IMG-LOGO
Kültür - Sanat

Mehmet Emin Resulzade Seçme Eserler 1 ve 2

30 09 2020

(İkinci Bölüm)

Onlarca kitap, yüzlerce makale yazıp yayınlayan, milletinin sevgisi kazanıp gönüllerde taht kuran Mehmet Emin Resulzâde çok yorucu ve uzun süreli mücâdelelerle dopdolu bir hayat yaşamıştır. Rahat ve huzur içerisinde olan bir insanın değerli eserler hazırlayabilmiş olması fevkalâde bir durum olarak değerlendirilmeyebilir. Sâkin bir denizde geminin hızla yol alması, menziline kısa zamanda ulaşması tabiî bir hâdisedir. Değerli eserler veren Resulzâde’nin fırtınalı hayat hikâyesi bilindiğinde, eserlerinin değeri idraklerde artmaktadır.

Mehmet Emin Resulzâde:

31 Ocak 1884 tarihinde Bakü’nün Novhanı köyünde dünyaya geldi.

Babası tanınmış bir din âlimi olan Hacı Molla Ali Ekber’den ve aile çevresinden dinî bilgiler aldı, Arapça ve Farsça öğrendi. Daha sonra Farsçasını geliştirdi. Rus-Tatar mektebinde okuduktan sonra bir müddet Bakü Teknik Okulu’na devam etti. Bu yıllarda Bakü’nün ekonomik, sosyal ve siyâsî ortamından, Rusya’da ve Rusya Müslümanları arasında gittikçe yaygınlaşan inkılâpçı hareketlerden, Gaspıralı İsmail Bey’in önderlik ettiği Usûl-i Cedîd Okulları ve onun eğitimi hakkındaki görüşlerinden etkilenip millî meselelerle ciddî şekilde ilgilenmeye başladı. 1902’de Rus sömürge yönetimine karşı mücâdele etmek için Müslüman Gençlik Teşkilâtı adıyla gizli bir cemiyet kurdu. Bu cemiyet Müslüman Demokratik Müsâvat Cemiyeti ismini alarak çalışmalarına devam etti. 1904 yılı sonlarına doğru arkadaşları Mîr Hasan Mevsimov, Mehemmed Hasan Hacinski ile birlikte bu cemiyeti, Rus Sosyal Demokrat Fehle (işçi) Partisi’nin Bakü komitesi içerisinde yer alan Müslüman Sosyal Demokrat Himmet (kısaca Himmet / Hümmet) teşkilâtına dönüştürdü. M. Azizbeyov, Neriman Nerimanov ve S. M. Efendiyev gibi inkılâpçıların da katıldığı bu teşkilâtın 1904-1905 yıllarında altı sayı çıkarılan ve gizlice teksir edilip dağıtılan ‘Himmet’ adlı bir yayın organı vardı.

Resulzâde, iş hayatına Bakü’de Rusça yayımlanan Kaspi Gazetesi’nde mürettiplik yaparak başladı. Daha sonra gazetecilik onun asıl mesleği oldu. Resulzâde’nin ilk yazısı, Tiflis’te Mehemmedağa Şahtahtlı’nın çıkardığı ‘Şark-ı Rus Gazetesi’nde yayımlanan ‘Saadetlü Mehemmedağa Huzuruna’ başlıklı mektubudur. Aynı gazetede çıkan ikinci yazısı, amcasının oğlu Mehemmedeli (Muhammedali) Resulzâde ile birlikte yazdıkları ‘Himmet ve Gayret Vaktidir’ başlıklı makaledir. Aydınların millete karşı sorumluluklarının dile getirildiği bu makalede Kafkasya’da din bilgini yetiştirecek bir medresenin ve usûl-i cedîd eğitimi yapacak mekteplerin açılması üzerinde duruluyordu. Resulzâde ayrıca Hüseyinzâde Ali Turan Bey’in Bakü’de 1907-1908 yıllarında yayımladığı Füzûyâd Dergisi’ne ve Ağaoğlu Ahmet’in 1908-1909 yıllarında çıkardığı İrşad ve Terakkî gazetesine makaleler yazdı. 1906 yılında Türkçe ve Ermenice neşredilen Davet-Goç’ta, 1906-1907 yıllarında Himmet teşkilâtının yayın organı olan Tekâmül’de, bu gazete kapatılınca yerine 1907 yılında çıkan Yoldaş’ta çeşitli konularda yazıları çıktı. Bu yazılarından O’nun ilk gençlik yıllarından itibaren Rus sömürge siyâsetine karşı hürriyetçi ve inkılâpçı bir tavır takındığı, sâdece Kafkasya Müslümanlarının değil bütün Rusya Müslümanlarının, İran ve Türkiye’nin problemleriyle ilgilendiği anlaşılmaktadır.

