IMG-LOGO
Güncel

Dünya Fay Hattı Geriliyor

18 10 2020

Dünya savaşlarını, depremlere çok benzetirim. Yalnız aralarında bir fark var ki o da şöyle; büyük depremler, artçı depremleri doğurur, gerçek savaşlarda ise, artçı deprem dediklerimiz (bunlara öncü deprem de diyebiliriz,) savaşlardan önce gelen sarsıntılardır.

 İkinci Dünya savaşını ele alacak olursak, bu savaştan sonraki hareketleri daha rahat gözlemleyebiliriz.

Sovyetler Birliği ve Polonya askerlerinin Berlin’i ele geçirmesiyle Almanya'nın 8 Mayıs 1945'te koşulsuz teslim oluşuyla birlikte Avrupa’da savaş sona ermiş, Japon orduları ise Amerika Birleşik Devletleri tarafından yenilgiye uğratılmıştır. Bununla birlikte Japon Adalarının işgal edilmesiyle Asya'da savaş, 15 Ağustos 1945 tarihinde Japonya’nın teslim olmasıyla sona ermiştir.

2. Dünya savaşından sonra bir müddet dünyaya sükût hâkim olmuş olsa da, emperyalist devletlerin eski alışkanlıklarını devam ettirip, genellikle gelişmekte veya az gelişmekte olan devletler içerisinde çıkardıkları iç karışıklıklar ve bizzat işgal ettikleri topraklarda akıttıkları kanın bir türlü durmak bilmeyişidir.

Yani 1945 Yılında biten 2.Dünya savaşından günümüze kadar geçen 75 yıllık süre de, bazı rejimler çökmüş, bazı devletlerin sınırları değişmiş, bazıları bölünüp parçalanmış, bazıları da sınırlarını genişleterek toprak kazanmışlardır.

Bunca akıtılan kanın sebebi petrol, kıymetli madenler ve din savaşlarıdır. Din savaşları diyorum çünkü koskoca Avrupa kıtasında az sayıdaki Bosna Müslümanlarının varlığına tahammül edilememiş, kendilerince medeni! Avrupa’nın gözleri önünde Sırp canilerince binlerce Bosnalı katledilmiştir.

Ortadoğu petrollerine el koymak, sınırlarını değiştirmek için ABD başkanı J. W. Bush, İkiz kulelere saldırıları bahane olarak gösterip, ortaçağ zihniyetiyle: “Haçlı orduları savaşını başlatıyorum.” Sözleriyle tarih, bu topraklarda yaşayan milyonlarca insanın akıtılan seller gibi kanlarına, binlerce kadının tecavüzüne yeniden şahit olmuştur.

Olaylar sadece Ortadoğu’da değil, Çin-Doğu Türkistan, Rusya-Kırım, Hindistan-Keşmir gibi büyük devletlerin sınırları dibindeki küçük devletleri yutması da ayrı bir mesele.

Afganistan ve Doğu Türkistan topraklarındaki Uranyum madeni, ABD ve Çin’in iştahını kabartmakta, bu topraklar üzerinde yaşayan Afgan ve Türklerin gözyaşları yıllardır bir türlü dinmek bilmez iken, hür dünya yaşanan bu drama sessiz kalmaktadır.

Sovyetler birliğinin insan kasabı Josef Stalin Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde Ermeni özerk bölgesi oluşturmak düşüncesiyle, o bölgeye Ermenileri yerleştirmesi, otuz yıl önce Ermenistan alçakça saldırılarıyla Karabağ dâhil, Azerbaycan’ın %20 sini işgal etti, o bilgede yaşayan Türklerin birçoğu katledildi, bir milyondan fazla Azerbaycan Türkü’de topraklarını terk edip, kaçkın durumuna düşürüldü.

Keza, Türkiye-Yunanistan-Kıbrıslı Rumlar arasında ki Ege adaları ve Kıbrıs meselesi, Yetmiş yıldır devam etmesine rağmen bir türlü çözüme kavuşturulamadığı gibi, zaman geçtikçe vaziyet daha da karmaşık hale gelmiştir. Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Avrupa Birliğine girdikten sonra bu birliği arka bahçeleri saymışlar,  şımarıklıkları had safhaya ulaşmış ve Yunanistan göz göre göre Türkiye’ye ait olan adaları işgal edip silahlandırmıştır.

Peki, dünyanın bu hali sürüp gidecek mi derseniz; emekli Tuğ General Naim Babüroğluna göre: “evet bu Hâl kâh vekâlet savaşlarıyla, kâh doğrudan müdahalelerle sürüp gideceğe benziyor.”

Oysa eski İstihbarat Daire Başkanı İsmail Hakkı Pekin’e göre ise, bu halin devam etmesi imkânsız, 3. Dünya savaşı kapıda gözüküyor.

Her ne kadar savaşlar milyonlarca insanın can, mal ve gözyaşı kaybına sebep olsa da, dünya adaletinin bir nebze de olsa sağlanması için İsmail Hakkı Pekin Paşa’nın görüşü daha ağır basıyor.

Sağlıklı kalın.