardır. Osmanlı idâresinin, Balkanlarda kalıcı olmasında büyük emekleri geçmiştir. (s: 104)  

Mihaloğulları isimli eser; doçentlik tezi titizliği, ciddiyeti ve gayretiyle, binlerce sayfalık eserler taranarak hazırlanan, Osmanlı Devleti ile alakalı incelemeler yapacak ilim adamı adaylarına, amatör veya profesyonel tarihçilere, tarih okuyucularına hitap eden bir kitaptır. 

BİLGEOĞUZ YAYINLARI:

Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul. Telefon: 0.212-527 33 65

Belgegeçer: 0.212-527 33 64  e-posta: bilgi@bilgeoguz.com.tr  www.bilgeoguz.com.tr

 

……………………..

1tekfur: Osmanlı Devleti’in kuruluş döneminde Bizans İmparatorluğuna bağlı eyalet topraklarının bağımsız veya yarı bağımsız yöneticilerine verilen isimdir. 

  2kolonizatör: Bir devletin yönetiminden çıkıp başka bir devletin tabiiyetine geçen insanlar topluluğu.

   3Şecaat: Cesaret, yiğitlik. Ahlâk sâhibi, âdil, dürüst ve cömert olma hâli. 

  4müşrik: Allah’a ortak koşan; birden çok Tanrı bulunduğuna inanan; Allah’ın varlığını tanımakla birlikte, başka bir varlık veya varlıkları O’na ortak tutan, Allah’tan başkasında da ilâhî güç ve nitelikler bulunduğuna inanan. 

 

FATİH YURTTAŞ

8 Ağustos 1975 târihinde İstanbul’da doğdu. İlk ve orta tahsilini İstanbul’da tamamladı.

Sırasıyla Anadolu Üniversitesi’nde Turizm ve Otel İşletmeciği bölümünde ön lisans, Ayn Üniversite’de Kültürel Miras ve Turizm bölümünde ön lisans, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Târih Bölümü’nde lisans, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde lisans bölümlerinden mezun oldu. Bahçeşehir Üniversitesi’nden Osmanlı Târihi üzerine yüksek lisans diploması aldı.

Erken dönem Osmanlı Târihi ve Akıncılar hakkındaki çalışmaları devam ediyor.

Halen Nişantaşı Üniversitesi’nde Tarih Bölümünde Öğretim Görevlisi olarak ders veriyor. Bengütürk tv de ‘Tarihe Not Düşenler’ programını hazırlayıp, sunuyor.

Yayınlanmış kitap bölümleri, gazete ve dergilerde yayınlanmış çok sayıda makalesi bulunmaktadır.