IMG-LOGO
Güncel

“Attan İnmeyesüz” ve İllâ Sorgulayasuz

14 10 2020

Murat Hüdâvendigâr’a atfedilir ve “Sakın attan inmeyesüz!” şeklinde de ifade edilir. Savaşın uzmanı ve diplomasinin acemisiyiz yada harp ustasıyız ama masa fukarasıyız diye tefsir edebiliriz.

            Sahada kazanıp da masada kaybetmenin örnekleriyle doludur tarihimiz. Prut Savaşı’ndan son İdlip Anlaşması’na kadar bkz. Tarih gişeleri.

            Yerleşik hayata geçtikten sonra at üstünde fazla durmaktan yorulur olduk. 2 haftadır Karabağ’da zafer yürüyüşündeydik; iş yavaş gidince sıkıldık, Moskova’ya yollandık belki masada hallederiz diye. Hâlbuki otuz yıldır özlemle beklediğimiz göz yaşartıcı sahnedeydik.

            Dünyadaki nüfus kesâfetimize ve bağımsız, yarı bağımsız devlet adedimize yakışmayan diplomatik etkisizliğimiz sözkonusu. Ve daha çok söylenmek, şikâyet etmek üzerine; hemi de muhataplarımıza değil birbirimize..

            Oysa terazinin öbür kefesindeki Ermeniler midyum tek bir devlete sahip ve nüfusça da Türklerin zekât nisap miktarına denkler. Yunanlılarsa yekpâre olmasa da 1,5 devlete ve nüfusça da Türklerin ancak 20’de birine sahipler. Demek ki mesele nicelik/kemmiyet değil nitelik/keyfiyet.

            Attan indiniz, bari ince hesapları ve diplomatik adımları sorgulamayı bırakmayın. Hatayı-yanlışı mecburen kabul etseniz bile milleti de hatayı-yanlışı kabule ikna etmeye çalışmayın, yarın dışta ve içte kıvırmaya payınız kalsın.

            Hatayı savunma alışkanlıklarımızla datek millet, iki devlet” olduğumuz Azerbaycan’a yani özüme soracaklarım var. Afrasya Birliği haricinde Türk Federasyonu projesiyle yıllardır Türkiye & Azerbaycan & Türkmeneli & Kıbrıs Türk Cumhuriyeti üzerinden somut öneriler simule eden biri olarak..

            Konyalı Celâleddin’in Rükneddin Kılıçarslan’a yazdığı “Demedim mi?” şiirindeki temaya benzer bir akibetten Mevlâ esirgesin diyerek ve mevzu daha iyi anlaşılsın deyu senli-benli sorayım:  

·        Her çağrıldığın yere niçin gidiyorsun?

·        Seni vuranla aynı masada niye oturursun?

·        Masaya oturmak işgalciyi ve zalimi meşru görmek anlamına gelmiyor mu?

·        Ateşkes’i neden kabul ettin; madem haklısın?

·        Hadi madem imzaladın, bari 12 yada 24 saatlik savaş ölülerini toplama gibi rutin bir işlem tesisine niçin girişmedin?

·        Arkası açık, sonraki süreci belirsizliklerle dolu basit bir metnin imzasına ne gerek vardı? Ermeniler bu metin doğrultusunda mı işgal ettikleri topraklardan çekilecek?

·        Haydi hepsini anladım; son maddeyle Türkiye’nin ipini niye çektin?

·        Ermenistan ‘Ateşkes’i bozuyor, sen niye devam ettiriyorsun veya ettiriyor gibisin?

·        Sorunu masada dondurmaya çalışıyorlar; farketmiyor musun?

·        Hep sızlanma ve şikâyet diplomasisi mi işletilecek?

Türklük kaderdir.” Kim demiş, niye demiş?