IMG-LOGO
Güncel

Fay Yasası Üzerine

30 09 2020

Yeraltında bulunan sıcak ve soğuk kaynaklarının yeryüzüne ulaşması ile insanoğluna yaşam olanağı veren fay hatları, zaman zaman meydana getirdikleri depremlerle de insanoğluna ciddi kayıplar yaşatmışlardır. Daha önceleri Belediye Meclis Kararları ile şehir dışına kaydırılmasına karar verilen fay hatları, alınan bu kararlara uymayıp yüz binlerce yıldır oldukları yerde durmaya devam edince, bu sefer iş daha sıkı tutuldu ve merkezi idare olaya el atarak, konusunda uzman beş kişiden oluşan bir ekip ile bir “Fay Yasası” hazırladığını duyurdu. Peki, nedir bu fay yasası? Neyi amaçlar? Neden ihtiyaç duyulmuştur?

Depremler büyüklüklerine bağlı olarak ciddi can ve mal kayıplarına yol açan doğal olaylardır. Maalesef bu doğa olayını önleme, engelleme veya geciktirme gibi bir becerimiz bulunmamaktadır. Ancak deprem öncesinde alınabilecek tedbirlerle ve önlemlerle meydana gelebilecek olan zararların azaltmak mümkündür. Deprem tehlikesi olan ülkelerdeki deprem-yapı yönetmelikleri,  deprem sırasında oluşabilecek olan kayıpların en aza indirilmesini amaçlar. Eğer yapılarımız bu yönetmeliklere uygun inşa edilirse, o yapının olası bir depremde en az hasara uğraması beklenilebilir. Hâlihazırda var olan yönetmeliklerden farklı olacağı bilinen “Fay Yasası” ile ilgili olarak kamuoyuna çok fazla bilgi yansımamasına rağmen,  Amerika Birleşik Devletleri (Kaliforniya Eyaleti) ile Yeni Zelanda’da uygulanmakta olan fay yasalarına benzer olacağı düşünülmektedir.  ABD-Kaliforniya eyaletinde 1971 yılında meydana gelen ve ağır kayıplara neden olan San Fernando depreminden (M=6.6) sonra, 22 Aralık 1972 tarihinde, yüzey kırığından kaynaklı hasarları en aza indirmek için, Alquist-Priolo Deprem Fay Zonu Yasası isimli bir yasa yürürlüğe girmiştir. Yine yıkıcı depremlerle sık karşılaşan Yeni Zelanda 1991 yılında benzer bir yasayı yürürlüğe sokmuştur. Bahsedilen bu yasalara göre arazide gözlenebilen fay kırıklarının üzerine ve bu fay kırıklarına olan ve yasada belirtilen güvenlik mesafesi içerisinde yapılaşma yasaklanmıştır.  Ülkemizde yürürlüğe girmesi istenilen Fay Yasası’nın da depremlerin yeryüzü üzerinde oluşturmuş olduğu yüzey kırıkların üzerinde ve yasanın belirleyeceği güvenlik mesafesinin içerisinde yer alan yapıları hedef alacağı aşikardır. Burada amaç, bir sonraki depremin, kendisinden önce oluşmuş olan depremin meydana getirdiği yüzey kırığının üzerinde oluşacağı düşüncesinden hareketle, bu yüzey kırığının meydana getireceği sismik riskin en aza indirilmesidir. Dolayısıyla bu yasa yürürlüğe girdiğinde, daha önce meydana gelmiş olan bir depremin oluşturduğu yüzey kırığı üzerinde ve bu yüzey kırığına olan güvenli mesafe içerisinde (güvenli mesafe yani yüzey kırığına olan uzaklık, ABD-Kaliforniya’da 15 metre, Yeni Zelanda’da ise 20 metre olarak belirlenmiştir) herhangi bir yapı yapılmasına izin vermeyecek, hâlihazırda var olan yapıların ise yıkılarak ortadan kaldırılmasına olanak sağlayacaktır.  