Resulzâde, 1903’ten itibaren kurulmaya başlayan ve Azerbaycan’da millî şuurun, sosyal ve kültürel hayatın gelişmesinin önemli etkisi bulunan Sefa, Necat, Edep Yurdu, Cem’iyyet-i Hayriyye gibi derneklerde görev aldı. Bir süre Terakki’nin, 1908’de geçici olarak İrşad’ın redaktörlüğünü üstlendi. Öte yandan siyasî olaylarda, gösteri ve mitinglerde aktif rol aldı. Aynı dönemde Bakü petrol işçilerine ve Kafkasya’nın çeşitli yerlerine gönderilen inkılâpçı broşürlerin yazılması ve dağıtılması işine katıldı. Amcasının oğlu Mehemmedeli Resulzâde vasıtasıyla bu yıllarda Stalin’le tanıştı. Stalin’le birlikte bazı faaliyetlere girişti, O’nu birkaç defa ölümden kurtardı. Aynı zamanda edebiyatla da ilgilenen Resulzâde 1908 yılında, millî duyguları uyandıran ‘Karanlıkta Işıklar’ ve ‘Nâgeân Belâ’ adlı piyesleri kaleme aldı. Bu yıllarda imparatorluğun bütünlüğünü korumakta ısrar eden, esir halkların hürriyet isteklerine karşı çıkan Rus sosyal demokratlarına olan inancını kaybetmeye başladı. Düşünceleri Azerbaycan’ın ve diğer esir halkların Rusya içinde muhtariyet kazanması yönünde değişime uğradı.

Rus Başbakanı Stolıpin’in 1907’de İkinci Duma’yı dağıtarak çarlığı yeniden despot bir yönetime sürüklemesinin ardından birçok teşkilât gibi Himmet teşkilâtı da kapatıldı. İnkılâpçı aydınların, gazeteci ve yazarların tutuklanıp hapse atıldığı veya sürgün tehlikesiyle karşılaştığı bu dönemde Resulzâde, Rus polisinin takibinden kurtulmak ve İran Meşrutiyet Hareketi’ni tâkip etmek için İran’a gitti. Burada Himmet teşkilâtının temsilcisi ve Terakkî Gazetesi’nin muhabiri olarak çalıştı. Çoğunluğunu Azerbaycan Türklerinin oluşturduğu meşrutiyet taraftarı aydınların sosyal demokrat düşüncelerle tanışmasında önemli rol oynadı. 1910’da İran Demokrat Partisi’nin kurucuları arasında yer aldı ve partinin merkez komitesine seçildi. 1909’da, bir yandan ‘Îrân-ı Nev’ isimli yayın organında Rus hükümetini eleştiren makaleler yazarken diğer yandan Bakü’deki Terakkî Gazetesi’ne ‘İran Mektupları’ başlığıyla seri yazılar gönderdi. O’nun bu iki gazetede çıkan yazıları İran meşrutiyet hareketinin önemli kaynakları arasındadır.

