IMG-LOGO
Röportaj

Prof. Dr. AHMET BİCAN ERCİLASUN ile Oğuznâmeler’i Konuştuk.

31 10 2020

Oğuznâmelerin mesajlarında; doğruluk, ahlak ve kahramanlık kavramları ön plandadır.’

Oğuz Çetinoğlu: Oğuznâmeler hakkında umûmî mâhiyette bilgi lütfeder misiniz?

Prof. Ahmet Bican Ercilasun: Oğuzname, Oğuz Kağan*’ın ve onun soyundan gelen hükümdarların hayatlarını, yaptıklarını anlatan, Türklere ait sözlü / efsanevi bir tarih, Oğuz kahramanlarının destani hikâyelerini içine alan bir destan, Korkut Ata*’nın / Dede Korkut’un hikmetli sözleriyle atasözlerinden oluşan bir öğüt kitabıdır. Bugün elimizde bulunmayan ilk Oğuzname’de bunların üçü de bir arada bulunuyordu. Bunların tamamı bugüne de ulaşmıştır; fakat ayrı ayrı kitaplarda. Elbette her yazma, meydana getirildiği dönemin rivayetini yansıtmaktadır.

Çetinoğlu: Oğuznâmedeki metinlerin incelenmesiyle elde edilen bilgilere göre Türklerin İslâmiyet öncesi inanç kültürü ile İslâmî akideler arasındaki bağlar hakkında hangi bilgilere ulaşmak mümkün olabiliyor?

Prof. Ercilasun: Türklerin Müslümanlıktan önceki inançları hakkında çeşitli kaynaklar vardır: Komşu devletlerin, özellikle Çin ve Bizans kaynaklarının yazdıkları, Müslüman olmadan önceki Türkçe metinler ve başta Oğuznameler olmak üzere Türk destanları. Bütün bu kaynaklar, eski Türklerde tek Tanrı inancına işaret eder. Tek Tanrı, gökte olduğuna inanılan Türk Tanrısı idi. Kağan ve katunları o yükseltir, onlara kut* ve ülüşü* o verirdi. Bunun yanında büyük tabiat varlıklarının da kutsal ruhları vardı. Bir de çocukları koruyan Umay Ana*. Eski Türklerde “atalar kültü*”  ve ataların ruhlarına at kurban edilmesi de önemliydi. Bütün bu kaynaklardan, Türk yaşayışında “ahlak”ın da çok önemli olduğunu anlıyoruz. Yalnız cinsî ahlak değil, her türlü ahlak. Eski Türklerde içki olark  kımız* içildiğini de Dede Korkut destanları bize söylüyor.

Çetinoğlu: Oğuznâmeler, günümüz insanlarına ve özellikle gençlere hangi mesajları veriyor?

Prof. Ercilasun: Oğuznamelerin başlıca mesajı, doğruluk, ahlak ve kahramanlıktır. Atalara saygı ve soyluluk da en önemli mesajlardandır.

Çetinoğlu: Oğuznâmelerdeki Türk kültürünün günümüze yansıması hakkındaki düşüncelerinizi okuyucularımız için açıklar mısınız?

Prof. Ercilasun: Oğuznamelerde çok önemli yer tutan kahramanlık kavramı bugün de kaybolmuş değildir. Türklerde kahramanlık duygusu genetik* ve kültürel olarak devam etmektedir. Destanlarda yer alan konukseverlik, merhamet gibi iyi insan nitelikleri de bence yaşamaktadır. Ancak doğruluk ve ahlak kavramlarının bir hayli yıprandığını söyleyebilirim. Yine de toplumda ciddi bir ahlak arayışının bulunması bizi umutlandırabilir.

 

AÇIKLAMALAR (Oğuz Çetinoğlu)

Oğuz Kağan:  Oğuz Kağan Destanı’nda anlatılan Oğuz Han, Büyük Hun Türk İmparatorluğu’nun kurucusu Mete Han ile özdeşleştirilir. Türk devlet geleneğinin temel taşlarını koyan, Türk Hakanının vazettiği kanunlar, Oğuz (Türk) Töresi olarak bilinir.


  Korkut Ata:  ‘Dede Korkut’ olarak da bilinir. Oğuz Türklerinin eski destanlarında yüceltip saygı gören bir varlık olarak kabul edilmiştir.  Bozkır hayatının geleneklerini ve törelerini çok iyi bilen, kabile teşkilatını koruyan yarı-efsanevî bir bilgedir ve Türklerin en eski destanı olan Dede Korkut Kitabı'ndaki hikâyelerin anlatıcısı ozandır.

   kut:  Orta Çağ Türklerinde ülkeyi yönetme yetkisinin hükümdar ve ailesine bağlı olması geleneği olarak kabul edilmektedir. Bu yetkinin Gök Tanrı tarafından verildiği kabul edilir. Ayrıca kelime anlamı olarak mut ve mutluluk anlamlarına gelmektedir.


  ülüş:  Orta Asya eski Türk devlet geleneğine göre ülkenin hanedan üyeleri arasında paylaştırılması âdetini ifade etmektedir. 