Örnekleri verilen ülkelerde uygulanmakta olan “Fay Yasası’nın” uygulama örneklerine bakıldığında, temel problemin “bir depremin yüzey kırıklarının çok iyi tanımlanmasının” olduğu görülmektedir.  Peki, yüzey kırığı nasıl oluşur? Teorik olarak bir depremin yüzey kırığı oluşturabilmesi için sığ derinliklerde (20 km ve daha sığ derinlikler) ve büyüklüğünün de 6 ve üzeri olması gerekmektedir. Ancak büyüklüğü 6’nın üzerinde olan birçok depremde yüzey kırığı oluşmadığı da bilinmektedir. Deprem ne kadar büyük ve sığ derinlikli olursa yüzey kırığı oluşturma ihtimali de o kadar büyük olacaktır.  Ülkemizde, yüzey kırıklarının iyi gözlenebildiği Kuzey Anadolu Fayı ile Doğu Anadolu Fayı üzerinde nispeten başarılı olabilecek bu yasa, 23 Ekim 2011 Van Depremi (M=7.1) örneğinde görüldüğü gibi, daha önce yüzey kırığı oluşmamış ancak deprem potansiyeli yüksek bölgeler için ise uygulanamaz görülmektedir.

Fay yasasının yürürlüğe girmesiyle birlikte, yasanın uygulanması sırasında, tanımlanabilen yüzey kırıkları üzerinde veya güvenlik mesafesi içerisinde bulunan yapıların yıkılması beraberinde bazı sorunları da getirebilecektir. Bunların başında, güvenli bölge içerisinde yapı/binalardaki hak sahiplerinin hazırlanan raporlara itirazları, buna bağlı olarak hukuki süreçlerin uzaması gelmektedir. Yurtdışı uygulamalarda arazi sahibi arazisinde bir yüzey kırığı olup olmadığını teknik hizmet satın alarak belirlemek zorundadır. Türkiye’de yüzey kırığının özel şirketler vasıtası ile raporlanması durumunda, denetim kurumunun çok iyi çalışması gerekecektir. Özellikle yerleşim yerlerinin içerisine kalan ve izleri silinmiş yüzey kırıklarının uzman kişilerce belirlenip tanımlanması çok önemlidir. Hizmeti verecek olan özel şirketin, uzman kuruluşlarca denetlenmesi, veya bu görevin AFAD’ın konusunda uzman yer bilimciler tarafından yapılması gerekmektedir. AFAD ek olarak, yüzey kırığı belirleme çalışmalarına yönelik eğitimler vererek, arazi çalışmalarında yüzey kırığı belirleme konusunda belirli bir sertifikaya sahip yer bilimcileri görevlendirmesi/yetkilendirmesi hazırlanan raporların doğruluk payını arttıracak ve buna bağlı olarak hukuki itiraz süreçlerini kısaltacaktır.  Eğer hazırlanan raporlar, birtakım baskılarla değiştirilecekse çıkarılan yasanın bir anlamı kalmayacağı gibi, ciddi mağduriyetler ve yasa çıkarıcı erklere güvensizlik yaratacaktır. Yine, yapıları yıkılan hak sahiplerine gösterilecek olan yeni yerleşim yerlerinin nerelerde olacağı, bunların hal sahiplerine ücretsiz mi yoksa ücretli mi verileceği ve verilen bu yeni yapıların hak sahiplerini memnun edip etmemesi, karşılaşılması muhtemel diğer sorunlar olarak düşünülmektedir.

Sonuç olarak, teoride deprem zararlarının azaltılması adına oldukça faydalı olabileceği düşünülen “Fay Yasası”, pratikte popülist politikaların uygulandığı ülkemizde beraberinde birçok uygulama sorununu da getirecektir. Burada yapılması gereken, kısa vadeli, popülist kararlar yerine, uzun vadede daha çok yarar sağlayacak ve insanlarımızın yaşam kalitesini arttırıcı yönde kararlar alarak, deprem zararlarının azaltılmasına yönelik çalışmalara devam etmektir. Göründüğünden çok daha fazla karmaşık olan “Fay Yasası” nın ülkemiz adına iyi sonuçlar vermesi en büyük temennimizdir.

 

Sağlıcakla…