İran’da emperyalizme karşı açılan meşrutiyet cephesinin ilk hedeflerinden biri Rusya idi. Bu sebeple çok geçmeden Rusya’nın askerî müdâhalesiyle İran meşrutiyet hareketi kanlı bir şekilde bastırıldı ve Resulzâde Rus hükümetinin isteği üzerine, Mayıs 1911’de sınır dışı edildi. Tahran’daki mücâdele arkadaşı Seyit Hasan Tağızâde ile birlikte İstanbul’a giden Resulzâde burada yine kendisi gibi Azerbaycan’dan ayrılmak zorunda kalan Ağaoğlu Ahmet ve Hüseyinzâde Ali Bey’le buluştu. Kazan Türk’lerinden Yusuf Akçura ile, başta Ziya Gökalp olmak üzere İttihat ve Terakkî Cemiyeti’nin ileri gelen temsilcileriyle tanıştı. Türk Ocakları’nın çalışmalarına katıldı. Bu çevrede tanıdığı bazı aydınlar ve özellikle Ziya Gökalp, Resulzâde’yi bir hayli etkiledi. Türk Yurdu’nda ve Sırât-ı Müstakim’de İran ve İran Türkleri hakkında yazılar yazdı. 1913’te Romanov hanedanının 300. yılı dolayısıyla çıkarılan genel aftan faydalanarak Bakü’ye döndü. Müsâvat Partisi'nin başına geçerek siyasî faaliyetlerine devam etti. Ekim 1914’ten itibaren dönemin en etkin gazetelerinden biri olan İkbal’de yönetici ve başyazar olarak çalıştı. Ertesi yıl Müsâvat Partisi’nin yayın organı olan ve 1915-1918 yılları arasında yayınlanan Açıksöz Gazetesi’ni kurarak başyazarlığını yaptı. ‘Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak’ ülküsünü savunan bu gazetede Rusya Türklerinin kendi mukadderatını kendilerinin belirlemesi gerektiği üzerinde durdu.

Resulzâde, 1914-1915’te Birinci Dünya Savaşı sırasında Doğu Anadolu’da bir kısmı Azerbaycan, Kafkasya içlerine kaçmak zorunda kalan, Ermeni baskın ve katliamlarına uğrayan Osmanlı tebaası Türklere yardım kampanyasını düzenleyenlerden biri oldu. Bu yolda hizmet gören Azerbaycan Cem’iyyet-i Hayriyyesi’nin faaliyetlerini destekledi. 1917’de ‘Kardaş Kömeği’ adlı bir mecmua çıkararak gelirini bu kampanya için harcadı. 1914-1916 yıllarında Dirilik’te kendi milliyetçilik anlayışını açıklamaya devam etti. 1917 Nisan ayında Bakü'de toplanan Kafkasya Müslümanları kurultayında O’nun Rusya’nın federal bir yapıya kavuşturulması gerektiği yolundaki teklifi benimsendi. 1-11 Mayıs 1917’de Moskova’daki Bütün Rusya Müslümanları Şûrası’nda her halk için toprağa dayalı muhtariyet teklifi kabul edildi. Bu dönemde yayımladığı kitapçıklarla görüşlerini bütün Rusya Müslümanlarına ulaştırdı. Moskova kurultayında yaptığı konuşma Ahmet Salikov’un konuşmasıyla birlikte basıldı. Ancak millî istiklâl yolundaki faaliyetleri ve yazıları sebebiyle hapse atıldı. 1917 Bolşevik İhtilâli’nin patlak vermesiyle hapisten kurtuldu. Gaspıralı İsmail Bey’in damadı Nesibbey Yusufbeyli’nin 1917’de Gence’de kurduğu Türk Adem-i Merkeziyet Partisi’nin Müsâvat Partisi ile birleşerek Türk Adem-i Merkeziyet Partisi Müsâvat adını almasının ardından gerçekleştirilen kurultayda başkanlığa getirildi. 1917’nin sonbaharında Rusya’da yapılan milletvekili seçimlerinde hem Azerbaycan’dan hem Türkistan’dan Rus parlamentosuna seçildi.

