IMG-LOGO
Güncel

Coğrafya Kaderimiz mi?

19 09 2020

Coğrafya, milletlerin kaderini tayin eder derler bir dereceye kadar doğrudur. Sınır komşularıyla kültürel ilişkiler, coğrafi yapının özellikleri, aynı coğrafyada yaşayan insanların karakteristik özellikleri gibi etkenler o bölge insanlarının ortak kaderlerini oluşturur.

Zaten bu konu İslam dinince de açık seçik belirtilmiştir. Cüzi irade, Külli irade. Cüzi irade, insanlar akıl ve zekâları nispetinde kaderlerinin bir kısmını belirleyebileceği, hareketlerini kontrol edeceği iradedir. Külli irade ise, Tanrı’nın yazdığı, değiştirilemeyen irade ve kaderdir.

Ama az okuyan İslam toplumunun nakilci çoğunluğunda olduğu gibi cüzi iradeyi bir kenara bırakıp, başına gelen her olayı külli iradeye bağlaması; kendisinin büyük ölçüde sorumluluktan kaçması ve haşa Tanrı’yı kendi suçlarına alet etmesidir.

Bu gün Türkiye coğrafi konum itibariyle dünyanın en stratejik bölesinde bulunuyor. Bir tarafı Asya, diğer ucu Avrupa kıtasına dayanan yurdumuzun, bu konumundan dolayı tabiidir ki, avantajları ve dezavantajları vardır. Ama cesaretli ve akıllı devlet adamları, bu gün dezavantaj olarak gördüğümüz konuları, millet olarak tarih boyunca bu kadim topraklarda avantaja çevirebilmişlerdir.

Yakın coğrafyada, Ortadoğu’da İsrail’i, Uzakdoğu’da Çin ve Güney Kore’yi ele alırsak, Ortadoğu’da birer aşiret devleti halindeki Araplarla sınır sınıra olan İsrail, ekonomide, eğitimde ve teknolojide dünyanın odak merkezi olmuşken, aynı soy ve kültüre bağlı Arapların, kendi aralarındaki kavgaları ve petrollerinden başka akla gelen hiçbir özellikleri ve gelir kaynakları yoktur.

Gene feodalitenin hüküm sürdüğü Asya kıtasının iki zengin ülkesi Çin ve Güney Kore; bulundukları kıtanın yapısına inat, ülkelerinin kaderini tersine çevirebilmişlerdir. Son yıllarda devlet adamlarımızın ağzından sıkça duyduğumuz başaramayıp altında ezildikleri her olay için: “Bu işin fıtratında böyle zorluklar var, yapacak bir şey yok.” Deyip, işi kaderciliğe bırakmamış, ilmin ışığında yürümüşler ve ilim, fen, teknoloji ve ekonomide dünyanın süper devletleri arasına girmişlerdir.

Şunu bir kere daha vurgulamak isterim ki; dost devlet yoktur, düşman devlet de yoktur, sadece ülkeler arasında karşılıklı çıkarlar vardır. Bu günkü Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerine bakıp ta, işte bu bizim kaderimiz diyemeyiz. “Komşularla sıfır sorun” diyerek işe başlayıp, 19 yıl sonra sıfır dost komşu noktasına gelmişsek, burada durup düşünmemiz gerekiyor.

Yunanistan, 2004 yılından bu güne kadar 19 ada ve bir kayalığımızı işgal etti. Emekli eski askeri otoriteler muhalefet partileri hükümet yetkililerini sürekli uyarmalarına rağmen nedense iktidar olayları görmezden gelip, üç maymunu oynadı. Eğer Yunanistan ilk adamızı işgal ettiğinde 1996’da Kardak kayalığında olduğu gibi anında gerekli cevap verilseydi, işler bu noktaya gelmez, bir daha böyle bir olaya cüret edemezlerdi.

AKP hükümetleri döneminde Ortadoğu’da kendi kötü kaderimizi maalesef kendimiz yazdık. İsrail ile dostluğumuz vardı, Amerika ve Avrupa’da güçlü İsrail lobisi, Ermenilerin sözde soykırım tasarısı gündeme geldiğinde her defasında geri çevrilir, reddedilirdi. Ama ya bu gün?

Bu gün, sözü edilen ülkelerde Ermeni tasarıları kabul edildiği gibi, Doğu Akdeniz konusunda da İsrail’i Yunanistan’ın yanında görüyoruz.

Diplomatik ilişkilerimizin bağını kopardığımız sadece İsrail olsa neyse diyeceğim ama ya kralları öldüğünde bayraklarımızı yarıya indirdiğimiz Suudi Arabistan, Birleşik Arap Krallığı, ya Mısır? Emevi camiinde namaz kılacağımız Suriye’yi saymıyorum bile.

Sağlıklı kalın!