IMG-LOGO
Güncel

Her tür Günaha Fetva Verilir

20 10 2020

İslam dini yasakladığı halde, AKP iktidarının yaptığı bazı işler yok mu? Şüphesiz var.

Fakat maşallah bunların yapılmasının caiz olduğuna dair fetva veren “siyasetçi”, “uzman” veya “din adamları” bulmakta hiç sıkıntı çekilmiyor.

Bazı örnekleri hatırlayalım:

NEPOTİZM yani devlet kadrolarına eş, dost, akraba doldurulması ve torpil vakalarını meşrulaştırmak için, AK Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner’in kullandığı söz unutulmazlar arasındadır.

"Cuma namazına gittiğimizde her hafta hutbede 'akrabalarını koru kolla' ayeti okunur."

Devamı daha da vahim. TV’de sunucunun “O zaman sizin yaptığınız bu? Öyle mi oluyor?” sorusuna bir süre sessiz kaldıktan sonra, "Vallahi sen Allah'ın ayetine bile karşı geliyorsan ben sana ne diyeyim" cevabını vermişti.

Bahsi geçen ayetin içinde geçen ifadenin anlamı şöyle: “Allah adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder; çirkin işleri, fenalık ve azgınlığı da yasaklar.”

Ayette bahsi geçen “akrabaya yardım” etmenin, kendi kazancından ve servetinden muhtaç akrabaya yardım etmek olduğunu bu zat bilmez mi? Ayette kastedilen yardım ile “Kul hakkı” yemek suretiyle milletin parasını ve malını haksız yere yakınlarına vermeyi nasıl bir tutabiliyor? Çünkü O’nun tek bir gayesi vardır:

Allah’ın kelamı ile korkutarak la yüs’el (eleştirilemez / dokunulamaz) hale gelmek.

Bu yaptıkları ise açıkça Allah’ın “adalet ve iyilik” emrine aykırıdır. “Çirkin işler, fenalık ve hatta azgınlık” diye tarif edilen işlerdendir.

*************************

Şatafata ve Başkanlık Sistemine Kılıf

Başta Cumhurbaşkanı ve Diyanet İşleri Başkanı dahil olmak üzere devlet erkanının milyonluk makam araçları konusunda da fetva bulmaları zor olmadı.

İlahiyatçı Selahattin Yazıcı “Peygamber Efendimiz en iyi bineğe binin demiştir” diye hadis kılıflı fetvayı verdi.

Böylece milyonluk makam araçlarını ve yüzlerce milyonluk makam uçaklarını eleştirmeye niyetlenenlere kapıyı kapattı.

****

İlahiyatçı Selahattin Yazıcı’nın Ak Parti uygulamalarına İslami meşruiyet kılıfı giydirdiği başka fetvaları da var:

“Başkanlık sisteminin genlerimizde var olduğunu” söyleyen Yazıcı’nın asıl tartışma yaratan sözü şu: “Peygamberler de devletlerini başkanlık sistemi ile yönetirdi.”

Yazıcı’nın sadece bu sözünden bile “demokrasi”, “hukuk devleti”, “kuvvetler ayrılığı” ve “başkanlık sistemi” gibi kavramlardan ve bu kavramların tarihi gelişiminden haberi olmadığı bellidir.

Bu “ilahiyatçının” maksadı Ak Parti’nin dünyevi, siyasi işlerinde eleştirilemez hale gelmesini sağlamak. AKP’li siyasetçi ve bürokratlara, peygamberler ve dini değerler üzerinden, dokunulmazlık sağlamak olsa gerek.

Bu insanlar “demokrasi” ve “hukuk” kavramlarına erişebilmek için insanlığın yaşadığı tecrübeyi yok sayıyor.

Başkanları, “Padişah Efendileri” gibi, devletin kaynaklarını istediğine istediği gibi verebilsin, istemediklerinden de alabilsin istiyor. Başkan’ın devlet ihalelerini istediğine verebilmesinden mutlu oluyor. (Zavallı Trump ve Merkel bizi kıskanıyor!)

Vatandaşların “birey” değil, “Başkanın kulu” olmasını arzuluyor.

Bu “ilahiyatçının” Büyük İslam alimi Elmalılı Hamdi Yazır’ın “Hakimiyeti Milliye (Milli egemenlik) hilafetten üstündür” sözünden haberdar olup olmadığını bilmiyorum.

Ama bu tür fetvaların bilgisizlikten çok, bir siyasi görev icabı verildiği kanaatindeyim.

****************************

Günah İşleme Özgürlüğü

AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk’ün “yolsuzluk kasetlerinin” yayınlanması üzerine, “Allah insana günah işleme özgürlüğü vermiştir. Siz insanların günah işleme özgürlüğüne müdahale ediyorsunuz. Bu bireyin günah işleme özgürlüğüne, hayır sen günah işleyemezsin baskısıdır. Böyle bir rol kimseye yok” diye savunmuştu.

Yolsuzluklarla halkı yoksullaştırıp, yandaşları semirtmeyi “bireysel özgürlük” olarak nitelendirmek akıl alır gibi değil.

Ama iktidarda olanların “çirkin işleri, fenalık ve hatta azgınlıklarını” örtmek ve hatta tartışılamaz hale gelmesini sağlamak istenince böyle zırvalar edilebiliyor.

Metin Külünk “günah işleme özgürlüğü” tezi ile sadece yolsuzluk yapanların eleştirilmesini önlemeye çalışmakla yetinmedi. Verdiği diğer bir örnekle de İslamcıların alkol kullanmasının eleştirilmesinin de önüne geçmeye çalıştı:

“Alkol, İslam’a göre haramdır. Ama kişinin bunu içme özgürlüğü vardır. Bu özgürlük Allah ile kul arasındaki bir alandır.”

Şimdi gel de merak etme. Acaba AKP yöneticileri ve kitlesi içinde içki içenlerin oranı ne kadardır? (Ne de olsa “padişah efendileri” de içki içerdi.)

****************************

Hayrettin Karaman’ın Fetvaları

AKP fetvacıları içinde “en mümtaz şahsiyet” şüphesiz İlahiyatçı Profesör Hayrettin Karaman’dır. Sadece “Yolsuzluk hırsızlık değildir” fetvası ile bu unvanı hak etmiştir sanıyorum.

Karaman siyasi rekabeti bir “savaş”, AKP’nin siyasi rakiplerini de “zalim düşman” olarak nitelendirdi.

Desteklediği AKP kanadının siyasi rakipleriyle rekabetini kastederek, “biz zalimlerle savaş halindeyiz” gerekçesiyle “savaşta hile mubahtır” kuralına dayandı. Seçim hilelerine meşruiyet kazandırmaya çalıştı.

“Bazı yöneticilerin yakın veya uzak çevrelerinde, iktidarın bir kısım mensuplarında ahlak, liyakat, adalet, hakkaniyet… bakımından arızalar, eksikler, çürüklükler olsa da” bunları dile getirmeyin dedi.

“Doğrucu Davutluk adına düşmana fırsat vermek ve bindiğimiz dalı kesmek de makul ve meşrudur diyemem!” dedi.

Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi, Hayrettin Karaman da iktidarın “la yüs’el”, eleştirilemez, dokunulamaz hale gelmesini sağlamak için dini kılıflar uydurdu..

Gazâlî'ye göre, dinî ve ahlâkî çöküşün en büyük sorumlusu âlimlerdir. Ona göre âlimler tuzdur. Eğer tuz bozulursa onu ne düzeltebilir?