 1917 Bolşevik İhtilâli’nden sonra Tiflis’te Türkler, Gürcüler ve Ermenilerin katılımıyla Kafkasya’nın idâresini eline alan milletvekillerinin kurduğu hükümetin dağılması üzerine Azerbaycan temsilcileri Azerbaycan Millî Şûrası'nı oluşturdular. Şûra başkanlığına Resulzâde getirildi. Azerbaycan Millî Şûrası 28 Mayıs 1918’de Azerbaycan’ın bağımsızlığını ilân etti ve Resulzâde devlet başkanlığına seçildi. Bakü işgal altında olduğundan Gence devlet merkezi ilân edildi. Haziran 1918’de Orta Avrupa devletlerinin katılımıyla Kafkasya meselelerinin görüşüleceği düşünülen konferansta Azerbaycan’ı temsil etmek üzere İstanbul’a giden Resulzâde, burada yabancı devletlerin ileri gelenleriyle temas kurarak Bakü’nün işgalden kurtarılması için teşebbüslerde bulundu. Ancak bir sonuç alamadı. O sırada Bakû üzerine ilerlemekte olan Türk ordusu ve Azerbaycan gönüllüleri 15 Eylül 1918’de şehri işgalcilerden kurtarınca hükümet merkezi Bakü’ye taşındı. Resulzâde, Azerbaycan’a dönerek devlet başkanlığı görevine devam etti. 1919’da Müsavat Partisi’nin ikinci kongresinde yeniden parti başkanlığına seçildi. Ancak Bolşeviklerin 27 Nisan 1920 târihinde Azerbaycan’da idâreyi ele geçirmesi üzerine Abbaskulu Kâzımzâde ile birlikte, gizlendikleri bir köy evinde yakalanarak Bakû’ye getirildi ve hapse atıldı. O sırada Bakû’ye gelen Stalin’in yardımıyla hapisten kurtulan Resulzâde, Stalin tarafından 1921’de Moskova’ya götürüldü. Stalin kendisine defalarca resmî görev teklif ettiyse de o Bolşeviklerle iş birliği anlamına gelebilecek her türlü faaliyetten uzak durdu. Sadece Moskova Şarkiyat Enstitüsü’nde Türkçe ve Farsça dersleri vermeyi kabul etti.

Bakü’de yer altı faaliyetlerini devam ettiren Müsavat Partisi’nin kararı uyarınca Resulzâde ilmî araştırmalar yapma bahânesiyle 1922 yılı başlarında Petersburg’a gitti, buradan kaçtığı Finlandiya’da bir ay kaldıktan sonra Fransa’ya gidip oradan 1922 yazında İstanbul’a geldi. Ertesi yıl çıkarmaya başladığı, Kasım 1927’ye kadar doksan dört sayı neşredilen Yeni Kafkasya Dergisi’nde Azerbaycan Türkleri ile çarlık yönetimi altındaki Türklerin problemlerini dile getirdi, İran ve Sovyet hükümetlerini hedef alan sert yazılar yazdı. Yeni Kafkasya Dergisi, 1 Ekim 1927 târihinde Sovyet yönetiminin baskısıyla kapatıldı. İstanbul’da yayımlanan bazı gazetelerde Sovyetler Birliği ve İran aleyhine makaleler yazmaya devam edince yine Sovyetler’in baskıları sonucu 1928’de İstanbul’dan ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Avrupa’ya geçerek çeşitli ülkelerde Azerbaycan dâvâsını dünyaya açıklamaya devam etti. Rusya’nın hâkimiyeti altındaki milletlere mensup göçmenlerin oluşturduğu ve Prometeus adlı cemiyetin Paris’teki yayın organı olan ve 1929-1939 yılları arasında yayınlanan Promete Dergisi’nde ve 1932-1938 yılları arasında yayınlanan Kafkaz Dergisi’nde makaleler yazdı. Berlin’de 1932’den 1934’e kadar O’nun yönetiminde çıkan İstiklâl ve 1934-1938 yılları arasında yayınlanan Kurtuluş gazetelerinde, ayrıca Müsâvat Bülteni’nde birçok yazısı neşredildi, 1934’te Brüksel’de Millî Gürcistan ve Kuzey Kafkasya devlet başkanları ile Kafkasya Konfederasyonu’nu kurdu. Bu dönemde Resulzâde ile bazı Azerbaycan temsilcileri arasında liderlik konusunda anlaşmazlık ortaya çıktı. Genceli Şefi Rüstembeyli ile Halil Hasmemmedli, Resulzâde’ye karşı tavır aldılar. Ancak muhaceretteki Müsâvatçılar’ın ekseriyeti Resulzâde’yi tercih edince diğerleri partiden ihraç edildi.

