IMG-LOGO
Güncel

İktidar, Vatandaşın İsot Tarlasına Girdi

17 11 2020

Geçtiğimiz hafta, Masterchef Türkiye ekibi Kahramanmaraş’taydı. Programda Maraş’ı duyar duymaz aklıma hemen Maraş’la alakalı fıkralar ve üniversite yıllarında Maraşlı arkadaşlarımıza bu fıkralarla takılmamız geldi. Aşağıda yazacağım bu fıkraları okuyan Maraşlı dostlar kızmasınlar, gücenmesinler. Adı üstünde, fıkra işte…

 

İlk defa tanıştığınız bir beyefendi size Maraşlı olduğunu söylüyorsa kendisine adının Ökkeş olup olmadığını sorun. %99 adı Ökkeş çıkacaktır! Fıkra bu ya; adamın biri Maraş’ta bir kahvehaneye girer, “Ökkeş ayağa kalk!” diye bağırır. Bir kişi hariç herkes ayağa kalkar. Ayaktakiler şaşkın bir şekilde oturana döner ve sorarlar; “Sen niye ayağa kalkmadın, adın Ökkeş değil mi?” Oturan adam cevap verir; “Benim adım Hacı Ökkeş!”

 

İkinci fıkra biraz zalimce. Ama dedim ya, darılmak gücenmek yok, fıkra bu. Birinci Dünya Savaşı biter, Fransızlar işgal etmek için Maraş’a yaklaşır. Genç bir adam heyecanlı bir şekilde koşa koşa şehrin meydanındaki kahvehaneye gelir. “Ağalar! Düşman Maraş’a yaklaşıyor, davranın!” Kahvehanedekiler umursamaz bir şekilde sohbete muhabbete devam ederler. Aradan bir zaman geçer, aynı genç yine aynı heyecanla koşa koşa kahvehaneye gelir. “Ağalar! Düşman şehre giriyor davranın!” Yine hiç kimse istifini bozmaz, sohbete muhabbete devam ederler. Aradan bir zaman daha geçtikten sonra aynı genç yine aynı heyecanla koşa koşa kahvehaneye gelir. “La Ökkeş, düşman senin isot tarlana girdi!” Kahvehanedekiler bunu duyar duymaz bir hışımla ayağa kalkarlar. Büyük Maraş direnişi o an başlar. Fransızlar isot tarlalarından ve tabi ki Maraş’tan kovulur.

 

Yaklaşık iki yıldır 2020’de devasa bir ekonomik krizin geldiğini, üstelik bağıra bağıra geldiğini yazıp söylüyorduk. Nitekim geldi de. Bugüne kadar ülkede ekonominin iyi gittiğini iddia eden iktidar bile kötü gidişi artık kabul etti. Bu kötü gidiş nedeniyle Hazine ve Maliye Bakanı istifa etti. Yıllardır her kötü olayı allayıp pullayıp süsleyerek vatandaşa aktarmayı fevkalade bir şekilde başaran kayınpederi yani Sayın Cumhurbaşkanı ilk defa gidişatın kötüye gittiğini ifade etti. Lafı hiç eğip bükmeden “Acı bir reçetenin” bizi beklediğini dile getirdi.

 

İtiraf edilen tek olumsuzluk ekonomideki kötüye gidiş değildi elbette. Ülkede demokrasinin ve hukuk sisteminin mahvolduğu da üstü kapalı bir şekilde kabul edildi. Bir “hukuk reformuna” ihtiyaç duyulduğu hususu Sayın Cumhurbaşkanı tarafından açıkça zikredildi. Gerçi, Ak Parti’nin birkaç yıldır hukuk reformu adı altında gerçekleştirdiği bazı düzenlemeler var ama bunların hiçbir şekilde gerçek anlamda reform olmadığını, hukuk reformu için daha kapsamlı değişiklikler gerektiğini ve bu değişikliklerin ne olduğunu daha önceki yazılarımızda defalarca yazdık, çizdik. Hatta burada kısa bir reklam arası vereyim, yeni yayınlanan Tayyip Erdoğan Sonrası Türkiye kitabımızda çözüm önerilerimizi kapsamlı bir şekilde ortaya koyduk. Merak edenler oralara başvursunlar. Hükümetin bundan sonra gerçekleştireceği “hukuk reformu” gerçekten reform olacak mı? Bekleyip göreceğiz ama açıkça ifade edeyim ki olmayacağını düşünüyorum. Çünkü gerçek anlamda bir hukuk reformu demek, iktidarın ve daha da önemlisi Erdoğan’ın kendi otoritesinden taviz vermesi, iktidarın yargı üzerindeki vesayetinin sona ermesi, iktidarın icraatlarının şeffaf ve denetlenebilir hale gelmesi ve tabi ki de yanlış yapanın gözünün yaşına bakılmaması demek. Benim tanıdığım Erdoğan böyle bir değişikliği asla kabul etmez.

 

Peki, ne oldu da iktidar birden bire ülkedeki kötü gidişin farkına vardı da böyle “kapsamlı” değişiklikler yapma ihtiyacı duydu. Cevabı çok basit; kamuoyu araştırmalarında özellikle de ekonomideki kötüye gidiş nedeniyle Ak Parti’nin oy oranının git gide düştüğü görülmeye başlamıştı. Sonuçta, iktidarın kötü ekonomi politikaları artık vatandaşın cebine, ocağına, ocaktaki tenceresine dokunmaya başlamıştı. Başka bir ifadeyle iktidar, vatandaşın isot tarlasına girmişti artık. Bu konuda en saygın araştırma şirketi olan Konda’nın Ekim ayı anketinde bile Ak Parti’nin %25’lere düştüğü ifade ediliyordu. Bütün kariyer planını ve hatta hayatını seçim odaklı olarak tanzim eden Sayın Cumhurbaşkanı’nın partisindeki bu erimeye bir dur demek adına olaya müdahale etmemesi düşünülemezdi.

 

İkinci sebebin de ABD’deki başkanlık seçimlerini Demokrat aday Joe Biden’a bağlayanlar var. Bu da çok kuvvetli bir sebep ancak bu sebebin altını dolduracak gerekçeleri burada yazmayacağım.

 

Türkiye her anlamda kötü yönetiliyor ve Ak Parti 18 yıllık fütursuz iktidarında ilk defa kötü yönetimin hesabının sandıkta sorulacağı endişesini taşımaya başladı. Ekonomide kara kış geldi geliyor, vatandaş acı reçete adı altında zehir yutmaya hazırlanırken ülke de bizim iki yıldır iddia ettiğimiz üzere (1) artık ayak sesleri daha net duyulan 2021 erken seçimlerine hazırlanıyor.

 

 

(1) http://www.kocaeliaydinlarocagi.org.tr/Yazilar/YaziDetay/9367