IMG-LOGO
Güncel

Kurtuluştan Cumhuriyete ve Son Cüret

28 10 2020

Japonlara ait olduğu söylenen bir tespiti önemli bulurum. Onlara göre bizim eğitimimiz yeterince milli bilinç pekiştirmesi yapamamaktadır. Japonya bunu sağlamak maksadı ile uygun yaşlarda her Japon gencinin Hiroşima- Nagazaki atom bombası faciasının acılarını, tahribatının ne büyük felaketlere sebep olduğunu öğrenmeleri ve benzeri bir felaketin tekrar yaşanmaması  için nasıl bir Japon vatandaşı olunması yönünde bilinçlendirme yapar.Tarihimizde de  Çanakkale Savaşı  ve Kurtuluş  Savaşı  gibi çok önemli yakın iki tarihi olayın doğru anlatılmasının böyle bir bilinçlenme için fazlası ile yeterli olduğu tespitini bildirirler.

                Hakikaten Çanakkale ve kurtuluş savaşlarımız Türk milletinin birinde 250 bin, diğerinde 40 bine yakın şehidi, yaşattığı acılar ve yapılan kahramanlıkları ile bu tespit çok doğrudur. Çanakkale savaşımızla ilgili muhtelif belgeseller ve filmler yapılmış, birçok kitap yazılmıştır. Bunlardan Niyazi Özdemir'in "Çanakkale Serencamı" romanını kimi sayfalarında gururlanarak ve zaman zaman gözyaşları ile okumuştum. Kurtuluş Savaş'ımız ile de birçok kitap, belgesel ve filmler vardır. Bunlardan Tarık Buğra'nın yazdığı "Küçük Ağa" yine benim için dikkat çekici bir roman olmuştur. Bu makaleyi yazmama sebeb ise Yılmaz Özdil'in yeni yayınlanan "Son Cüret" eseridir.

                Bu eser kronolojik bir tarih kitabı olmamakla beraber Yunanistan'ın İzmir'i işgali ile başlayıp (15 Mayıs 1919) yine İzmir'den denize dökülmesi (9 Eylül 1922) süreci içinde yaşananları bir solukta okutacak kadar etkili, yakın tarihimizin acıları, ihanetleri ile buna karşın kararlı bir duruşun hatırası ve kahramanlıklarının öyküsüdür. Kitabın sonunda bu eserin 153 kaynaktan istifade edilerek yazıldığını görmeniz bu eser için önemli bir emek verildiğini göstermektedir.  Bu bilgi yazılanlarla ilgili ayrı bir güven duygusu ile yazarının bu emeğine saygı ve takdir uyandırmaktadır.

                Çanakkale zaferine rağmen devletimizin baş şehri İstanbul işgal edilmiştir. Sevr dayatması ile ülkenin birçok bölgesi paylaşılıp işgale uğramaktadır. Ordunuz lağvedilmiştir. Birçok bölgede Rum ve ermeni vatandaşlar işgalci güçlerle işbirliği içendedir. Bir kısmı ise silahlı gruplar halinde halkın her türlü hakkına tecavüz eden eşkıyalıklar yapmaktadır. Bazı yerlerde bu eşkıyalıklara yerli halktan insanlarda katılmış, devlet otoritesi kaybolmuş, halkın huzur ve güven ortamı gün geçtikçe azalmaktadır. Tüm bu olumsuzluklara ilaveten işgalci İngilizlerle işbirliği içinde, İstanbul'da ülkeyi idare etme iddiasında Damat Ferit Hükümeti ve halkın başına onu güden bir çoban lazım, buda padişah, halife olarak benim diyen Sultan Vahdettin (VI Mehmet) vardır.

                İşte tüm bu olumsuzluklara rağmen İstanbul Şişli'de bir apartmanın üçüncü katında bir avuç arkadaşı ile değerlendirmeler yaparak işgalci güçleri kastederek "geldikleri gibi giderler" diyen ve yeni  bir  bağımsızlık ateşi yakmaya çalışan Mustafa Kemal... O arkadaşları ile birlikte milletine güvenerek "umutsuz olmayacağız, uçurumun kenarındayız. Bizi canlı canlı mezara atmak istiyorlar. Son bir cüret belki kurtarabilir ."Anadolu’ya geçiyoruz." diyerek bu meşaleyi yakmıştır. Bu azim ve büyük gayret başarılı bir mücadele ile Türkiye Cumhuriyeti Devlet'ini ortaya çıkarmıştır. Son cüret kitabı işte bu kutlu mücadelenin nasıl, hangi şartlarda yapıldığını anlatıyor.O günlerin yokluklarını ,ihanetlerini, insanlık ayıbı olan nice acıları,yaşanan dramları,bunlara karşı ortaya konulan kahramanlıkları yer yer isimlendirerek ve o insanları tanımamızı sağlayan bilgileri okuyorsunuz .Çanakkale'den Galiçya'ya, Yemen'den Trablus'a, Sina'dan dan Kafkasya'ya cepheden cepheye koşmuş,savaşın ne olduğunu bilen, vatanın, özgürlüğün kıymetini görmüş ve yaşamış bir avuç kahraman insan ve onlara güvenip inanan insanların son bir  hamle ile bu Anadolu coğrafyasını hür-bağımsız bir devlet bırakma azmini gururla, heyecanla okuyup minnet ve şükran duygularını yaşıyorsunuz.

                İşte Japonların milli duygu çeliklemesi dediği duruma uygun bilgiler demeti olan  bu eseri yazdığı için Yılman Özdil'e şükranlarımı bildirirken, okunması gereken bu eserle ilgili duygularımı sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yazıyorum.

                Allah bu millete böyle bir mecburiyeti tekrar yaşatmasın.