Resulzâde, değişen siyasî şartlar sebebiyle muhaceretteki Müsâvat Partisi mensuplarını 1936’da Polonya’da toplantıya çağırdı. Bu toplantıda partinin yeni programı kabul edildi ve Müsavat Partisi Yeni Program Esasları adıyla 1936’da Varşova’da yayımlandı. Polonya’nın Ruslar tarafından işgali üzerine Berlin’e giden Resulzâde, burada arkadaşlarıyla birlikte Azerbaycan’ın geleceği üzerinde Almanlarla yapılan görüşmelere katıldı. Nazilerin Azerbaycan’ın haklarını tanıma ve istiklâlini temin etme niyetinde olmadığını görerek 1942 sonbaharında Almanya’dan ayrıldı. Alman siyâseti hakkındaki olumsuz düşüncelerini 5 Ağustos 1943 târihinde bir muhtıra ile açıklayarak Bükreş’e döndü. Burada kendisine Türkiye büyükelçisi Hamdullah Suphi Tanrıöver yardımcı oldu. 1944’te Bolşeviklerin Bükreş’e de girmesi üzerine İsviçre’ye gitmek istedi, ancak vize alamadı. 1944 Ekim ayında Almanya’ya sığınmak mecburiyetinde kaldı. 1947 Eylülünde Türkiye’ye gelerek Ankara’ya yerleşti. Önce Millî Eğitim Bakanlığı Yayım Müdürlüğü’nde, daha sonra Millî Kütüphane’de memur olarak çalıştı. 1949’da Ankara’da kurulan Azerbaycan Kültür Derneği’nin fahrî başkanlığına getirildi. Dernek, 1 Nisan 1952 târihinde günümüzde de yayımlanmakta olan Azerbaycan adlı dergiyi çıkarmaya başladı. Bu dergide ve daha başka yayın organlarında birçok makalesi yayımlandı.

Mehmet Emin Resulzâde 6 Mart 1955’te Ankara’da vefat etti ve Asri Mezarlığa defnedildi.

Sâdece Azerbaycan Türklerinin değil bütün Türk dünyasının önde gelen fikir ve siyaset adamları arasında yer alan Resulzâde’nin Azerbaycan’ın çarlık Rusya’sı ve Sovyet dönemi târihine dair objektif değerlendirmeleri ve yorumları, Sovyetler Birliği’nin yıkılması ve Azerbaycan’daki katı ideolojik tavrın yok olmasıyla bir hayli değer kazanmıştır. Bugün Azerbaycan târihi, dili ve edebiyatı hakkında yapılan yeni çalışmalarda Resulzâde’nin fikirlerine yeniden dönüldüğü ve onların ışığında değerlendirmeler yapıldığı görülmektedir. Hayatının birçok safhası gibi çeşitli dillerde yazılmış eserleri ve makaleleri ciddî araştırmaları beklemektedir. Nitekim yakın dönemde Türkiye’de ve Azerbaycan’da hakkında araştırmalar gerçekleştirilmiş, eserleri yeniden yayımlanmaya başlanmıştır.

