IMG-LOGO
Röportaj

Gıybet: İlâhiyatçı Veli Tâhir Erdoğan Anlattı.

11 10 2020

Oğuz Çetinoğlu: Sohbetimize. ‘Gıybet’ kavramının tarifiyle başlayabilir miyiz Hocam?

Veli Tâhir Erdoğan:Bir kimsenin aleyhindeki incitici, haysiyetini zedeleyici, küçük düşürücü söz ve davranışlar’ olarak tarif edilebilir.

Çetinoğlu: Gıybetin haram olduğu biliniyor. Bu hükmün dayanağı hakkında bilgi lütfeder misiniz?

Erdoğan: Kur’ân-ı Kerîm ve hadislerdir.

Çetinoğlu: Örnekleyebilir misiniz?

Erdoğan: Hucurât Sûresi 12. Âyet: Ey imân edenler! (Birbirleriniz hakkında) Zannın birçoğundan kaçının. Çünkü zannın bir kısmı (iftira, gıybet gibi yollarla kardeşlik hukukuna zarar vereceği için haramdır) günahtır. Birbirinizin (ayıp ve) kusurunu araştırmayın. (Birini alçaltarak yükselmeye çalışmak gerçekte alçalmadır. İstisnaî durumlar hariç) Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz (kendisine hiçbir şekilde tepki veremeyecek olan) ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? (Bakın) İşte bundan tiksindiniz (dağil mi) Aynen bunun gibi arkasından konuştuğunuz kişi de orada olmayışı ile adetâ bir ölü gibi savunmasızdır. Gelin, bu ahlâkî anlamda yamyamlaşma olan itibar katliamından vazgeçin. (Emirlerine itaat ederek) Allah’a karşı gelmekten sakının. (Eğer sizi Allah katında değersizleştirecek bu zilletten kurtulmak isterseniz iyi bilin ki) Allah (hatâsından dönen kullarının özürlerini çokça kabul eden) Tevvâb, (onları bağışlayıp merhamet eden) Rahim’dir.

Çetinoğlu: Hocam, ‘istisnaî durumlar hâriç’ buyurdunuz. İstisna kabul edilebilecek birkaç örnek rica edebilir miyim?

Erdoğan:

Çetinoğlu: Teşekkür ederim. Gıybet, hangi sebeplerle ‘büyük günahlardan’ sayılmıştır?

Erdoğan: Gıybet, ölü eti yemeye benzer: (Büyük müfessir merhum Elmalılı Hamdi Yazır’in ifadesiyle) ‘Gıybet edilen kimse, orada bulunmayıp söylenen sözü bilmemesi ve o anda kendini savunacak durumda olmaması sebebiyle adeta bir ölü gibidir.’

Gıybet cinayettir: Şeref ve haysiyetine değer veren, onlara zarar verecek her şeyden, ateşten sakınır gibi sakınan bir insan, itibarının kendisinden önce ölmesini istemez.

Gıybet, itibara sıkılan bir kurşundur: Bu kurşun, bedene doğrudan doğruya zarar vermez. Bu kurşun kan akıtmaz. Fakat bu kurşun, insanın canından daha değerli olan manevî şahsiyetine zarar verir. İnsanlar nezdinde mânevî değerini sıfırlayabilir.

Hadiste bildirildiği gibi bir mânevî cinâyet olan ‘gıybet, katl gibidir.’ (Kenzü’l-Ummâl, 3: 589, Hadis Nu: 8043)

Gıybet yargısız infazdır: Bir mahkeme düşünün hâkim, savcı, şâhit ve avukat aynı kişi, suçlamalara karşı savunma yapacak sanık ortada yok. Böyle bir mahkemede hakkınızda karar veriliyor.

Gıybet zinadan daha kötüdür: Peygamber Efendimiz buyuruyor: ‘Adam zina eder, sonra tevbe eder, Allah mağfiret buyurur. Gıybet eden ise gıybet edilen affetmedikçe mağfiret olunmaz. (Beyhaki, Şuabu’lİman, 6740-41-42)

Çetinoğlu: Gıybet yapan günaha giriyor. Peki dinleyen?

Erdoğan: Dinleyen de günah işlemiş olur.

Çetinoğlu: Ne yapmalı?

Erdoğan: Yanında birinin gıybeti yapılan kişi, gıybete tavır almalı. Böylece üç iyilik yapmış olur:

1-Kendine: Kalitesini koruyor. ‘Mü’minler kardeştir.’ âyeti gereğince kardeşinin bulunmadığı yerde, kardeşinin semâneti olan manevî şahsiyetine kimsenin zarar veremeyeceğini göstermekle mü’min olmanın, güven vermenin, güvenilir olmanın hakkını veriyor.

2-Gıybeti yapılan kişiye: Onun hakkında söylenecek rahatsız edici sözlerin söylenmesine ve yayılmasına engel olmakla, o kişinin toplum içindeki piyasa değeri diyeceğimiz itibarının yıpranmasını önlüyor.

3-Gıybeti yapan kişiye: Bu yardım, kötünün daha kötü olmasını engelleme anlamında bir iyiliktir. Peygamber Efendimiz bu iyiliği bir hadislerinde şöyle ifâde ediyor: ‘Yanlış yapanın yanlış yapmasına mâni olmak, hem ona hem de onun yanlışından mağdur olacaklara yapılmış yardımdır.