Umay Ana: Eski Türk kavimleri Umay'ı, İyilik tanrıçası, Ana tanrıça ve Hayat tanrıçası kabul ederler. Türk halklarının çoğunda Umay ana, tanınır ve bilinir. MESELÂ Oğuzlar, Umay anayı ana karnındaki bebeklerin koruyucusu olara kabul ederler. Hatta "Kim Umay'a hizmet ederse oğlan çocuğu olur" deyimini atasözü gibi kullanırlardı.  

atalar kültü:   İnsanoğlunun soyundan geldiği kimselere karşı tabii ve fıtrî olarak her zaman duymakta olduğu saygı ve sevginin zaman zaman aşırı bir şekle dönüşmesi, ataları ölümlerinden sonra da çeşitli şekillerde yaşatma fikrini ve gayretlerini ifade eden anlayış. 


 kımız:   Süt şekerince zengin olan kısrak sütünden îmâl edilen kımız, beyazımsı bir sıvıdır. Çok eski bir tarihi vardır. İlk olarak Orta Asya'da Türkistan ve Moğolistan taraflarında yaşayan kavimlerce içilmiştir. Kımız, benzeri süt ürünleri gibi, belirli bir mikroorganizma topluluğunun faaliyeti sonucunda meydana gelir.  

genetik:  Bitki, hayvan ve insanlardaki kalıtım hâdiselerini inceleyen ilim dalı.

Prof. Dr. AHMET BİCAN ERCİLASUN:

     8 Şubat 1943 târihinde İzmir’de dünyaya geldi. Büyükbabasının vefatı üzerine 1946’da âilece Kıbrıs’ın Gazi Magosa şehrine bağlı Büyükkonuk Köyü’ne yerleştiler, 1951 yılında İzmir’e döndüler. İlk ve ortaokul ile İmam Hatip Lisesi’ni İzmir’de okudu.  Fark imtihanı vererek 1963 yılında klasik lise diploması aldı.

Aynı yıl, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nde yüksek tahsile başladı.  Ali Nihat Tarlan, Abdülkadir Karahan, Zeki Velidi Togan, İbrahim Kafesoğlu, Fahir İz, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Ömer Faruk Akün, Reşit Rahmeti Arat, Ahmet Caferoğlu, Faruk Kadri Timurtaş, Muharrem Ergin, Kemal Eraslan, İnci Enginün ve Mertol Tulum … gibi profesörlerden dersler alarak 1967 yılında mezun oldu.

Ercilasun, 1967 yılında Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’de açılan asistanlık imtihanını kazandı. 

     1967-1971 yılları arasında, bir yandan Atatürk Üniversitesi’nde öğrencilere Türkiye Türkçesi, Osmanlı Türkçesi, Orhun Türkçesi dersleri verirken; Kars ve ilçelerinde derlemeler yaptı.

1971 yılında Dr. ünvanını aldı, aynı yıl, Hacettepe Üniversitesi Sosyal ve İdarî Bilimler Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne öğretim görevlisi olarak tâyin edildi.

     Haziran 1976- Ağustos 1977 döneminde Amerika Birleşik Devletleri’nde Washington Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olarak bulundu.

     Doktora sonrasında çalışmalarını daha ziyâde Türk lehçeleri, eski Türk dili ve Türkiye Türkçesi’nin problemleri üzerinde çalıştı. 1979 yılında Doçent unvanını aldı.

     1980 yılında Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü aslî üyeliğine seçilen Doç. Dr. Ahmet Bican Ercilasun, 1983 yılında (ek görevle) Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü Başkanlığına tâyin edildi. Bu görevi 1985 yılına kadar devam etti. 1983 yılında Yüksek Öğretim Kurulu tarafından Türk Dil Kurumu Aslî Üyeliği’ne seçildi.

     1984 yılında “Dilde Birlik” adlı eseriyle, Türkiye Millî Kültür Vakfı’nın ‘Fikir Dalı Armağanı’na lâyık görüldü.

     1986 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi’ne Profesör olarak tâyin edildi. Bu fakültenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kurdu. 1986-1991 yılları arasında Gazi Üniversitesi Basın-Yayın Yüksek Okulu müdürlüğü yaptı.

     1991 yılında, dönemin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek’in isteği üzerine Türk Cumhuriyetleri’nden gelen bilim heyetine başkanlık edip, Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü’nü hazırladı. 1992 yılında Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü’nü kurdu ve bölüm başkanı oldu. 1993 yılında Yüksek Öğretim Kurulu’nda Türk Dünyası Müşâviri olarak görev yaptı.

03.11.1993 târihinde vekâleten; 24.04.1994 târihinde ise, Üçlü Kararname ile asaleten Türk Dil Kurumu Başkanı olarak tâyin edildi. 06.11.2000 târihinde Türk Dil Kurumu başkanlığından kendi isteğiyle ayrıldı. 20.01.2001 – 20.01.2002 târihleri arasında Türkiye-Kırgızistan Manas Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı; fakültenin dekanlığını ve Türkoloji Bölümü’nün başkanlığını üstlendi. Hâlen Gazi Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde öğretim üyesidir.

     Türk Cumhuriyetleri’ni, ata dede Türk yurtlarını araştırma, inceleme, belgeleme ve görüntüleme maksadıyla defalarca dolaştı, Türk dünyasının problemleri üzerinde çalıştı,  şiir, deneme, hikâye, roman yazdı. Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı ve Azerbaycan Kültür Derneği üyesidir.

     Kitap hâlinde yayınlanmış eserleri:

Arpaçay Köylerinden Derlemeler, Bugünkü Türk Alfabeleri, Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Kutadgu Bilig Grameri-Fiil, Dilde Birlik, Uygur Halk Masalları (Şekür Turan’la), Türk Dili ve Kompozisyon Bilgileri (Ortak), Moğolistan ve Çin Günlüğü, Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, Türk’ün Kayıp Kitabı, Atsız, Türkçülüğün Mistik Önderi, Atsız’ın Hikâyeleri (Yayına hazırlayan)