Mehmet Emin Resulzâde diyor ki:

Yıkıcı ve çökertici enternasyonalist ve kozmopolit fikirlerin önüne ancak millî bünyeyi kuvvetlendirmek ve sağlamlaştırmak suretiyle geçilebilir.  Milliyetçilik fikri; en tabii, en medenî ve en ileri fikirdir. İlim ve kültürün gelişmesini ve yayılmasını engellemek şöyle dursun, bu gelişme ve yayılmanın en müessir ve en kuvvetli âmilidir. Hem de insanlık kültürünün en tabii, en normal inkişaf yoludur.

 

Prof. Dr. Yavuz Akpınar:

1947 yılında Ardahan'da doğdu. Yüksek tahsilini 1969’da Erzurum Atatürk Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı. 1969-1984 yıllarında Atatürk Üniversitesi'nde Azerbaycan edebiyatı sahasında asistan ve doktor asistan olarak çalıştı. Modern Azerbaycan Edebiyatı’nın kurucusu Mirza Feth Ali Ahundzade hakkındaki doktora çalışmasını l980’de Erzurum'da tamamladı. 1994'te doçent oldu.

1984 yılında İzmir'de Ege Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde çalışmaya başladı.

1992-1993 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde, Michigan Üniversitesi'nde misâfir öğretim üyesi olarak bulundu; sâhasıyla ilgili araştırmalar yaptı.

1992'de bir yıl boyunca Washington'daki Amerika’nın Sesi Radyosu’nun Azerbaycan servisine her hafta Azerbaycan kültür hayatıyla alakalı makaleler yazıp kendi sesiyle okudu. 1989 yılında Azerbaycan edebiyatı hakkındaki çalışmaları, yayınları sebebiyle Azerbaycan hükümeti tarafından ‘Azerbaycan Devlet Mükâfatı’na lâyık görüldü.

1993’te Azerbaycan Edebiyatı ve Türkiye ile Azerbaycan arasındaki fikrî, edebî ilişkiler konusunda yaptığı araştırmalar ve yayınlardan dolayı ‘Mehmed Emin Resulzâde Adına Azerbaycan Dövlet Üniversitesi’ (Bakû) tarafından fahrî doktora ile taltif edildi.

1996’da Türk Ocakları Genel Merkezi'nin ‘Ziya Gökalp İlim ve Teşvik’ armağanına lâyık görüldü.

1982'den itibaren Avukat İbrahim Bozyel'le birlikte bütün Türk edebiyatlarını kucaklayan Kardaş Edebiyatlar adlı bir dergi çıkarmaya başladı. Bu derginin yayın kurulu başkanlığını yaptı.

Türk Kültürü Araştırmaları Ensititüsü'nün Haberleşme Üyesi (1993) ve Azerbaycan Yazarlar Birliği'nin üyesidir (1995).

İzmir'de Ege Üniversitesi’nde Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Anabilim Dalı'nın başkanlığı görevinde bulundu. Ayrıca eski Azerbaycan Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzâde ve Gaspıralı İsmail Bey’in külliyatını yayına hazırlamayı hedefleyen projeleri yürütmektedir.

Araştırmaları sebebiyle 1970’den itibâren sık sık Sovyetler Birliği ve İran’da bulundu.

Yayınlanmış eserleri:

İsmail Gaspıralı / Seçilmiş Eserleri. Ötüken Neşriyat 2019; Bilgisayar Destekli Eğitimde Uygulamalar. Anı Yayıncılık, 2005; Azerbaycan Edebiyatı Araştırmaları. Dergâh Yayınları 1994; Yeni Kafkasya (4 Cilt) (Selçuk Türkyılmaz ve Yılmaz Özkaya ile) Teas Press 2018; Çağdaş Türk Edebiyatı (2 Cilt) Anadolu Üniversitesi Yayınları 2013; Mehmet Emin Resulzâde Yeni Kafkasya yazıları 1923-1927) Türk Târih Kurumu Yayınları 2017; Mehmet Emin Resulzâde / Türk Yurdu ve Sebillürreşat Yazıları. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayını, 1993; Bin Yılın 100 Şâiri / Azerbaycan Şiir Antolojisi. Kültür Bakanlığı Yayınları 2000.