Çetinoğlu: Ahmet’in, Mehmet hakkında gıybette bulunması, Mehmet’e, Ahmet hakkında gıybet yapma hakkı sağlar mı?

Erdoğan: Kur’an okumanın, sünnet-i seniyyeye tâbi olmanın bir mü’mine kazandıracağı değerlerin başında ilkeli ve prensipli olmak gelir.

İlkeler ruh binamızı ayakta tutan taşıyıcı kolon veya sütunlara benzer. Kişilik ve karakter denen değerler bu sütunlar üzerinde yükselir.

Gıybet konusunda en önemli ilkelerden birisi: ‘Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde (kötülük yapmak sûretiyle) sapan kimse size zarar veremez’  âyetinden ilham aldığımız ‘başkasının yanlış yapması benim yanlış yapmamın gerekçesi olamaz’ ilkesidir.

Bu ilkeden yola çıkarak bir mü’mine yakışan: ‘Biri, mü’min kardeşinin etini yeme gibi mânevî bir yamyamlığı yaptı diye, ben de onun yaptığını yapamam, onun indiği seviyeye inemem’ demektir.

Kendine yakışanı yapmayan mü’min âhirette şöyle der: ‘Yâ Rabbî! Dünyadayken şu ibadetleri yapmıştım. Sayfamda bunlar yazılı değil’ der. Bunun üzerine ona ‘Onlar defterinden silindi, gıybetini yaptığın kişilerin defterine yazıldı’  denilir.

Şimdi de kendine yakışanı yapma noktasında bizlere örnek olan bir maneviyat büyüğümüzün hayatından bir kesite bakalım.

Hasan Basrî Hazretleri tabiînin (sahabeyi görenlerin) büyük imamlarındandır. Gıybet konusunda çok hassastır. Bir gün kendisine birisi gelip: ‘Ben yemekte falanın evinde idim, yemek yerken ev sahibi seni çekiştirdi’ der.

Hasan Basrî Hazretleri ‘sana o şahıs ne ikram etti?’ diye sorar, laf getiren kişi, ‘şunları şunları ikram etti’ deyince, Hazret; ‘O kadar şeyi midende sakladın da benim hakkımda söylediği sözleri saklayamadın mı?’ der.

Çetinoğlu: Gıybet edenlerden bâzıları, ‘söylediğim kusur onda var’ diyerek kendilerini temize çıkarmaya çalışıyorlar. Böyle yapanlara söylenecek sözünüz mutlaka vardır. Lütfeder misiniz?

Erdoğan: Hz. Peygamber’in yanında bir adamdan bahsederek: ‘Bedava olmazsa yemek yemez, başkaları masrafını karşılamadan yolculuk yapmaz’ dediler. Peygamber Efendimiz  ‘Arkadaşınızı gıybet ettiniz” dedi. Gıybet eden: ‘Biz onun hakkında sadece doğruyu söyledik’ dedi. Peygamber Efendimiz: ‘Kardeşinde olanı söylemen gıybet için yeter’ buyurdu. (Terğib, 4/285)

Başka bir olay:

Sahabe Efendilerimizden bazıları Peygamber Efendimizle birlikte bulunuyordu. Yanlarında bulunan adam kalkıp gidince içlerinden bazıları: Adamı kastederek ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Amma da âciz bir kimsedir o!’ dediler. Peygamberimiz: ‘Siz arkadaşınızı gıybet ettiniz. Onun etini yediniz’ dedi. (Terğib, 4/285) Bunun üzerine Sahabe, Peygamber Efendimize: ‘Ey Allah’ın Rasûlü! Bizim söylediğimiz vasıf o adamda vardır!’ dedi. Efendimiz: ‘Eğer sizin söyledikleriniz onda yoksa o zaman kendisine iftira etmiş olursunuz’ buyurdu. (Haysemi, 8/94)

Çetinoğlu: Bir kızgınlık anında veya boş bulunup gıybet yapan insan ne yapmalı?

Erdoğan: Acilen yapılması gereken Hakk’a ve halka gitmektir. Hakk’ın kapısını çalıp istiğfar etmeli, halkın kapısını çalıp özür dilemeli ve helallik istenmelidir.

Çetinoğlu: Çok teşekkür ederim Hocam! Allah razı olsun. Bir başka sohbetimizde sizinle zan hakkında konuşuruz inşalah…

 

VELİ TÂHİR ERDOĞAN:

     1965 Kırşehir’de doğdu. İlk, orta, lise ve üniversite (İlahiyat) eğitimini yurt içinde tamamladıktan soma uzun yıllar yurt dışında eğitim konularında proje danışmanlığı yaptı. Hâlen de bu görevine yurt içinde ve yurt dışında aktif olarak devam ediyor.

     Veli Tahir Erdoğan, röportaj yapılan şahsın müstear adıdır. Yazar, hayatı boyunca isim ve unvanı ile değil, çalışmalarıyla anılmak istemiştir. Bu sebeple isminin açıklanmasına izin vermemiştir. Telif ettiği pek çok kitapta da müstear isim kullanmıştır.

     Yayınlanmış eserlerinden bazıları:

     -Kur’ân Bana Ne Diyor?

     -Namaz Bana Ne Diyor?

     -Nuzul Bağlamında Peygamber Kıssaları

     -Gıybet

     -Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed

     -Mesajlarıyla Hac ve Umre

     -Meal Okuma Rehberi

     Eserlerin tamamı Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayınlanmıştır.